Kategori: Mizah

Umut Sarıkaya – Benim De Söyleyeceklerim Var Üç

“Feridun Abi çok tatlıdır yaa. Canım benim. Nasılsın Feridun Abi ? Rica etsem şu zarfı muhaberat departmanına götürür müsün?” dedi yeni giren stajyer kız ve gözlerini sımsıkı yumarak sevimli bir şekilde Feridun’u selamladı. Feridun, kendine tahsis edilmiş bilgisayarsız, deftersiz, kalemsiz, üzerinde sadece ellerinin olduğu masasından kalkarak kızın yanma gitti. Kız güzeldi, “Feridun Abi çok tatlıdır […]

Umut Sarıkaya – Benim De Söyleyeceklerim Var İki

Her erkeğin buluşmasının o istenilen sonucuna varmıştım. İşte dolmuşta onun evine doğru gidiyorduk. Aman Allah’ım, ne kadar da kolay olmuştu her şey. Normal insanlar gibi buluşmuş yemek yemiş, biraz içki içmiş ve evine gidiyorduk. Hiçbir falso yapmamıştım. Ne aşırı taşkınlık ve coşum hali, ne de aşırı çekingenlik. Esprilerim yerinde ve dozundaydı, ucuz bir insan gibi […]

Carl Hiaasen – Pis Maymun

Bu eser kurmacadır. İsim ve karakterlerin hepsi uydurmadır. Anlatılan olayların çoğu hayalîdir ancak ölü balık dümeni, Miami’de yaşanmış gerçek bir skandaldan alınmıştır. Aynı şekilde, lokanta müfettişlerinin berbat görevleri de gerçeğe uygun yansıtılmıştır. Temmuz’un en sıcak günü, Key West’in 1 çarşaf düzü sularında James Mayberry adlı bir turistin oltasına bir insan kolu takıldı. Karısı hızla koşup […]

Jaroslav Hašek – Aslan Asker Şvayk

Neresinden baksam kırk yıla yakın bir zamandır çeviriyle uğraşıyorum. Bugüne değin gazetecilik yaptım, dergi yönettim, yayınevi yönetmeni oldum, ama çevirmenliği hep ana uğraşım olarak gördüm. 1960’ların sonlarında Memet Fuat’ın benzersiz Yeni Dergi ’sindeki çevirilerle başlayıp bugüne dek süren bu uğraş beni hiç bırakmadı. Beni hiç bırakmadı diyorum ama, yıllardır bu uğraşı bazen bir gazete, bazen […]

Irvine Welsh – Trainspotting

Eroinman Çocuklar, Jean-Claude Van Damme ve Başrahibe Sick Boy’un üzerinden ter boşanıyordu. Titriyordu. Ben televizyona odaklanmış, orospu çocuğunu fark etmemeye çalışıyordum. Moralimi bozuyordu, bütün dikkatimi Jean-Claude Van Damme filmine vermeye bakıyordum. Film, böyle filmlerde her zaman olduğu gibi, zorunlu dramatik bir açılışla başladı. Sonraki aşamada alçak kötü adamı devreye sokarak gerilimi artırmaya, zayıf öyküyü bir […]

Boris Vian – Pekin’de Sonbahar

Pekin’de Sonbahar, okuru tüm canlılığıyla “yaşayan” Paris’ten uçsuz bucaksız bir yokyere, Egzopotamya çölüne doğru bir yolculuğa sürükleyen ve çölde başlamış anlamsız bir demiryolu inşa projesinin ortasına birçok başkarakterle birlikte bırakıveren kurgusuyla, her seferinde daha da şiddetlenerek yeniden patlayan coşkulu bir kahkaha gibi edebiyat alanında beliriverdiğinde, edebiyat çevreleri ve eleştirmenler bunun sürekli oluşum halinde bir yapıt […]

Terry Eagleton – Azizler ve Alimler

12 Mayıs 1916 sabahı saat altıya on kala, Dublin’deki Kil-mainham Hapishanesi’nde kapı birdenbire açılıp küçük bir grup hücreye dizildiğinde, James Connoly içeride uzanmış yatıyordu. Birini kurşuna dizmek için bu kadar çok görevlinin gerekmesi hayret vericiydi. Açılan kapıdan içeri şu sırayla girdiler: Gardiyanlar Sean McGrath ve Damian Walsh, başgardiyan Francis Xavier Mather, Kilmainham Hapishanesi Müdürü William […]

Hophopname (Seçmeler) – Mirze Elekber Sabir

Mirza Elekber Sabir, İslam dünyasında halkın topladığı bağış ile heykeli dikilen ilk büyük adam. Bu keyfiyet bile onun ne olduğunu anlatmaya kadirdir. 1828 Türkmençay Antlaşması ile ilerleyen Rusya, İran devletinin elindeki veya kontrolündeki Azerbaycan hanlıklarına son verdi. Batı Türklüğü içinde Fars kültürünü ve yaşam biçimini en iyi şekilde benimseyen Azerbaycan, 19. asır boyu Rusya ile […]

