William Shakespeare – Bahar Noktası

Atina TEZEUS’un Sarayı TEZEUS, İPOLİTA, FİLOSTRATA maiyetleriylc girerler. TEZEUS — Ece, canım, İpolita, şunun şurasında •bir dört gün kaldı başgöz olmamıza. O da geçer ‘* güle oynaya. Geçer, geçer diyorum ya, bu mızmız, bu köhne ay da bitürlü defolup gitmiyor ki! Mübarek sanki keyfime, arzularıma kâhya. Ayağıma köstek, tavşanıma tilki. İPOLİTA — Dört gün dediğin senin belenip gider karanlığa. O dört gecenin de zâten ne farkı var ki bir düşten? Bi de bakmışın ki sonra, gökte yepyeni bir ay, kim germişse kim germiş, öyle bir yay ki gümüşten, seyre gelmiş oklanyla yattığımız yatağa!. TEZEUS — Hadi fırla, Filostrata, kaldır kenti ayağa! Topla kim varsa genç, ihtiyar, nasibi olan cümbüşten! Ko gitsin karamuklar kendi cenazelerine! Yüzlerle güleryüzler gerek bizim düğünümüze. FİLOSTRATA çıkar. Yahu, İpolita, sana kılıcımla talip oldumdu, vc kıran kırana fethettim ülkeni ve aşkını. Madem ki şimdi kılıcımı koyuyorum kınına, kırk gün kırk gece sana çalgılar çalacak, oyunlar oynayacak bütün Atina. EGE, HERMİYA, İSKENDER, DİMİTRİ girer. Hayrola, Ege, hangi rüzgâr attı seni buraya? EGE — Kavak yelleri, sultânım, kavak yelleri, kızım olacak şu kızın başında esen, benim de iflahımı kesen… İzin verirseniz, anlatayım içine düştüğüm belâyı berzahı. Şöyle gel, oğlum, Dimitri! Kendime damat seçmiştim, elendim, bu delikanlıyı.


Sen de çık ortaya İskender iti! Bu namussuz da, haşmetlim, alem etti, kallem etti, kızımı kendine benzetti. Ah, İskender, ah, bi elime geçirirsem düğümünü, ümüğünü senin! Gül gibi kızıma mâniler mi, destanlar mı düzmedi! Ya o günde dört posta yolladığı allı pullu, pembe zarflı nâmeler! Geceleri balkonunun altında gitar-mitar döktürdüğü nağmeler! Ayışığı, mayışığı, yapmacığın âşığı aldı kızın aklını başından. Ardından başladı armağan: Cicibici, incik-boncuk, takıldak çakıldak, kutu kutu bonbon, demet demet çiçek, ne varsa bir toy kızın aklını, fikrini çelecek. Zâten kuş kadar beyni vardı buncağızın, o da yitti. havalara uçtu. Derken haspam büsbütün azıttı, öz babasına kafa tuttu. Diyeceğim, sayın Düküm, yeter gayrı gözyaşı döktüğüm, verin bunun cezasını! Ya Dimitri’ye varmaya razı olur huzurunuzda, ya da boyun eğer Atina’nın kadim yasasına! Değil mi ki, bu kız bugüne bugün benim malım, mülküm, ya benim sözümü dinler, girer bu delikanlının koynuna, ya da seçer ölümü, girer onun koynuna ölüm. TEZEUS — Sen ne diyorsun bu işe, Hermiya? Aklını başına topla, yavrum! Unutma ki, babalar yarı tanrıdır, yaratan güzelliklerinizi, sense onun kulusun. Avucunda onun bir tutam balmumusun. İster öyle, ister böyle yoğurur; isterse bezer, kızarsa bozar. Hem Dimitri de şey değil ya, iyi bir aile çocuğu.

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir