Kategori: Korku

Claude Farrère – Ölmez Adamların Evi

Ülkemizde korku edebiyatının az sayıdaki örnekleri arasında gösterilen ve ilk kez Güven Yayınevi tarafından 1955 yılında okuyucuya sunulan “Ölmez Adamların Evi” adlı romanın Hamdi Varoğlu tarafından yazıldığı bilinmekte, genel bir yanılgı ile Türk korku edebiyatı bibliyografyasında adı geçmektedir. Halbuki bahse konu olan kısa roman, Türk dostu Fransız yazar Claude Farrere’e aittir. Özellikle telif haklarının çok […]

Chuck Palahniuk – Günce

Bunu okuduğun zaman hatırladığından daha yaşlı olacaksın. Senin karaciğer lekelerinin resmi adı hiperpigmentli lentigine’dir. Kırışıklığın anatomideki resmi adı ise rhytıdosis’tir. Suratının üst kısmındaki çizgiler, yani alnındaki ve gözlerinin çevresindeki rhytidosis’ler dinamik kırışıklardır, bunlara hiperfonksiyonel yüz çizgileri de denir ve deri altındaki kasların hareket etmesiyle oluşurlar. Suratın alt kısmındaki çoğu kırışıklık güneş ve yerçekiminin oluşturduğu statik […]

Charles Dickens – Perili Ev

Bu Noel öyküsüne konu olan evle ilk tanışmam, hayaletli öykülerin bilinen koşullarında ya da alışılagelmiş hayaletli ortamlardan birinde olmadı. Evi gün ışığında, üzerinde güneş parlarken gördüm. Görünürde, evi korkutucu gösterebilecek rüzgâr, yağmur, şimşek, gök gürültüsü ya da başka türlü bir tuhaf durum yoktu. Dahası, eve doğruca bir tren istasyonundan gelmiştim. Ev, istasyondan yaklaşık bir mil […]

Charles Dickens – Bir Noel Şarkısı

Her şeyden önce, Marley bir ölüydü. Bu konuda en ufak bir şüphe bile yoktu. Ölüm kayıtlarında rahip, cenaze memuru, levazımatçı ve yas tutanların en önde geleninin imzası vardı: Scrooge imzalamıştı. Scrooge adı da, altına imza atma lütfunda bulunduğu herhangi bir belgenin değerini artırırdı. Yani bizim Marley, bir kapı çivisi ne kadar ölüyse o kadar ölüydü. […]

Benoit Becker – Ölüm Şatosu

Thorwald dehşet içinde etrafı dinledi: Neydi bu ses?… “O”nun sesi miydi yine?…Yoksa şatonun koridorlarında bir inilti gibi yankılanan rüzgârın sesi mi?… Hayır!… “O’ydu… “O”nun sesiydi!… Bu ses, hafif bir iniltiyle başlıyor, sonra, işkence edilen birinin yalvarışları, hıçkırıkları halinde, uzun koridorları, kapalı kapıları aşıyor ve korkunç çığlıklarla, Thorwald’a ulaşıyordu!… Thorwald, yatağında doğruldu, elleriyle kulaklarını örttü, fakat […]

Tess Gerritsen – Yörünge

Galapagos Yarığı 0.30 Derece Güney. 90.30 Derece Batı; Abisin kenarında, yüzüyordu. Aşağıda, güneşin asla ulaşmadığı, tek ışığın, kendiliğinden parlayan bir yaratığın hızla geçip giderken çıkardığı kıvılcım olduğu, buz gibi bir denizin karanlık suları, alabildiğine uzanıyordu. Dr. Stephen D. Ahearn, Derin Dalış IV’ün insan vücuduna uygun tasarlanmış kabininde yüzükoyun uzanmış, başı şeffaf akrilik burun konisine gömülmüş […]

Tami Hoag – Paranoya

BU KADAR ÇABUK olması hayret verici. Bir sorun bu kadar kısa sürede tam bir trajediye nasıl dönüşebilir? Saniyeler. Nefes alınamayan birkaç saniye. Ve beyin hemen fonksiyonunu kaybetmeye başlar. Mücadele etmek için zaman yoktur. Hatta paniğe kapılmak için bile. Tıpkı avını geçen her saniye daha sıkı saran bir boğa yılanı misali. O anda akıldan geçenlerin hiçbir […]

Stephen King – Yüzyılın Fırtınası

Yazarın Notu “Uzantı”, New England kıyılarındaki bir ada ile anakara arasında kalan sahile verilen addır. Körfezin bir ucu-uzantının iki ucu açıktır. Little Tall Adası (hayali) ve Machias (gerçek) arasındaki uzantının iki mil kadar olduğu varsayılabilir. Önsöz . Çoğunlukla, bir öykünün fikrini nereden aldığımı, öyküyü hangi olaylar bileşiminin (daha çok sıradan) başlattığını bilirim. Mesela, O’nun (Đt) […]