Honoré de Balzac – Yaşamda Bir Başlangıç

Balzac’ın anıt yapıtı İnsanlık Güldürüsü’nü oluşturan büyüklü küçüklü seksen sekiz anlatıdan bugüne kadar türkçeye çevrilmiş olanların sayısı otuz dolayında; bir başka deyişle, tüm yapıtın üçte biri. Bu çevirilerin zaman içinde birbirini bayağı uzun aralıklarla izlemesi, dolayısıyla bunlardan kimilerinin dillerinin fazla eskimesi, kimilerinin umulan ilgiyi görmemesi nedeniyle yeniden basılmaması sonucu, bugün Türkiye’de Balzac’ı tanımak isteyen okur […]

Honoré de Balzac – Louis Lambert – İnsanlık Komedyası

Louis Lambert’le ilk karşılaşmam, doksanlı yılların ortalarında, çalıştığım yayınevinde basılan bir Balzac Kitabı için, bir zamanlar babamın çevirdiği bu romandan bir bölümü gözden geçirip günümüz diline aktarmam istendiğinde oldu. Kitabın aslını hiçbir zaman okumamıştım, babamın bu çevirisinin varlığını bile unutmuştum ve ilk kez elime aldığımda, çevirinin dilinin eskiliği, metindeki Osmanlıca sözcüklerin, babamın dilinde ve kaleminde […]

Honoré de Balzac – Goriot Baba

Büyük Fransız romancısı Honoré de Balzac’ın ünlü yapıtı İnsanlık Güldürüsü’nün oldukça tuhaf bir yazgısı vardır. Balzac birkaç yapıtına, birkaç kahramanına, birkaç görüşüne göre yargılanır çoğu kez, yapıtının bütüncül özüne pek de uygun düşmeyen özelliklerle tanımlanır; bunun kaçınılmaz sonucu olarak, okurların büyük çoğunluğu, İnsanlık Güldürüsü adını taşıyan bir anıt yapıtın varlığının bilincine bile varmazlar. Örneğin bizim […]

Anthony Burgess – Otomatik Portakal

“Eee, ne olacak şimdi ha?” Ben vardım, yani Alex, yanımda da üç kankam, yani Pete, Georgie ve Dim, ki Dim[1] cidden epey budalaydı ve Korova Sütbarı’nda oturmuş akşam ne yapacağımıza karar veriyorduk, arsız karanlık, buz gibi kış piçlik yapıyordu, ama yağmur yoktu. Korova Sütbarı, katkılı süt verilen bir mekândı ve sizler böyle mekânların nasıl olduğunu […]

Andy Marrifield – Eşeklerin Bilgeliği

Schubert’i düşünmekten kendimi alamıyorum. 20 numaralı piyano sonatını. Ben gökyüzüne doğru pedal çevirirken, hüzünlü melodisi zihnimde dönüp duruyor. Schubert’in yavaş, net, aralıklı akorları, benim aheste pedal çevirişimle, derin derin nefes alıp verişimle uyum içinde. Yeşilin müziğini dinliyorum, radyoya ne hacet. Öğle sonrasının güneşi altında, bu kasvetli melodiler öyle sevinç veriyor ki şaşırıyor insan. Fransa’nın Auvergne […]

Andrey Platonov – Çevengur

ESKİ TAŞRA ŞEHİRLERİ; viran ormanlıklarla bitişiktir. İnsanlar tabiatın içinden çıktıkları gibi yaşamaya gelirler buralara. İşte keskin gözleri ve insanın içini burkacak denli bitap yüzüyle bir adam çıkagelmişti böyle bir yere; her şeyi onarıp donatma becerisine sahipti, oysa kendi hayatını donatısız yaşıyordu. Tavadan çalar saate kadar her tür alet bu adamın elinden muhakkak geçmişti. Kunduraya yeni […]

Gülse Birsel – Yolculuk Nereye Kardeşim

Başbakanın davetindeydim, inanır mısınız? Topkapı Sarayı’nda veriliyor Tayyip’in partisi! Ayy, yani George’u da günahım kadar sevmem ama, ne yapayım. Fazla bir şey de söyleyemiyorum. Sonuçta işte böyle davetlerde, partilerde karşılaşıyoruz, yani aynı çevrenin insanı-yıZ- Yüz yüze baktığım adam bir yerde, ilişkileri belli bir medeniyet çerçevesinde tutmak lazım. Nihahahahıhahohoh. Geçtiğimiz hafta arkadaşlarla aramda şöyle tuhaf konuşmalar […]

Gülse Birsel – Yazlık

Tırsıyorum! Yerde ıslak bir bez. Yatak odasının önündeyim. İkilemim şu: Emine Hanım yatak odasını mı temizledi, salonu mu? Zira hangi taraf temizse, oraya girerken terliklerimi beze silmem gerekiyor. Aksi halde, yani altı ıslak terliklerle pis tarafa geçersem, “Çzamur yapiysun” şeklinde bir eleştiri almam kaçınılmaz! Emine Hanım Karadenizli. Bir gün bir Karadenizli oy-narsam katıksız Karadeniz şivesi […]