E. C. TUBB – Uzay 1999

JOHN KOENİG uzun süren bir günün sonunda kendini yorgun hissediyordu. Bu yorgunluk, adale ağrılarından çok sinir gerginliğinden olmuştu. Yorgunluğunu onu ay üssü Alfaya götüren Kartal’ın yolcu kabininde, rahat koltukta oturarak gidermeye çalışıyordu. Gemi onu evine götürüyordu. Evi! İnsanın evi doğduğu ve büyüdüğü yer olmalı. Ama tuhaftır, dünya ile arasında, çeyrek milyon millik bir boşluk olan ay, dünyadan çok uzakta olmasına rağmen kendisinin yine oraya ait olduğunu düşünüyordu. Acı bir şekilde gülümseyerek düşündü. Bu gün bir doğum günü gibiydi, Hatırlanacak bir gün. 9 Eylül 1919 – Komutanlığa tekrar atandığı gün. İşin aslına bakılırsa, bir çöp yığınının komutanı… Dünya ekonomisinden artakalan radyoaktif döküntülerinin içinde bulunduğu mühürlenmiş tenekeler, ayın güneşsiz tarafına depolanıyordu. Ay taşlarının derinine gömülü, istenmeyen ve tehlikeli olan gitgide fazlalaşan bu maddeler, gözleniyor, kontrol ediliyor ve dikkatle muhafaza ediliyordu. Tycho’nun kenarında yerleşmiş olan ay üssü Alfa’nın varlığının esas nedeni buydu. Üsten dünya görülebiliyordu. Ama süprüntü yığınlarının bulunduğu yerden sonsuz yıldızların soğuk ışığından başka bir şey görülmüyordu. Bir düğmeye basarak önündeki koltuğun arkasındaki televizyon ekranını aydınlattı. Dünyadan yapılan bir yayını dinlemeye koyuldu. Haberleri okuyan spiker gençti ve haberleri profesyonel bir tavırla, dikkatle okuyordu. «Meta yıldızına görevli olarak gidecek iki astronot, Frank Warren ve Eric Sparkman’ın eğitim uçuşları sırasında hafif bir soğuk algınlığına tutuldukları bildirilmiştir. Fakat, Ay Dairesi Müsteşarı Gerald Simmonds, atışın en fazla kırk sekiz saat gecikeceğini bildirmiştir. Birkaç dakika sonra Sayın Simmonds bu konuda bir açıklamada bulunacaktır. Şimdi reklamlar…» Yalnız olmadığını hisseden Koenig başını kaldırdı. Yolcu kabinine girmiş olan hostes, tek yolcu olan kendisine bakıyordu. Hostes, karşısındaki için; «Yakışıklı bir adam», diye düşündü. «Genç değil, ama ihtiyar da değildi. Kolunda rütbesini gösteren siyah bir şerit, üniforması içinde zarif biri. Yüzü ciddi ve endişeli, ağzı duyarlıklı, gözleri koyu ve anlamlı… Duyguları denetlenmiş ve tahmin ettiğine göre, yalnız bir adam. Görevinin ve sorumluluğunun bilincinden gelen bir yalnızlık içinde… Hostes elindeki tepside yer alan soğuk içkiyi uzatarak: Alfa üssüne varış ay saati ile 23.35’te Sayın komutanım» dedi. Daha otuz dakika vardı. Koenig içkiyi aldı. Sinirleri gergin olduğundan yiyeceklerle ilgilenmedi. Şu Simmonds da ona hiç yardımcı olmuyordu. Simmonds ekranda gözüktü, saçları ve sakalı siyah, gözleri ve ağzı sert. Kelimelerin gerçeği ifade ettiğine inanan bir politikacı. Spiker onu tanıtırken çok yumuşak görünüyordu.

PDF Kitap İndir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

Yorum Ekle
  1. BEĞENMEDIM!!