Louis-Antoine de Bougainville – Dünyanın Çevresinde Yolculuk

Louis-Antoine de Bougainville (1729-1811), XVIII. yüzyılda Batı Avrupa’da yeryüzü bilgisinin ve bilimlerin gelişimine değişik ölçülerde katkıda bulunan, Aydınlanma Çağı’nın çok yönlü seçkinlerinin ilginç örneklerinden biridir. Bilgin, filozof, asker, denizci, girişimci, diplomat ve yazardır. Bu mesleklerin belki hiçbirinde en önde yer almış değildir. Ama bunların her birinde, sanırım onu, döneminin ve ülkesinin “aydınlatanlar” zümresi içinde üst katmanlara yerleştirmek yanlış olmaz. Görüleceği gibi çok değişik alanlarda cesaretle, dirençle, tahayyül gücüyle ve akılla, kendisine sıra dışı bir yaşam çizgisi yaratmıştır. Ama bu satırların yazarına sorulursa, başarının doruğuna bir kitapla ulaşmıştır. Keşif Yolculuklarının Dört Yüzyılına Bakış Bougainville’in 1766-1769 yılları arasında gerçekleştirdiği dünya çevresinde yolculuk, bir açıdan bakıldığında on yüzyıldan, bir başka açıdan da dört yüzyıldan fazla sürmüş keşif yolculukları dizisi içinde ele alınmalıdır. Deniz yoluyla ilk büyük keşif, Kuzeyli Adamların (Normanlar ya da Vikinglerin) İzlanda ve Grönland’ı bulmaları ve ardından da, Kızıl Eirik’in oğlu Leif’in günümüzde artık kesinlik kazanmış bulunan yolculuğunun sonunda, XI. yüzyılda Grönland üzerinden Kuzey Amerika’ya varışıdır. [1] Ama bunlar bir yana bırakılırsa eğer, büyük keşifler çağı XV. yüzyılın sonunda Christoforo Colombo’nun Amerika’ya yaptığı üç sefer ve yaklaşık aynı tarihlerde Vasco da Gama’nın Ümit Burnu’ndan dolanarak Hintelleri yolunu açmasıyla başlar. Nils Nordenskjöld’ün XIX. yüzyıl sonunda Kuzeydoğu Geçidi’ni bulması (1878-79), ardından Roald Amundsen’in Kuzeybatı Geçidi’ni aşması (1903-1906), Peary ve Henson’ın 1909’da Kuzey Kutbu’na, ardından gene Amundsen’in Robert Scott’la aynı tarihlerde Güney Kutbu’na ulaşmasıyla (1910–1912), XX. yüzyılın başlarında son bulur.


Bu yüzyıllar boyunca pek çok denizci, rotaları, coğrafya ve haritacılıkta yol açtıkları gelişmeler, denizcilik sanatına ve bilime katkıları ve nihayet siyasal sonuçları açısından değişik öneme sahip çok sayıda sefere çıkmıştır. Dört yüzyılı aşkın bu dönem içinde gerçekleşen büyük yolculukların ardındaki saikler hep aynı olmamıştır. Keşifler tarihine çok yüksekten bakıldığında, ilkin ticaretin, ardından talan ve sömürünün, yeni topraklar elde etme ve koloniler kurmanın, daha sonra da bilimsel saiklerin ön plana çıktığı izlenimi oluşur. Bir tarihçi, daha da yüksekten bakarak merkantilist dönemin yolculuklarıyla aydınlanma çağı yolculuklarını ayırıyor ve işte Bougainville ve Cook’la bu ikinci dönemin başladığını ileri sürüyor. Nitekim merkantilist amaçların ön planda yer aldığı düşüncesi, keşifler çağının başlayışı ile Osmanlı İmparatorluğu’nun Yükseliş Dönemi’nde, Akdeniz’de ve genel olarak Uzakdoğu-Avrupa arasındaki geleneksel ticaret yolları üzerinde kurduğu egemenlik arasında bir nedensellik ilişkisi kuranların da düşüncesidir. [2] Ama bu gibi ayrımlar hemen her zaman bir dizi karşı kanıtı da getirir; gerçekten keşifler çağında hem belirli tek bir yolculukta hem de aynı dönemde gerçekleştirilmiş değişik yolculuklarda, bu saiklerin bir arada varolduğu da görülür. Öte yandan bu seferlerin genel tarihinde bir düzenlilikten de söz edilemez. Kimi zaman seferlerin arası hayli açılmış, kimi zaman ardı ardına yolculuklara çıkılmıştır. Bu açıdan bakıldığında Bougainville’in yolculuğu, Atlantik’te, Pasifik’te, Hint Okyanusu ‘nda ve tabii Moluklar Denizi’nde seyir ve seferlerin çok yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşmiştir. Nitekim Bougainville, Malvinas Adaları’na yaptığı bir seferde, 1765 yılında, Komodor Byron’la, dünya çevresinde yolculuğu sırasında da Atlantik’te Carteret ile karşılaşacaktır. [3] Wallis, Bougainville’in Tahiti’ye varışından sadece birkaç ay önce oradan geçmiş olacaktır. Tahiti’den ayrılışından kısa bir süre sonra James Cook birinci yolculuğuna başlayacak ve Bougainville’den bir yıl kadar sonra Tahiti’ye varacaktır. Yolculuklarının iki üç yıl sürdüğü düşünülecek olursa onunla da pekâlâ karşılaşabilirdi. O yıllarda İngiltere’den her yıl, “neredeyse tren seferlerinin düzenliliği içinde” [4] keşif yolculukları düzenlenmektedir. Kimi yönleriyle masalsı, kimi yönleriyle destansı bu dönemin tarihi, aynı zamanda Avrupa’nın dünyaya egemen oluşunun tarihidir.

