Hasan Âli Yücel – Türk Edebiyatına Toplu Bir Bakış

Cemiyet hayatma göre edebiyat – Edebiyat, diğer içtimal müesseseler gibi, hayat tarzlarının mahsulüdür. İnsanlar her t Türk Edebiyatı 2 § Bu prensipin Edebiyatımu:a tatbiki – Şu pren sipe göre, araştırmalarımızı bir sistem halinde topbyabiirnek üzere her şeyden önce Türklerin yaşadıklan başlıca hayat şekillerini tesbit etmek lazımdır. Tarihi kadar eski bir medeniyeti olan milletimiz, dastanlar nevinden edebi mahsüller verdiği devirlerde semavı dinlerin tesirinden uzak yaşıyorlardı. Bu zamanIara ait ve edebiyat sahasına girebilecek eserleri halk edebiyatı çerçevesi içerisinde tetkik edeceğiz. Atalarımızın islam olmazdan önceki dünya ve hayat telakkisi ile yaşama tarzları arasındaki bağ, o balıiste açıkca görülecektir. Halbuki VIII. asırda islam dinine girrneğe başladıktan sonra, Türkler de hayat tarzlarm ı, bu yeni dinin esaslarına göre ve kendi içtimal bünyelerinin müsadesi nisbetinde değiştirmişlerdir. Yakın zamanlara kadar devam eden bu ümmet devri içinde, Türk camiasında bir kaç türlü muhitin teşekkül ettiği görülür. Bu içtimal muhitler şunlardır : 1 ) İslam dininin fikriyatını meydana koyan Medrese, 2 ) Devlet teşkilatının merkezini teşkil eden Saray, 3 ) Dini, kalbi – bedii bir şekle sokmak isteyen ve islamdan evvelki Türk itikat ve an’anelerini kısmen yaşatabilen Tekke, 4 ) Arızi tesirlerden kendini kurtarınağa çalışan halkın durağı, içtimai varlığın höceyresi mahiyetinde olan Köydür. İslam medeniyeti zümresinde iken tarihimizin yarattığı bu müesseselerden doğan edebiyat, yekdiğerine nazaran kesafeti başka, birbiri üzerinden akan su cereyanlarına benzetilebilir. Bizde medrese, mahsullerini müşterek 1 slam medeniyetinin ilim dili olan arapça ile ve iskolastik eserler halinde verdiği, siyası teşkilat ile de samimi surette -6- Başlangıç alakadar bulunduğu için sarayla bir addolunabilir. Şu halde en üstteki Saray, onun altındaki Tekke, onun da altındaki cereyan Halk edebiyatlarını temsil ediyor demektir. 3 § Bu taksimin şeniyeHere uygunluğu- Bu temsil, tarihi şeniyetlere de uygundur. Milli hayatımızın enı. derin köklerine, bozulmamış izlerine halkta, daha sonra halk içinde yetişen tarikat müntesiplerinin eserlerinde tesadüf etmiyor mıyız ? Halbuki saray ve onun etrafına toplanan kapı kulu zümresi daha ziyade işlenmiş, rağbet görmüş eserler vücude getirmişse de, bu eserler münevver zümre tarafından yaşatılmış olmasına rağmen milli ve alemşumul bir edebiyat olamamıştır.


Çünkü milletimizin köklü vasıflarını ifade edememiştir. Halk ve Tekke edebiyatı yanında büyük bir kemmiyet, hatta keyfiyete malik olan, fakat Arap ve Acem nümune ve kaynaklarından kendini sıyıramadığı cihetle milli vicdana tercüman olmaktan mahrum bulunan bu edebiyata sadece “Divan edebiyatı, diyoruz.

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir