Kategori: Roman

Çetin Altan – Rıza Bey’in Polisiye Öyküleri

Ufak tefek Rıza Bey, taban düşüklüğünün bacaklarda yaptığı ağrıları önlemek için, ayaklarında hafif tahtadan kalın tabanlı İsveç saboları, yazı masasının başında, koca bir bardak taze demli çayla, yeni bir polis öyküsü yazmaya çalışıyordu. Dışarda hava limoniydi. Gökyüzünü kademeli kaplamış yoğun bulutların arasından, güneş bazan azıcık görünüyor, sonra yine kayboluyordu. Rıza Bey, gemiye İngiltere’den yüklenmiş elektronik […]

Çeşitli – Bilimkurgu Öyküleri Seçkisi

Tarla−sürücü, iki bin dönümlük tarlanın üst toprağını havalandırmayı bitirdi. Son açtığı yarığı bırakarak, karayoluna doğru tırmandı. Nasıl ve ne kadar çalışmış olduğunu kontrol etmek için geriye baktı. Yaptığı iş oldukça fazlaydı; ancak ne var ki arazi kötüydü. Dünya’nın diğer yerleri gibi burası da aşırı ekim ve nükleer bombardımanların uzun kalıcı etkileri sonucu işe yaramaz hale […]

Cyril M. Kornbluth – Teşkilat

Hükümet sınırsız süreyle olağanüstü hal ilan ettiğinde tarih 14 Şubat’ı gösteriyordu. Bu karara neden olan olay ise, New York City’deki Fort George Tepesi’nde yer alan 27. Zırhlı Alay’a bağlı B Bölüğü’nün bir hava bombardımanı sonucunda yerle bir edilmesiydi. Yerel Teşkilat liderleri, öğrencilerin, öğretmenlerin ve bölge sakinlerinin de coşkun işbirliği sayesinde George Washington Lisesi’ni işgal ve […]

Cuniçiro Tanizaki – Şazende Şunkin

Günümüzden bin yıl önce yaşamış olan Murasaki Şikibu da dahil olmak üzere gelmiş geçmiş bütün Japon yazarları arasında, edebiyatı, “ölüm”den ve “öğretiler”den bağımsız olarak beş duyuyla kavrayan tek yazar, kuşkusuz Cuniçiro Tanizaki olmuştur. Yirmi dört yaşında ilk yapıtı basılan Tanizaki, yazarlık mesleğini tam elli beş yıl sürdürdü ve defalarca Nobel’e aday oldu. Yetmiş dokuz yaşında […]

Cuniçiro Tanizaki – Naomi

Kari koca olarak aramızdaki ilişkiye ait gerçekleri olabildiğimce dürüst ve samimi bir biçimde, yaşandıkları gibi aktarmaya çalışacağım. Muhtemelen böyle bir ilişkinin bir benzeri yok ve bunu size anlatıyor oluşum, hiçbir zaman unutmak istemeyeceğim değerli bir şeyin kaydını tutma imkânı da sağlayacak bana. Aynca okuyucularımın bunu eğitici bulacakla-nndan da kuşkum yok. Japonya kozmopolit bir hâle geldikçe […]

Cuniçiro Tanizaki – Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi

16 Haziran Bu akşam Kabuki’ye 1 gittim. Yalnız Sukeroku’ yu görmek istiyordum, programın gerisini görmeye hiç niyetim yoktu. Başroldeki Kanya ilgimi çekmiyordu; ama Agemaki rolünü Tossho oynuyordu, onun sahnede orospu rolünü çok iyi canlandıracağını biliyordum. Karımla ve gelinim Satsuko’yla birlikte gittik; oğlum Jokichi de iş çıkışı bize katıldı. Oynanan oyunu karım da ben de biliyorduk, […]

Cuniçiro Tanizaki – Anahtar

1 Ocak… Bu tarihten itibaren, eskiden günlüğüme aktarmakta tereddüt ettiğim bir konuyu çekinmeden yazmaya karar verdim. Kendi cinsel yaşamım, karımla olan ilişkimle ilgili ayrıntılara girmekten kaçınırdım. Elbette, karım bu günlüğü gizlice okuyuverir, öfkelenir diye korkardım. Karım bu günlüğün çalışma odamdaki çekmecelerden birinde olduğunu mutlaka biliyordur. Kyoto’nun geleneklere sıkı sıkıya bağlı köklü ailelerinden birinin kızıdır; feodal […]

Comte de Lautreamont – Maldoror’un Sarkıları

Isidore Ducasse’a ilişkin ve çoğu hâlâ varsayımdan öteye gitmeyen birkaç bilginin toplanması için tam yüz yıl gerekti. Şar-kılar’ın üçüncü yayıncısı L. Genonceaux’nun, ilk yayıncı Lac-roix’nın (Isidore Ducasse’ı gördüğü bilinen iki kişiden biri) tanıklığına dayanarak verdiği bilgiye göre, “Isidore Ducasse Paris’e Politeknik Okulu’nda ya da Madencilik Okulu’nda okumaya gelmişti. 1867 yılında, 23, rue Nötre Dame Des-Vistoires […]

Colleen Houck – Kaplan Laneti

Mahkûm elleri önünde bağlı ayakta dikiliyordu. Yorgundu, dayak yemişti ve pisti fakat damarlarında dolaşan asil Hint kanına yakışır bir biçimde sırtını gururla dikleştirmişti. Odadaki uzun ve beyaz sütunlar birer gardiyan gibiydi. Tül perdelerin arasından ormanın fısıltısı bile gelmiyordu. Mahkûmun tek duyduğu şey Lokesh’in değerli taşlı yüzüklerinin altın sandalyenin yanına vurarak çıkarttığı tıngırtıydı. Lokesh mahkûma bakarken […]

Virginia Woolf – Deniz Feneri

Yirminci yüzyılın ilk yansında yazılan İngiliz romanlarına şöyle bir bakarsak, geleneğe uyarak roman yazanların yanında o zamana dek süregelen roman biçimini konu, biçem ve teknik yönden hepten altüst edip kendi geliştirdikleri kişisel kurallara göre yazanlar olduğunu da görürüz. Bildiğimiz roman kalıbı içinde günün toplumsal sorunlarını ele alıp işleyen romancıların yanında, sadece kendi özel görüş ve […]

Virginia Woolf – Dalgalar

Güneş daha doğmamıştı. Deniz, gökyüzünden yalnızca, kumaşın kıvrımlarını andıran belirsiz kıpırdanmalarla ayrılıyordu. Yavaş yavaş tanyeri ağardıkça ufukta denizle göğün arasına, kara bir çizgi yayıldı; yol yol oldu gri kumaş yoğun çırpınmalarla birbiri ardından, derinden, birbirini izleyen, birbirini kovalayan, sürekli… Kıyıya yaklaştıkça yükseldi her çizgi, topladı kendisine, dağıldı, ak damlacıklardan ince bir örtü serdi kumlara. Uykusunda […]

Clive Staples Lewis – Narnia Günlükleri – 3 – At ve Çocuk

Bu hikâye, altın çağlarda Yüce Kral Peter Narnia’yı yönetirken, erkek ve kız kardeşleri kral ve kraliçeyken, Calormen, Narnia ve aradaki topraklarda geçmiş bir hikâyedir. O günlerde Calormen’in epeyce güneyinde, deniz kıyısındaki küçük bir koyda, Arsheesh adında fakir bir balıkçı ve ona baba diyen bir çocuk yaşıyordu. Çocuğun adı Shasta idi. Arsheesh genellikle sabahları kayığıyla balığa […]

Clive Staples Lewis – Narnia Günlükleri – 2 – Aslan, Cadı ve Dolap

Bir zamanlar, isimleri Peter, Susan, Edmund ve Lucy olan dört çocuk vardı. Bu hikâye, savaş sırasında hava saldırıları yüzünden Londra’dan uzağa gönderildiklerinde, onların başına gelen bir şey hakkındadır. Çocuklar, kırsal bir bölgede en yakın tren istasyonundan on beş kilometre ve en yakın postaneden üç kilometre uzakta olan yaşlı bir profesörün evine gönderilmişlerdi. Profesör evli değildi […]

Clive Staples Lewis – Narnia Günlükleri – 1 – Büyücünün Yeğeni

Bu, uzun zaman önce, dedenizin çocukluğunda olmuş bir şeyin hikâyesidir. Çok önemli bir hikâyedir, çünkü kendi dünyamızla Narnia ülkesi arasındaki gidiş gelişlerin nasıl başladığını anlatır. O günlerde, Sherlock Holmes hâlâ Baker Street’te yaşıyordu ve Bastables hâlâ Lewisham yolunda define arıyordu. O günlerde eğer çocuksanız, her gün o sert ve kolalı yakayı takmak zorundaydınız ve okullar […]

Clive Cussler – Oregon Dosyaları #5 – Kıyamet Gemisi

Norveç’in Kuzeyi 29 NİSAN 1943 Ufuk çizgisinin üzerinde asılı duran solgun dolunayın ışıkları, buz gibi okyanus sularında göz kamaştırıcı yansımalar oluşturuyordu. Kışın hâlâ hüküm sürdüğü yılın bu bahar öncesi günlerinde henüz yüzünü göstermemiş olan güneş, gezegen kendi eğik ekseni etrafında dönüp dururken, gökyüzünün denizle buluştuğu kavsin ardında, belirsiz bir ışıldama şeklinde gizlenmekteydi. Tamamen gözükmesi için […]

Clive Cussler – Oregon Dosyaları #4 – İskelet Sahili

KALAHARI ÇÖLÜ 1896 Onlara silahlarını geride bırakmalarını asla söylememeliydi. Bu karar hepsinin hayatına mal olacaktı. Ama başka bir seçenekleri var mıydı? Son yük atı da zayıf düşünce, onun yükünü dikerlerine dağıtmak zorunda kalmışlardı. Bu da teçhizatı geride bırakmaları anlamına geliyordu. Hayvanın taşıdığı su mataralarım getirmenin gerekliliği konusunda bir tartışma olmamıştı, kesilmemiş taşlarla dolu çantaları da. […]