Stephen King – Yeşil Yol

Olay 1932’de, eyalet cezaevi hâlâ Cold Mountain’dayken oldu. Elektrikli sandalye de oradaydı tabii. Mahkûmlar sandalye konusunda şakalaşırlardı. Inǚ sanların korktukları ama kaçamadıkları her şeyi şakaya vurdukları gibi. Ona Big Sparky, yani Koca Elektrikli derlerdi. Elektrik faturası konusunda şaka yaparlar, Müdür Moores’ın karısı Melinda Şükran Günüyemek pişiremeyecek kadar hasta olduğunda gardiyanın yemeğini nasıl pişireceğiyle dalga geçerlerdi. […]

Stephen King – Tom Gordon’a Aşık Olan Kız

DUNYANIN dişleri vardı ve canı ne zaman isterse ısırabilirdi seni. Trisha McFarland, bunu dokuz yaşındayken keşfetti. Haziran başlarında, bir sabah saat onda, annesinin Dodge karavanında oturmuş, üstüne Red Sox topa vuruş antrenman kazağını giymiş (sırtında 36 GORDON yazılı olan), bebeği Mona ile oynuyordu. Saat on buçukta ormanda kaybolmuştu. On birde artık korkmamaya, “Bu tehlikeli, bu […]

Stephen King – Tılsım

15 Eylül 1981 günü, Jack Sawyer adında bir çocuk, ellerini blucininin ceplerine sokmuş, kararla suyun birleştiği noktada duruyor, sakin Atlas Okyanusuna bakıyordu. On iki yaşındaydı ama boyu yaşına göre uzundu. Denizden esen bir rüzgâr, fazlaca uzamış kumral saçlarını arkaya doğru uçurup geniş, güzel alnını açtı. Çocuk üç aydan beri hayatını dolduran karmaşık, acılı duygular arasında, […]

Stephen King – Sis

Sis I. Fırtınanın Gelişi Olanları anlatıyorum… Kuzey New England’ın gelmiş geçmiş en müthiş sıcak dalgası 19 Temmuz gecesi sona ererken, bütün Batı Maine bölgesini şiddetli fırtınalar sarmaya başladı. Şimdiye kadar tanık olduğum fırtınaların en korkuncuydu bunlar. Biz Uzun GöTün kıyısında oturuyorduk. Karanlık basmadan az önce, ilk fırtınanın suları döverek bize doğru yaklaştığını gördük. Bir saat […]

Stephen King – Sadist

haaatuırlaaaa seeeen haaatmırlaaaa Ooooooo güüüüünleeeeeriiü Kafasındaki bulanıklığa rağmen bu sesleri yine de duyuyordu. 2 Ama sesler bazen o can acısı gibi kesiliveriyordu. O zaman geride sadece bulanıklık, sis kalıyordu. Karanlığı hatırlıyordu. O bulanıklıktan önceki kopkoyu karanlığı. Bu bir ilerleme gösterdiği anlamına mı geliyordu? “Işık yaratılsın! Bulanık ışık bile güzeldir. Ve ışık güzeldi. Falan filan. Öyle […]

Stephen King – Rüyalar ve Karabasanlar

(Efsane, İnanç, İman ve İster İnan İster İnanma!) Ben çocukken söylenen her şeye, okuduğum her şeye ve aşırı çalışan hayal gücümün gönderdiği her mesaja inanırdım. Bu nedenle epey gecemi uykusuz geçirirdim ama, yaşadığım dünya da huzurlu geçen geceler karşılığında takas edemeyeceğim renkler ve dokularla dolu olurdu. Daha o zamandan dünyada hayal güçleri ya uyuşmuş ya […]

Stephen King – O

Selden Sonra (1957) Bildiğim kadarıyla o dehşet, gazete parçasından yapılmış bir kayıkla başladı. Yirmi sekiz yıl sürecekti bu korku. Aslında belki de hiçbir zaman tam anlamıyla sona ermeyecekti. Sözünü ettiğim kâğıt kayık kaldırımın kenarından akan yağmur suyunda yüzüyordu. Yalpalıyor, yan yatıyor, tekrar düzeliyor, cesaretle girdaplara dalıyordu. Witcham Sokağıyla Jackson Sokağının kesiştiği dörtyol ağzındaki trafik lambasına […]

Stephen King – Maça Kızı

SARI GİYSİLİ ALÇAK ADAMLAR I. BİR ÇOCUKLA ANNESİ. BOBBY’NİN DOĞUM GÜNÜ. YENİ KİRACI. ZAMAN VE YABANCILAR HAKKINDA. Bobby Garfield’in babası yirmili yaşlarında saçları dökülmeye başlayan, kırk beşine gelince de kafası cascavlak olan adamlardandı. Randall otuz altı yaşında bir kalp krizi sonucunda ölüp bu akıbete uğramaktan kurtulmuştu. Emlakçıydı ve bir başkasının mutfak taşlarının üstünde son nefesini […]