Kategori: Roman

Vladimir Nabokov – Göz

Bu küçük romanın Rusça adı (geleneksel çeviriyazımla) SOGLlADATAY’dır ve vurgu ortadaki hecede olmak üzere ‘Sogli-dart-eye’ olarak telaffuz edilir. Bu ‘casus’ ya da ‘gözcü’ anlamına gelen çok eski bir askeri terimdir ama her iki sözcük de Rusça sözcüğün sahip olduğu esnekliğe sahip değildir. ‘Ulak /emissary’ ve ‘gladyatör’ sözcüklerini aklımda evirip çevirdikten sonra, sesle anlamı birbirine yedirmeye […]

Vladimir Nabakov – Lolita

“Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta; Dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, Üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-Li-Ta” Lolita’yı okumaya karar verdiğinde, (lütfen onun son derece ahlaki bir kitap olduğunu unutma). ‘Lolita ya da Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları’; işte, bu satırların yazarının eline geçen ve önsözünü yazmak durumunda […]

Oguz Atay – Tutunamayanlar

Şaksiper Kimdir, Eseri Nedir? Yıllar önce yayımlanmış bir broşürün adıydı bu. Ne yazık ki artık adını hatırlayamadığım müellifi, ünlü İngiliz yazarını şöyle 15-20 sayfalık küçük ama yoğun bir broşürle anlatıyor- du. Kitapçığın kapağında “Şaksiper”in resmi bile vardı. Oğuz Atay’ın hayatını ve eserlerini kapsayan bir önsöz yazmak ça- bası da işte bu “adsız” araştırmacınınki kadar acıklı […]

Dermot Healy – Beklenmedik Anlar

Londra’dan sonra Londra’dan sonra işler ciddiye bindi. Tedbirli davrandım. Peşimde anılar, sahilde dolaşıp bahçede zaman öldürerek bir süre annemde kaldım. Arada bir Gerties barına uğruyordum ama başlangıçta insanlar bana karşı sakıngan davrandı. Sanırım sonra yavaş yavaş varlığıma yeniden alıştılar. Ama hayalimde hâlâ Redmond’u barın arkasında servis yaparken görüyordum. Sürekli o tartışmayı düşündüğüm için başkalarıyla konuşmakta […]

Denny Spade – Öpme Öldürürsün

MAX’IN barında oturmuş, her zamanki gibi kafayı çekip derdime yanıyorum. Üç bardak viskiyi çoktan bitirdim, dördüncüyü yudumluyorum Pena halde efkârlıyım New York’un berbat sıcağı, direncimi sıfıra indirmiş Terden gömleğim sırtıma yapışmış… Acı acı düşünürken barın kapısı açılıyor; içeriye nefis bir sarışının girdiğini farkediyorum Ender rastlanır yosmalardan bu… İpek gibi yumuşacık, sarı saçları omzuna dökülüyor Elbisesi […]

Dennis Lehane – Zindan Adası

Adayı yıllardır görmedim. Ona son kez bir arkadaşımın limana giren teknesinden bakmıştım. Yaz pusunun altında, gökyüzüne öylesine savrulmuş bir boya lekesine benziyordu. Yirmi yıldan uzun süredir oraya adımımı atmadığım halde, Emily -bazen şaka yollu, bazen ciddi- orayı terkettiğimden bile emin olmadığını söylüyor. Zamanın benim için, hayat hikâyemde ileri geri hareket etmek, geçmişte beni etkileyen olaylara […]

Dennis Feltham Jones – Süper Kompüter Colossus

FORBİN içinde bulunduğu zırhlı limuzin ile Beyaz Saray’a doğru ilerlerken, lüks kaplamalı koltuğuna dayanmış, direksiyondaki deniz piyade erinin ensesini seyrediyordu. Büyük anki bu an için oniki yıl boyunca nefes almamacasına çalışmıştıbirkaç dakika sonra gelecekti. Forbin bütün bu uğraşıların yalnızca kendi eseri olmadığım biliyordu. Üstelik bu büyük planlı çalışma ne bir kişi, ne de birkaç yüz […]

Denis Guedj – Papağan Teoremi

Her cumartesi yaptığı gibi Max, o gün de Clignancourt Bitpazarı’nı dolaşmış, Montmartre Tepesi’nin kuzeyinden yürüyerek gitmişti oraya. Léa’nın, Perrette’in geçen hafta kendisine hediye ettiği lekeli Nike’ları değiştirdiği dükkândaki malları karıştırdıktan sonra sömürgelerden gelen kıvır zıvırın satıldığı büyük depoya girdi; karmakarışık nesnelerden oluşan tuhaf bir yığını eşelemeye başlamıştı ki bulunduğu yerin dip tarafında iyi giyimli, çok […]

Denis Guedj – Berenis’in Saçları

“Tabanıma bakın, tabanıma! Granit kadar sert ayak tabanlarım var.” “Atsineği kadar da yumuşak bir kafan,” dedi meyhanedeki en yüksek tabureye kurulmuş kadın. “Sanatçıya biraz saygı gösterin!” Obol öfkeden deliye dönmüş, sinirden tir tir titriyordu: “Bir terbiyesizliğinizi daha görürsem annemin üstüne yemin ederim, sahneyi terk ederim. “Hiç durma, annene git! Hadi, annene!” Sahneyi terk edecekmiş gibi […]

Debbie Macomber – Küçük Mucizeler Dükkanı

” – Karen Alfke LYDIA HOFFMAN Blossom Sokağı’ndaki boş dükkânı görünce aklıma hemen babam geldi, Babamın çocukluk yıllarımda işlettiği bisikletçiyi anımsamıştım. Rengârenk çizgileri olan tentenin gölgesindeki büyük camlar bile anılarımıdakilerin aynısıydı. Kapının önünü annemin elleriyle diktiği camgüzelleriyle dolu saksılar süslerdi, ilkbahar ve yazda camgüzelleri, sonbaharda kasımpatılar, Noel’de de parlak yeşil ökseotları vitrinimizin önünü renklendirirdi. Ben […]

Dean Ray Koontz – Göz Ucuyla

KENDİSİNİ hızla yayılan kanserden kurtarmak için, cerrahların ameliyatla gözlerini çıkarmak zorunda kaldıkları Bartholomew Lampion, üç yaşında kör olmasına ve gözlerinden yoksun kalmasına karşın, on üç yaşına geldiğinde, görme yeteneğini yeniden kazandı. Ama on yıllık karanlıktan kurtularak aniden ışığa kavuşması kutsal bir şifacının elleri sayesinde olmamıştı. Tıpkı doğumu gibi sessiz sedasız gerçekleşen bir olaydı bu. İyileşmesine […]

Dean R. Koontz – Yaratığın Gözyaşları

Budalaların Şu Eski, Pis Meyhanesi… Bildiğin gibi düş bir nehre benzer Akarken durmadan değişir. Ve düşü gören sadece bir teknedir Nehri, gittiği yere doğru izler. Geride ne olduğunu öğrenmeye çalışmak Ve ileride sizi neyin beklediğini hiçbir zaman bilmemek Her günü, sadece iki kıyı arasında kalmaya çalışmak için Sürdürülen devamlı bir savaşa dönüştürür. «Nehir» («The River») […]

Day Leclaire – Son Aday

EŞ ARANIYOR ! Çiftçi bir kadın acilen bir erkek arıyor! Başvuracakların aşağıdaki özelliklere sahip olması gerekmektedir: 25-45 yaşları arasında olmak ve kalıcı bir ilişki istemek. Nazik ve yumuşak karakterli olmak tercih sebebidir. Çiftçilik tecrübesine sahip olmak. At binmek, işçilere adil davranmak, sürü gütmek v.s…. Ve inatcı bir bankeri memnun edecek konularda bilgi birikimine sahip olmak. […]

David Whitaker – Doktor Kim #1 – Doktor Kim ve Dalekler

Sonunda arabayı durdurup sisin içine iyice gömüldüm. Barnes Common’m en tenha bir yerinde bulunduğumu biliyordum. Ev sahibim kadın akşam yemeğimi mutlaka hazırlamıştı, ama beni bekleyen sıcak odam Yeni Zelanda kadar uzaktaymış gibi görünüyordu. Paddington’daki evime yürüyerek ne kadar sürede gidebileceğimi merakla düşündüm. Ama kendi kendime sorduğum bu soruya verdiğim cevap da beni neşelendirmek için yeterli […]

Vladimir Bartol – Fedailerin Kalesi Alamut

1092 ilkbaharının ortalarında oldukça büyük bir kervan Semerkant ve Buhara’dan geçip kuzey Horasan’a doğru uzanan, ardından da Elbruz Dağları’nın eteklerine dek kıvrıla kıvrıla giden eski askeri yolda ilerliyordu. Karların erimeye başladığı sıralarda Buhara’dan yola çıkan kervan haŌalardır yollardaydı. Arabacılar kırbaçlarını savurup, yorgunluktan tükenme arifesindeki arabalara koşulu hayvanlara çatlak sesleriyle bağırıyorlardı. Birbirlerinin peşi sıra uzayıp giden […]

Vladimir Arsenyev – Dersu Uzala

20’nci yüzyılın başlarında, harita çizmekle görevli bir Rus Subayı, Rusya’nın uzak doğusundaki ormanlarda avcılık yapan Dersu Uzala ile tanışır. Medeniyetten uzakta kalmış bu bilge adamı rehberlik yapması için yanlarına alır. Çoğu zaman birliğin hayatını bile kurtaran Dersu Uzala, tecrübesi ve önsezisi ile Rus Subayını kendine hayran bırakır. Rus birliği bu bilge adamdan çok şey öğrenecek, […]