Kategori: Bilimkurgu

Dmitry Glukhovsky – Metro #2 – Metro 2034

Yıl 2034. Dünya harabeye dönmüş. İnsanlık neredeyse tamamen yok olmuş. Radyoaktivite yüzünden yıkılan kentler yaşanmaz hale gelmiş. Anlatılanlara göre, kent sınırlarının dışında uçsuz bucaksız, yanmış, ıssız topraklar ya da balta girmemiş sık ormanlıklar uzanıyor. Ama hiç kimse orada ne olduğunu bilmiyor. Uygarlık bitmiş. İnsanlığın bir zamanlardaki yüceliğine ilişkin anılar artık masallar ve söylencelerle yayılıyor. Son […]

Dmitry Glukhovsky – Metro #1 – Metro 2033

YOLCULUK BAŞLIYOR; Sevgili Moskovalılar ve kent sakinleri! Moskova Metrosu, olağanüstü tehlikeyi göze alacağınız bir ulaşım aracıdır. Metro vagonundaki bir ilan. Kim bir ömür boyu karanlığa bakacak kadar cesur ve kararlıysa, orada ilk umut ışığını o fark edecektir. Han. “Kimdi o? Artyom, bir göz at!” Ateşin yanında oturan Artyom isteksiz yerinden kalktı, otomatik silahını doğrultarak karanlığa […]

Leigh Brackett – Uzayda İsyan

Ilık bir Haziran gecesi Times Square. Göze yabancı gelmeyen ışıklar, kalabalık, tiyatrolar, dükkânlar, Lindty’ye girmek üzere bekleyen turist kuyruğu. Trehearne, yüksek irtifa uçuşu hakkında yeni bir kitap alımak üzere teknik kitaplar satan bir kitapçıya girmişti. Bir masanın arkasında oturan Kerrel’in yüzüne bakmıştı ve bu bakış, sonucun başlangıcı olmuştu. Bu bakış, Trehearne’den başka kimse için herhangi […]

Leigh Brackett – Uzayda Büyük Sıçrayış

Dünyalar arasında, Güneş Sisteminin bir ucundan diğer ucuna, tarihi titreten bir haber dolaşıyordu. Birisi Büyük Sıçrayışı yapmıştı. Birisi geri dönmüştü. Binlerce hava limanlarındaki barlarda uzay adamları konuşuyorlardı. Sayısız şehirlerin caddelerinde halk konuşuyordu. «Birisi Büyük Sıçrayışı başarmış, birisi geri dönmüş. Şu son grup… Ballantyne’in takımı. Söylediklerine göre…» Birbirine zıt, garip, mümkün olmayan, üzücü şeyler söyleniyordu. Fakat […]

Lawrence Durrell – Afrodit’in Başkaldırısı

Hepsi siyah iş takımları giymiş masadaki üç adamdan ikisi herhalde körkütük sarhoştu. Sitemkâr Nash değildi, o değildi tabii. Ama yayıncı (habire gec “Peki, ” diyor Nash kibirle beni süzerek “Habil bana ne söyleyebilir ki, hı?” “Bir sürü şey Nash, bir sürü. 15 sün kadar önce yakaladım seni. Telefonla konuşurken sesini bol bol kaydetmiştim. At kılı […]

Diana Carey – Hayalet Gemi

Gün, gezegenlerin bir güneş çevresinde dönmelerinden ortaya çıkmış bir kavramdır. Derin uzayda, alevler içindeki yıldızların ışığından ve sıcaklığından uzakta, sonsuz gecenin krallığı hüküm sürer… * * * “Kaptan, bu saatte hala uyanık ne yapıyorsunuz?” Bu sözler Jean-Luc Picard’ı uzayın derinliklerine taşımakta olan narin hava kabarcığını parçaladı. Kaptan boşluktan, uzay gemisinin koruyucu kabuğunun içine geri çekildi. […]

Dennis Lehane – Zindan Adası

Adayı yıllardır görmedim. Ona son kez bir arkadaşımın limana giren teknesinden bakmıştım. Yaz pusunun altında, gökyüzüne öylesine savrulmuş bir boya lekesine benziyordu. Yirmi yıldan uzun süredir oraya adımımı atmadığım halde, Emily -bazen şaka yollu, bazen ciddi- orayı terkettiğimden bile emin olmadığını söylüyor. Zamanın benim için, hayat hikâyemde ileri geri hareket etmek, geçmişte beni etkileyen olaylara […]

Dennis Feltham Jones – Süper Kompüter Colossus

FORBİN içinde bulunduğu zırhlı limuzin ile Beyaz Saray’a doğru ilerlerken, lüks kaplamalı koltuğuna dayanmış, direksiyondaki deniz piyade erinin ensesini seyrediyordu. Büyük anki bu an için oniki yıl boyunca nefes almamacasına çalışmıştıbirkaç dakika sonra gelecekti. Forbin bütün bu uğraşıların yalnızca kendi eseri olmadığım biliyordu. Üstelik bu büyük planlı çalışma ne bir kişi, ne de birkaç yüz […]

Denis Guedj – Papağan Teoremi

Her cumartesi yaptığı gibi Max, o gün de Clignancourt Bitpazarı’nı dolaşmış, Montmartre Tepesi’nin kuzeyinden yürüyerek gitmişti oraya. Léa’nın, Perrette’in geçen hafta kendisine hediye ettiği lekeli Nike’ları değiştirdiği dükkândaki malları karıştırdıktan sonra sömürgelerden gelen kıvır zıvırın satıldığı büyük depoya girdi; karmakarışık nesnelerden oluşan tuhaf bir yığını eşelemeye başlamıştı ki bulunduğu yerin dip tarafında iyi giyimli, çok […]

Denis Guedj – Berenis’in Saçları

“Tabanıma bakın, tabanıma! Granit kadar sert ayak tabanlarım var.” “Atsineği kadar da yumuşak bir kafan,” dedi meyhanedeki en yüksek tabureye kurulmuş kadın. “Sanatçıya biraz saygı gösterin!” Obol öfkeden deliye dönmüş, sinirden tir tir titriyordu: “Bir terbiyesizliğinizi daha görürsem annemin üstüne yemin ederim, sahneyi terk ederim. “Hiç durma, annene git! Hadi, annene!” Sahneyi terk edecekmiş gibi […]

David Whitaker – Doktor Kim #1 – Doktor Kim ve Dalekler

Sonunda arabayı durdurup sisin içine iyice gömüldüm. Barnes Common’m en tenha bir yerinde bulunduğumu biliyordum. Ev sahibim kadın akşam yemeğimi mutlaka hazırlamıştı, ama beni bekleyen sıcak odam Yeni Zelanda kadar uzaktaymış gibi görünüyordu. Paddington’daki evime yürüyerek ne kadar sürede gidebileceğimi merakla düşündüm. Ama kendi kendime sorduğum bu soruya verdiğim cevap da beni neşelendirmek için yeterli […]

Kurt Vonnegut – Otomatik Piyano

Bu kitap şimdiki zamanda olanlar hakkında bir kitap değil, olabilecekler hakkında bir kitap. Karakterler, henüz doğmamış veya belki de, kitabın yazıldığı şu anda, bebek olan kişilerden esinlendi. Kitap daha çok müdürler ve mühendisler hakkında. Tarihte şu«noktada, yani M.S. 1952’de, hayatımız ve özgürlüğümüz büyük ölçüde müdür ve mühendislerimizin beceri, hayal gücü ve cesaretine bağlı ve umarım […]

Kurt Vonnegut – Mezbaha No 5

Az çok gerçek bir hikâye bu. Ya da savaşla ilgili hiç bir şey şey gerçekten uzak değil. Kendisinin olmayan bir çaydanlığı aldığı için kurşuna dizilen birini tanıdım gerçekten Dresdende. Savaş sonunda kişisel düşmanlarını kiralık katillere öldürteceğini söyleyen bir başkasını da. Böyle sürüp gider bu. Bütün adları değiştirdim. 1967’de Guggenheim vakfının parasıyla (Tanrı Mangırlarını korusun) Dresdene […]

Kurt Vonnegut – Kedi Beşiği

İçindekiler Dünyanın sona erdiği gün Güzel, güzel, çok güzel Ahmaklık Uzantıların ufak ufak birbirine dolanması Bir hazırlık öğrencisinden mektup Böcek dövüşleri Saygıdeğer Hoenikkerler Newt ’ ın Zinka olayı Volkanlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Gizli ajan X-9 Protein Dünyanın sonu kokteyli Başlangıç noktası Otomobillerde kristal vazoların olduğu günlerde Mutlu Noeller Anaokuluna dönüş Kızlar Bölümü Dünyadaki en değerli […]

Kolektif – Asker Kaçağı – Savaşa Karşı Bilimkurgu Öyküleri

BİLİMKURGU EDEBİYATTIR. İyi bilimkurgu, iyi edebiyattır.” Bu sözü hangi bilimkurgu yazarının söylediğini tam olarak hatırlayamıyorum; 1950’lerde, bilimkurgunun 13-18 yaş grubunun hafta sonu eğlencesi olmadığı bilinci bilimkurgu yazarlarının kafasında iyice yer etmeye başladığı sıralarda, bir bilimkurgu derlemesinin başında yer aldığını biliyorum yalnızca. “Bilimkurgu edebiyattır”: Tıpkı edebiyat gibi onun da iyisi ve kötüsü, banali ve felsefi olanı, […]

Clifford D. Simak – Kent

Ateşler gürleyip rüzgar kuzeyden estiğinde Köpekler’in anlattığı öykülerdir bunlar. Böyle zamanlarda her aile ocağın başında toplanır, enikler sessizce oturur, dinler ve öykü bittiğinde birçok soru sorarlar. “İnsan nedir?” derl Bu baskının amacı öykülerin şu an bürünmüş oldukları en son halleriyle tam ve ayıklanmamış metinlerini vermektir sadece. Bölüm notları ana tahmin noktalarını işaret etmekte kullanılmış olup […]