Keşifler ve onu izleyen sömürge imparatorluklarının oluşturulma tarihi, aynı zamanda keşfedilen toprakların yerli halklarının kıyımını, siyahî esir ticaretinin karanlık görünümlerini de içerir. Bu keşif yolculukları hep Batı Avrupalılarca gerçekleştirilmiştir. Ancak değişik Batı Avrupa uluslarının aldıkları pay zaman içinde değişmiştir. En başta Portekiz ve İspanyol denizcilerinin ve bir de belki onların hesabına çalışan İtalyanların ön plana çıktığı görülür. Hemen sonrasında Hollandalılar denizcilikte sağladıkları ilerlemeyle Doğu Hintelleri’nde geniş sömürgelere sahip olacak, bir yandan da Willem Barentszoon ile Kuzeydoğu geçidini zorlayacaklardır. Önceleri Drake ve Cavendish dışında güneysel sulara pek inemeyen ve dolayısıyla kuzey geçitlerini zorlayan İngiltere onları izler ve bilindiği gibi “üzerinde güneş batmayan imparatorluğu”nu kurmaya başlar. En sonunda da, artık sadece bilimsel nitelikli ya da bilimsel serüven görünümünde açınsamalar için İskandinav ve Kuzey Amerikalı kâşifler sahneye çıkar. Bunların arasında Fransızların payı oldukça mütevazı boyutlardadır. Yolculuğunun başarısı çağdaşları tarafından hayli küçümsenen, kimi zaman yokumsanan Bougainville’i bir talihsiz kâşif, Kerguelen Şövalyesi [5] izleyecektir. Özellikle bilimsel niteliğiyle keşifler tarihinde çok daha önemli bir yeri olan iki denizci ise La Pérouse (1741-1788) ile XIX. yüzyılda Dumont d’Urville (1790-1842) olacaktır. Aslında Fransız Doğu Hintelleri Kumpanyası’nda kaptanlık yapan, dolayısıyla tacir yanı ağır basan Marion Dufresne ile Jules Marie Crozet Hint Okyanusu’nda, gene XVIII. yüzyılın sonlarında birkaç küçük ada keşfedeceklerdir. İşte sadece bunları düşünecek olursak Bougainville, kendi yurttaşları arasında, kimi yönlerden ilk oluşuyla; bütün kâşif denizciler arasındaysa, yolculuk yazını alanında haklı bir ün kazanan, bu güzel anlatısıyla diğerlerinden ayrılır. Bougainville, Aydınlanma Çağı’nda Sıradışı Bir Denizci Bougainville’in seksen iki yıllık yaşamının öyküsünde, bu kitabın konusunu oluşturan keşif yolculuğunun ötesinde, bir yanda karada ve denizde katıldığı savaşların, bir yanda da üyesi olduğu, döneminin önde gelen bilim kuruluşlarının adları birlikte ön plana çıkar.

