Dinçer Sümer – Eski Fotoğraflar

BİR OTEL ODASI Karşıda giriş, solda yüz numara kapısı. Eski demir karyola, aynalı sehpa, tahta masa, asmada bir karanfil saksı, iskemle, yerde açık bir bavul. Karyolanın demirine, iskemlenin arkalığına, duvardaki çivilere özensiz asılıvermiş yaldızlı boncuklu renk renk giysiler.

Bir transistörlü el radyosu, telefon, aynanın kenarına sokuşturulmuş fotoğraflar, içki ve ilaç şişeleri, rujlar, pudralar, krem kutuları, resimli dergiler, romanlar, göz alıcı renkte bir peruk, atılıvermiş pabuçlar… Duvarda, altında ‘Sevtap’ yazılı bir varyeteci afişi. Tavandan sarkan çıplak ampulün ölgün sarı ışığında her şey savrulmuş, darmadağınık. Sahnede kimse yoktur.

Radyodan ezik, ağır, yıkkın sesli bir alaturkacı kadının şarkısı duyulmaktadır. Kapı vurulur. KADIN (Dışardan) Sen misin, Seyit? ERKEK (Dışardan) Benim, abla. KADIN (Dışardan) Kapı açık. (Seyit girer. Yirmi iki yaşında, zayıf solgun biri. Garson yardımcılarına özgü pantolon, beyaz ceket giymiştir) ERKEK (Çevresine bakınır) Sevtap Abla, nerdesin? KADIN (Dışardan) Kenefte.

(Seyit, alışkın tavırlarla iskemleye oturur, bekler. Elleri dizinde, boynu eğik, suskun, radyoyu dinler. Yüz numaradan gürültülü sifon sesi duyulur, sonra Sevtap girer. Yaşlı, bitik bir kadındır. Üstünde eski bir sabahlık vardır, saçı başı darmadağınıktır) KADIN Su gibi gittim alttan, üstten. Hiç iyi değilim. ERKEK Eee, hazır değilsin ya? KADIN Beklesin kodoşlar.

ERKEK Hemen gelsin, dedi Veli Bey. Pavyon silme dolu bu akşam. Pamukçular hep. KADIN (Aynanın önüne oturur) Tamam, tamam, sıvanıyoruz işte… Ööö, şu surata bak irin gibi. ERKEK Rakı, meze koşuşturmaktan ölüp bitti garsonlar. KADIN (Bezgin) İyi.

(Bir sigara alır sehpanın üstünden) Yak şunu. ERKEK (Davranır, sigarayı yakarken) Çabuk gelsin, dedi Veli Bey. KADIN Başlatacaksın şimdi Veli Bey’in sinsilesinden. (Birden boğulur gibi öksürmeye başlar) Bir yudum bir şey ver bana… Seyit, çabuk… ERKEK (Koşuşur, su doldurur bir bardağa) Al abla, iç.

KADIN Su değil… (Masadaki içki şişesini gösterir) Şundan… Konyak bir yudum… (Öksürükten konuşamaz) İki parmacık… ERKEK (Tuvalete yürür) Şunu dökeyim de… KADIN (İki büklüm, öksürükler içinde) Karanfile… Çiçeğe dök… Saksıya… ERKEK (Döner. Suyu saksıya döker, bardağa konyak koyar) Al, abla. KADIN (Bir yudumda içer soluk soluğadır) Şuramda bir şey var benim.

Tüm yüreciğimin içinde. Taş gibi bir şey. Küt diye götürecek bir gün beni. ERKEK (İçten) Allah saklasın. KADIN Amaaan, ister saklasın, ister paklasın. (Şöyle bir ruj sürer dudağına) Yetiversin bu kadar. (Kalkar) Tepeme de şu peruğu geçirdim mi tamam. (Kafasına peruğu geçirir, sabahlığı çıkarırken) Dön arkanı. ERKEK İstersen dışarıda bekliyeyim ben, Sevtap Abla. KADIN (Güler) Üçkâğıtçı, sen de! ERKEK Anlamadım? KADIN (Güler) Dön arkanı, dön!

ERKEK (Arkasını döner) Niye güldün peki? KADIN (Varyete giysilerini giyerken) Hiç. ERKEK (Tedirgin) Nasıl hiç yani? KADIN Lan dürzü, kemküm edip durma işte. Boşa mı yedin şamarı Veli Bey’den? ERKEK (Kekeler) Şey… Ben… KADIN Hah şöyle, yola gel bakayım.

ERKEK (Üzgün) Ne ilgisi var şimdi onun bununla? KADIN Hani, dışarı çıkayım falan fıstık gibilerden ayak yaptın da… Hiç meraklısı değilmişsin gibi. ERKEK Neyin meraklısı? KADIN Aynayı ayarlayıp dikiz geçmenin. ERKEK (Gözlerini kaçırır aynadan) Hiç bile.

KADIN (Güler) Yavruuuum, benim adım Sevtap! ERKEK Eeee? KADIN (Güler) Boşver, senin feriştahın gelse uyutamaz beni. Gel de takıver şu meretin kopçasını. ERKEK (Mahcup, Sutyenin kopçasını takmaya uğraşırken) Sen benim ablamsın bir kere…

KADIN Ya arrajmancı Hicran? ERKEK (Yakalanmış) Sevtap Abla, iki gözüm önüme aksın ki… KADIN Yanıyorum senin için, demişsin. Ölüyorum, bitiyorum… ERKEK Öyle demedim ben… KADIN Demişsin. ERKEK Yalan.

PDF Kitap İndir

Abone ol
Bildir
guest
Yazmasanız da olur ama yazarsanız size verilen cevaplar için bildirim alırsınız.
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments