Olcay Yılmaz – Kadın ve Penis

Aşk, insan evriminin bir mekanizması olabilir mi? Eğer Charles Darwin’in “eşeysel seçilimi” ve Sigmund Freud’un “bilinçaltı kuramı” ile ilgileniyorsanız aşk’ın insan evriminde olası bir mekanizma olacağını siz de görebilirsiniz. Hatta aşkın bu evrimsel mekanizmasını formüle bile edebilirsiniz. Evrimsel süreçte insanlarda eşeysel seçilimin hangi mekanizmalarla geliştiğine dair elimizde net bir bilgi yok; ancak bildiğimiz bir şey […]

Oğuz Demiralp – Kutup Noktası – Ahmet Hamdi Tanpınar

Bir Ahmet Hamdi okuru olarak seviniyorum. Bir Tanpınarsever olarak mutluluk duyuyorum. Artık Tanpınar daha çok, daha iyi tanınıyor. Kitapları satılıyor; yeni baskıları çıkıyor. Kıyıda köşede kalmış çalışmaları, yazıları, mektupları, giderek fotografları bulunup okura kazandırılıyor. “Aydaki Kadın” da günışığına çıktı. Tanpınar’ın değeri daha iyi anlaşılıyor artık. Yalnızca yurdumuzdakilerin değil, Türk yazınını konu edinmiş yabancı araştırmacıların da […]

Oğuz Demiralp – Kör Okur – Sâdık Hidâyet Üzerine Kör Baykuş

Kör Baykuş beni büyülen bir anlatı. Birçok roman, öykü okudum. Ancak benim üzerimde bu etkiyi yapanı sayılıdır. Kör Baykuş’un beni nasıl büyülediğini, anlatıyı ne denli beğendiğimi anlatmak kolay. Doğunun gizemli öykü geleneğiyle Batının fantastik yazınının bir bileşimi, giderek bireşimi… Ancak bütün bunları söylemek Kör Baykuş’un benim üzerimdeki özel büyüleyici etkisini anlatmaya yetmiyor. Neden büyüleyici? Bu […]

Oğuz Atay – Tutunamayanlar – Bütün Eserleri 1

Şaksiper Kimdir, Eseri Nedir? Yıllar önce yayımlanmış bir broşürün adıydı bu. Ne yazık ki artık adını hatırlayamadığım müellifi, ünlü İngiliz yazarını şöyle 15-20 sayfalık küçük ama yoğun bir broşürle anlatıyordu. Kitapçığın kapağında “Şaksiper”in resmi bile vardı. Oğuz Atay’ın hayatını ve eserlerini kapsayan bir önsöz yazmak çabası da işte bu “adsız” araştırmacınınki kadar acıklı ve tuhaf […]

Oğuz Atay – Tehlikeli oyunlar – Bütün Eserleri 2

Ey Sevgili Okur, Şu elinde tuttuğun Tehlikeli Oyunlar’ı okumak üzere olduğun için seni ne kadar kıskandığımı açıklamakla başlamak istiyorum bir solukta yazıp bitirmek istediğim bu önsöze. Niçin mi kıskanıyorum seni? Heyecan ve serüven dolu bir yolculuğa benzeyen bu okuma uğraşıyla ilk kez karşı karşıya olduğun için elbet. Bu önsözü bir solukta yazıp bitirmek isteyişime gelince, […]

Oğuz Atay – Korkuyu Beklerken – Bütün Eserleri 4

Oğuz Atay’ın yapıtı deyince, ayrı ayrı romanları, öyküleri ve oyunlarından önce kişileri canlanıyor gözümün önünde. Tutunamayanlar’ın Selim Işık’ından Oyunlarla Yaşayanlar’ın Coşkun Ermiş’ine dek… Negatif kişiler topluluğu: kendi sorunlarını çözememiş ve topluma kendini kabul ettirememiş aydınlar, toplumun acımasızca dışladığı lümpenler, çaresizlik içinde intihara, cinayete sürüklenenler, delirmenin sınırlarında dolaşanlar. Alışılanın tersine marjinal insanlardır bunlar, olumsuz kahramanlardır. Elbette […]

Oğuz Atay – Eylembilim – Bütün Eserleri 7

Bir insan özellikle benim gibi bir insan ne zaman yazmaya başlar? Daha doğrusu, ne zaman onun için yaşadıkları, hissettikleri, düşündükleri artık ifade etmekten kaçamayacağı bir yoğunluğa ulaşır? Bilmiyorum, insan kendisi için böyle bir durumda olduğunu söyleyebilir mi? Bilmiyorum. Büyük bir acı, belki bir aşk, belki de çok başka bir sarsıntı sonucu insan kendini önemli bir […]

Oğuz Aral – Huysuz İhtiyar

Bu benim ilk kitabım… 45 yıldır gazete ve dergi sayfalarında uçuşup yok olan binlerce ve binlerce karikatürümün ve de yazımın arkasından şalap şaşkın baka kaldım. Hatta çıkardığım dergi ve gazetelerin kolleksiyonlarına bile sahip değilim. Orijinallerim, kimi ayrıldığım gazetede, kimi dergide, kimi hırsızda, kimi poliste ve kapanın elinde kaldı… Yitti gitti… Kitap çıkaran meslektaşlarıma hep imrendim. […]

Oben Budak – Falan Filan – Aşk, Ayrılıklar, İhanet, Seks

Bugüne kadar hep kadınları dinledim; akıl hocalarım hep kadınlar oldu. Evde bütün gün annemi dinleyerek başladım işe. Sonra çoğunluğu kız olan arkadaşlarımı, okulda ise öğretmenim Şenay Hanım’ı dinleyerek hayatıma devam ettim. İş hayatına girdiğimde de akıl hocalarım yine hep kadın oldu. Kral TV döneminde Şule Bekrioğlu’nu, Konservatuar’da hocam Gül Sabar’ı, ardından vokalistliğini yaptığım Ajda Pekkan’ı […]

O. Henry – Hikayeler

Bir dolar seksen yedi sent. Ne bir eksik ne bir fazla. Bunun altmış senti de bozukluktu. Bu bozukluklar bakkalla, manavla, kasapla içten içe duyulan bir mahcubiyetle yapılmış pazarlıklardan gıdım gıdım elde edilmişti. Della parayı üç kez saymıştı. Bir dolar seksen yedi sentti ve öbür gün Noel’di. Küçük, eski püskü yatağa kendini atıp hıçkıra hıçkıra ağlamaktan […]

Fritjof Schuon – Bilgelik Şiirleri

Muhyiddin İbn Arabi, Mevlâna Celâleddin er-Rûmî, Ömer Hayyam, Dante Alighieri, Angelus Silesius, çağımızda Üstat Necip Fazıl Kısakürek ve Üstat Sezai Karakoç ve daha nice büyük şairler, eşsiz güzellikteki eserlerinde hep hakikati terennüm etmişlerdir. Jean Biès tarafından “20.yüzyılın büyük metafizikçisi” olarak değerlendirilen Frithjof Schuon da eserlerinde hep Hakikati terennüm etmiştir. Hemen hepsi religio perennis’i kadim dini […]

Fritjof Capra – Fiziğin Taosu

2.000’li yıllara girilirken, «bilgi çağı» deyince, artık yüzyılımızın başındaki «bilgi» ve «bilim» kavramlarından daha farklı şeyler düşünülmeye başlandı. Yeni çağın bilimi artık materyalist, determinist ve mekanistik olmaktan çok; spiritüel, bütüncül ve mistik bir anlayışa büründü. Büyük ölçüde Kuantum fiziği ve İzafiyet teorisinin katkıları ile sağlanan bu değişim, diğer bilim dallarında da buna benzer gelişmelerin görülmesiyle, […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Tragedyanın Doğuşu

Bu kuşku götürür kitabın temelinde neyin yer aldığı sorusu: birinci derecede önemli ve çekici bir soru olmuş olmalıdır, üstelik son derece de kişisel bir soru, – ortaya çıktığı zaman dilimidir bunun tanığı, ona karşın ortaya çıktığı, 1870/71 yıllarındaki Alman-Fransız savaşının gergin zaman dilimi. Wörth meydan savaşının gümbürtüsü Avrupa üzerinde yankılanırken, bu kitaba babalık etmek kendisine […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Putların Alacakaranlığı

Karanlık ve ölçülerin üzerinde sorumluluk gerektiren bir davanın ortasında neşesini korumak, hiç de azımsanmayacak bir meziyettir: üstelik, neşeden daha gerekli ne vardır? Delice neşeden payını almamış hiçbir şey başarıya ulaşmaz. Ancak güç fazlasıdır, gücün kanıtı. — Tüm değerlerin bir yeniden değerlendirilişi, bu soru işareti öyle kara öyle devasadır ki, gölge salar, onu koyanın üstüne — […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – İnsanca, Pek İnsanca-2

Kişi susamayacağı yerde konuşmalı sadece; sadece aştığı şeyler hakkında konuşmalı – başka her şey gevezeliktir, “edebiyat”tır, terbiye noksanlığıdır. Benim yazılarım yalnızca benim aşmalarımdan söz eder: “ben” varım içlerinde, bana düşman olmuş her şeyle birlikte, ego ipsissimus, hatta gururlu bir anlatıma izin verilirse ego ipsissi mum. *2 Anlaşılır ki: şimdiden çok şey var – altımda. Ama […]

Friedrich Wilhelm Nietzsche – İnsanca, Pek İnsanca-1

“– Bir süre, insanların kendilerini verdikleri değişik uğraşıları tartıp biçtim ve içlerinden en iyisini seçmeye çalıştım. Ama bu işi yaparken ne gibi düşüncelere vardığımı burada anlatmam gerekmiyor: Kendi payıma hiçbir şey kendi amacıma sıkı sıkıya bağlı kalmaktan daha iyi görünmedi gözüme, yani: bütün ömrümü, aklı-tem ve biçimle aramak için kullanmaktan. Çünkü bu yolda giderken tadına […]