Mal Peet – Elspeth Graham – Kış Mevsiminin Oluşumu

Dünya yüzeyinin çok çok aşağısında başka bir . J*_J dünya vardı. Bu dünya üzüntünün rengine sahipti. Ormanları ve çiçekleri, kül kadar griydi. Buzlu nehirleri hiç ses çıkarmadan akardı. Yakılan ateşlerin alevleri gri ve soğuktu. 3 Bu renksiz bir dünyaydı. Burası ölülerin ruhlarının yaşadığı Yer Altı Dünyası’ydı. Yer Altı Dünyası’nın hükümdarı ve ölülerin tanrısının adı Hades’ti. Hades; uzun boylu, yakışıklı bir tanrıydı. Uzun saçlarının rengi gümüştü. Gözleri koyuydu ve onlar da çok üzgündü. Üzgün bakışlı Hades bir gün krallığında gezintiye çıktı; hayalet hizmetkârları da ona eşlik ediyordu. Söyleyecek fazla şeyleri yoktu. Bazen, sıkıntıdan patlayan Hades, “Hadi ama! Birisi bir şeyler söylesin! Bana bir hikâye anlatsın!” derdi.


Ama ölüler hikâye anlatamazlardı. Hayaletler sadece kış rüzgârı gibi inlerlerdi. Hades yalnız bir tanrıydı. Hades, Yer Üstü Dünyası’nda yaşayamazdı. Orayı birkaç kez ziyaret etmiş, ama parlak ışık başım ağrıtmıştı. Gözlerinin içine kırık cam parçaları girmiş gibi hissetmişti. Hades gökyüzündeki bulutları gördüğündeyse onları unutamamıştı. Çoğu zaman onları düşünmüş, ne kadar güzel olduklarını, güneş ışığında ve gölgede nasıl şekil değiştirdiklerini hatırlamıştı. Yer Üstü Dünyası’nın hatırası, gözlerini yaşlarla sızlatmıştı. Hades, diğer hayaletlerin arasında tahtına oturdu ve derin bir iç geçirdi. Tekrar yukarıya, Yer Üstü Dünyası’na gitmeliydi. Başını ağrıtacak, kalbini sızlatacak, ama buna değecekti. İkinci Bölüm Yer Üstü Dünyası’na Ziyaret Sonunda, gün ışığına açılan bir mağaraya geldi. Güneş ışınlarının arasından sendeleyerek ilerledi ve acıyan gözlerini kıstı. Mağaranın girişinde durarak Yer Üstü Dünyası’nı dikkatle seyretmeye başladı.

S Ne kadar da harikaydılar! Hades mağaranın girişindeki kayalara yaslandı. Heyecandan başı dönmüştü. Hades ılık bir ilkbahar sabahına bakıyordu. Önünde, beyaz, sarı ve pembe yabani çiçeklerle süslü bir çayır uzanıyordu. Ağaçlar kendilerinden daha koyu renkteki gölgelerinin içinden yükseliyordu. 9 Hades dünyanın yeşil olduğunu hatırladı. Evet, öyleydi, yeşildi. Yer Üstü Dünyası’nda pek çok farklı tonda yeşil vardı. Her ağacın ve bitkinin kendine has yeşil rengi ve çimlere yansıyan daha koyu gölgesi vardı. Yüzlerce tonda yeşil! İnanılmaz! Müthiş! Daha ileride, ışık mavi denizin üzerinde dans ediyordu. Daha da ileride, uçuk renkli mor dağlar berrak mavi gökyüzüne yükseliyordu. Onlara bakan Hades’in başı dönmeye başladı. Sesler de vardı. Yapraklar rüzgârla ıslık çalıyordu. Hayvanlar uzaklardan sesleniyordu.

Gökyüzü cıvıl cıvıl öten kuşların sesiyle dolmuştu. Hades elleriyle gözlerine siper yaptı. Yer Üstü Dünyası’nın parlaklığı başını ağrıtmaya başlamıştı. Eğer bir dakika daha bakmaya devam ederse, kör olacağını hissetti. Gözlerini acıtmayan yer altına, loş gri dünyaya dönmenin zamanı gelmişti. Tam bu sırada, Hades bir ses duydu. Yaşayan, şarkı söyleyen birinin sesiydi bu. Nereden geldiğini görmek için başını çevirdi. Sonra ona âşık oldu. Öylece, birdenbire!

.

PDF Kitap İndir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir