Tahir Alangu – Kediler Padişahı

Bir varmış bir yokmuş. Tanrı’nın kulu çokmuş. Çok ;A.,f:J·-· yemesi, yok demesi günahmış. Evvel zaman içinde bir sümüklüböcek varmış. Evi sırtında, duvarın dibinde, yalnız başına, sessiz sakin yaşarmış. Günün birinde yalnızlıktan sıkılmış, bıkmış. Sarmısak zarından baş örtüsü, soğan kabuğundan ferace, hurma çekirdeğinden takunya giyinmiş, kendine bir koca aramaya çıkmış. Soğan kabuğundan kepenek, sellim sellim sepelek, gide gide giderek, yolda bir Oduncu Baba’ya rastlamış. Oduncu Baba buna seslenmiş: “Nereye gidiyorsun sümüklüböcek?” Sümüklüböcek bu sözlere sinirlenmiş: “Hıh, benim adım sümüklüböcek mi?” demiş, dargın küskün söylenmiş. Oduncu Baba da: “Ya nedir?” diye sormuş. O da: Örümcekli üzmez kadın Bürümcekli büzmez kadın Saçı uzun saymaz kadın Al duvaklı gelin hatun. 7 1 1 1 1 1 1 1 1 1 “Ya, öyle mi? Al duvaklı gelin hanım, nerelere gidiyorsun?” diye sormuş. Sümüklüböcek de: “Koca aramaya çıktım.” demiş de süzüm süzüm süzülmüş, büzüm büzüm büzülmüş, nazlı nazlı kırıtmış, yalpırdamış salınmış.


Oduncu Baba: Örümcekli üzmez kadın Bürümcekli büzmez kadın Saçı uzun saymaz kadın Al duvaklı gelin hatun Bana gelir varır mısın? Aşımı pişirir, işimi başarır mısın? diye sormuş. Sümüklüböcek de: “Seninle evlenirim. Aşını pişirir, işini başarırım. Ama kızdığın zaman,beni neyle döversin?” diye sormuş. Oduncu Baba da: “Baltamın sapı ile.” demiş. Sümüklüböcek de: “Aaa, benim kemiciklerim çok incedir, dayanamam.” demiş de yeniden yollara düşmüş. Soğan kabuğundan kepenek, sellim sellim sepelek, gide gide giderek, yolunda bir köpeğe rastlamış. Köpek buna: “Nereye gidiyorsun sümüklüböcek?” diye sormuş. Sümüklüböcek de bu söze sinirlenmiş. “Hıh, benim adım sümüklüböcek miymiş?” diye dargın, küskün söylenmiş. :Köpek de: “Ya nedir?” diye sormuş. O da: Örümcekli üzmez kadın Bürümcekli büzmez kadın Saçı uzun saymaz kadın Al duvaklı gelin hatun 9 “Ya öyle mi? Al duvaklı gelin hanım, nerelere gidiyorsun?” diye sormuş. Bu sümüklüböcek de: “Koca aramaya çıktım.

” demiş de süzüm süzüm süzülmüş, büzüm büzüm büzülmüş, nazlı nazlı kırıtmış, yalpırdamış salınmış. Köpek: Örümcekli üzmez kadın Bürümcekli büzmez kadın Saçı uzun saymaz kadın Al duvaklı gelin hatun Bana gelir varır mısın? Aşımı pişirir, işimi başarır mısın? diye sormuş. Sümüklüböcek de: “Seninle evlenirim. Aşını pişirir, işini başarırım. Ama kızdığın zaman beni neyle döversin?” diye sormuş. Köpek de: “Kuyruğumla, kuyruğumla.” demiş. Sümüklüböcek de: “Aaa, benim kemiciklerim incedir, dayanamam.” demiş de yollara düşmüş. Soğan kabuğundan kepenek, sellim sellim sepelek, gide gide giderek, yol üstünde kepçe kulaklı, ince kuyruklu, kunduz kürklü bir fareye, Sülün Bey’e rastlamış. Sülün Bey buna; “Uğurlar ola kadın hanım, yolunuz ne yana, bana Sülün Bey derler, sizin adınız ne?” diye inceden, soylu, düzenli, saygılı, edepli önüne dökülüp saçılınca, sümüklüböcek bundan çok hoşlanmış, keyfinden, sefasından yumuşamış, tül duvağını aralamış da; 10 Örümcekli üzmez kadın Bürümcekli büzmez kadın Saçı uzun saymaz kadın Al duvaklı gelin hatun Yalnızlıktan usandım da koca aramaya çıktım Sülün Bey, demiş. Süzüm süzüm süzülmüş, büzüm büzüm büzülmüş, nazlı nazlı kırıtmış, yalpırdamış salınmış. Sülün Bey: Örümcekli üzmez kadın Bürümcekli büzmez kadın Saçı uzun saymaz kadın Al duvaklı gelin hatun Bana gelir varır mısın? Aşımı pişirir, işimi başarır mısın? diye sormuş. Sümüklüböcek de: “Seninle evlenirim, aşını pişirir, işini başarının Sülün Bey. Ama kızdığın zaman beni neyle döversin?” diye sormuş.

Sülün Bey de: “Aman nasıl olur efendim, hiç telli duvaklı, nazlı gelin hanımlar dövülür müymüş, nerede görülmüş, kuyruğumla okşarım kararınca.” deyince, o da sevinerek: “Öyleyse, ben de sana varırım.” demiş. Hemen okuyucu çıkarıp, hısım akrabaları, konu komşuları çağırmışlar. Davul dövdürüp, düğün dernek kurup, evlenmişler. Tavan arasına yerleşip oturmuşlar. Günlerden bir gün Sülün Bey tavan arasında kıyı köşe yoklayıp dolanıp dururken, çatının kirişleri, padavraları arasından ta uzaklarda bir ışık parlar görmüş de: “Aman, örümcekli üzmez kadın, bürümcekli büzmez ll kadın, lambaları yakmışlar, Hasköy’de düğün kurmuşlar. Burada dolanmakla karın doymaz, varayım da biraz zerde pilav getireyim.” demiş. Sümüklüböcek de: “Neyle taşıyacaksın onları, boz burma bıyıklı, vezir kılıklı, kunduz kürklü Sülün Bey?” diye soracak olmuş. Sülün Bey de: “Düşündüğün şeye bak. Tüllü duvaklı, tombul yanaklı, tin tin kadın. Zerdeyi bir kulağıma, pilavı bir kulağıma doldurur da, sekerek oynayarak gelirim.” demiş de koşarak gitmiş. Biraz sonra da bu sümüklü böceğin durduğu yerde çişi gelmiş, kibarlığından, titizliğinden aşağı kata, ayak yoluna ineyim, demiş.

Eteğime bulaşmasın, üstüme sıçramasın, derken ayağının kayması ile önce kubura, oradan çukura tekerlenmiş. Irgalanmış, debelenmiş, kurtulamayınca durup Sülün Bey’i bekleyeyim de gelsin beni kurtarsın demiş. Bir zaman sonra dışarıdan atlı yolcuların Hasköy’e düğüne geçtiklerini duymuş da bağırmaya başlamış: Tıkır tıkır atlılar Takırtısı tatlılar İbrişim kuşaklılar Hasköy’e giderseniz Düğün evine uğrarsanız Sülün Bey’e söyleyesiniz Örümcekli üzmez kadın Bürümcekli büzmez kadın Saçı uzun saymaz kadın Al duvaklı gelin hatun Çukura battı çıkamaz Pır pır eder uçamaz 12 demiş, birkaç kere seslenerek bağırmış. Atlılar bunu duymuşlar, Hasköy’e vardıklarında tellal bağırtmışlar. Bunu duyan Sülün Bey, zerdeyi pilavı unutmuş, hemen davranmış, bir koşu tutturmuş, kan ter içinde eve ulaşmış, yetişmiş gelmiş, çukurun başına, aşağıya seslenmiş: 13 Örümcekli üzmez kadın Bürümcekli büzmez kadın Saçı uzun saymaz kadın Al duvaklı gelin hatun Çukurdaki tüllü duvaklı kadın O da aşağıdan vızıl vızıl seslenmiş: “Boz hurma bıyıklı, vezir kılıklı, kunduz kürklü Sülün Bey, buradayım!” demiş. Bundan sonra da aralarında şöylece bir konuşma olmuş: “Ver elini çekerek Ben sana küserek Ver elini çekerek Ben sana küserek” Boz hurma bıyıklı, vezir kılıklı Sülün Bey karısının bu direnmesine, burnunun Kafdağı’nda oluşuna çok kızmış. Sümüklü böceği ayağı ile itmek istemiş: “Ben de seni teperek Ben de seni teperek”

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.