[6] Bougainville, 12 Kasım 1729’da Paris’te, kentsoylu bir ailede doğmuştur. Noter olan babası 1741 yılında soyluluk unvanı alacaktır. Klasik diller ve bilim alanında sağlam bir eğitim görür. Gençliğinde, 1750 yılında Kralın Kara Silahşorları [7] birliğinde başladığı askerlik mesleği sırasında eğitimini sürdürür. Hocaları arasında Ansiklopedistlerden D’Alembert ve Clairault da vardır. [8] Bu sonuncusunun denetimi altında İntegral Hesabı Kitabı’nı (Traité du calcul intégral) hazırlar. 1755 yılında kitap yayınlandığında yirmi altı yaşındadır ve bu yayınla bilgin olarak tanınmaya başlar. 1754 yılında Fransa ile İngiltere arasında Antiller’in paylaşımına ilişkin sorunları çözmek üzere, olağanüstü yetkili elçi olarak İngiltere’ye giden Mirepoix Dükü’nün kâtipliğine atanır. Böylece Londra’da diplomasi alanında tecrübe kazanır; İngiliz politikasının amaçlarını kavrar. Orada 1740- 1744 yılları arasında dünya çevresinde bir yolculuk yapmış olan, İngiliz donanmasının komutanı Lord Anson’la tanışır, 8 Ocak 1756’da Royal Society [9] üyeliğine seçilir. Bu saygın kuruma üye seçilmesine, yayınlamış olduğu matematik kitabı yol açmıştır. O sırada öte yanda, İngilizler ve Fransızlar, Kanada’da egemenlik kurmak için birbirleriyle ilan edilmemiş bir savaş halindedirler. Royal Society’ye üye olduktan birkaç ay sonra Bougainville Kanada ‘daki Fransız kuvvetlerinin komutanı Montcalm Markisi’nin yaverliğine atanır ve ilk kez Atlantik’i aşar. Bu yolculuk sırasında ve görevli olarak Atlantik’in iki kıyısı arasında gerçekleştirdiği sonraki yolculuklarında denizcilik sanatını öğrenecektir. Kanada’da savaşır.

İki ülke arasındaki Yedi Yıl Savaşı’nı (1754-1760) izleyen Paris Antlaşması’yla (1763) Fransa, Kuzey Amerika’daki topraklarının büyük bir kısmını kaybeder. Savaştan sonra Bougainville, Kraliyet bahriyesine girer ve Kralın, Kuzey Amerika’da kaybedilen toprakları telafi edecek yeni topraklar kazanmak üzere kendisine Malvinas Adaları’nda bir koloni kurma izni vermesini sağlar. 1763 ve 1764 yıllarında Malvinas Adaları’na iki sefer düzenler, orada bir yerleşim kurar. Bu seferlerden ikincisinde Magellan Boğazı’nda açınsamalar yapar. Ama İspanya’nın baskısı üzerine bu koloniyi, birkaç yıl sonra, Dünya çevresindeki yolculuğunun ilk yılı içinde, 1767 yılında İspanyollara teslim edecektir. Bu girişim için harcadığı paraları da fazlasıyla geri alır. 1769’da Fransa’ya döner ve 1771 yılında, Dünyanın Çevresinde Yolculuk [Voyage autour du monde] adlı kitabı yayınlanır. O sırada Amerika’daki kolonilerde İngiltere’ye karşı hareketler başlamıştır. Bunu Amerikan Bağımsızlık Savaşı izleyecektir. Bu savaşta Fransa Kralı İngilizlere karşı Amerikalıların yanında yeraldığında, Bougainville bir kez daha Amerika’da İngilizlere karşı çarpışacaktır. 1778’de Kralın Amerikalıların yardımına gönderdiği filoda Guerrier gemisinin komutanlığına atanır. 1781’de ilkin Martinique Adası sularında ve sonra da Chesapeake Körfezi’ndeki deniz savaşlarına katılır. Martinique Savaşı Fransızların, Chesapeake Savaşı’ysa İngilizlerin yenilgisiyle son bulur. Onu Versailles Barış Antlaşması (1783) izleyecek ve İngiltere Amerika’daki kolonilerin bağımsızlığını kabul edecektir. 1772 yılında Kuzey Kutbu’na, gerçekleşmeyecek bir keşif seferi hazırlıklarına girişmiş; 1785’te La Pérouse’un, keşif seferinin, sonra da 1792’de onu aramak için yola çıkarılan d’Entrecasteaux’nun sefer hazırlıklarına katılmıştır.

1784’te Bahriye Akademisi’ne ve 1789’da da Fransa Kraliyet Bilimler Akademisi üyeliğine seçilir. 1798’te Napolyon’un Mısır seferini hazırlayan kurulda yer alır. 1808’de İmparatorluk Kontu unvanını alır ve 20 Ağustos 1811’de Paris’te ölür. Böylece Bougainville, Eski Düzen [10] döneminde başladığı bilimsel ve coğrafi çalışmalarını, askeri kariyerini, devrim sonrasında da sürdürmüş oluyor. XV. Louis ve XVI. Louis’den sonra, devrim yıllarında ve sonra İmparatorluk Dönemi’nde de (Napoléon Bonaparte dönemi) hizmetinden yararlanılan seçkinler sınıfı içinde yerini korumuştur. Hem kara hem deniz savaşlarında görev alan, hem Kuzey Amerika’da hem Avrupa’da savaşlara katılan; matematik, astronomi ve coğrafya alanında çalışma ve uygulamaları olan, hem İngiltere hem Fransa’nın saygın bilim kurumlarının üyeliğiyle onurlandırılan; kendi yönettiği keşif yolculukları dışında, sonraki keşif seferlerinin hazırlanmasında da katkıları olan bir seçkindir.

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir