Kategori: Bilimkurgu

Ali Teoman – Karadelik Güncesi

Karadelik Güncesi Ali Teoman’ın Uykuda Çocuk Ölümleri (Yapı Kredi Yayınları, 2002) ile başladığı Konstantiniye Üçlemesi’nin ikinci kitabıdır. Bu romanlar farklı karakterlerin öykülerini anlattıkları için birbirlerinin devamı sayılamazlar, ama aynı gerçeküstü, fantastik, grotesk atmosfere, zaman ötesi bir İstanbul’a konumlanmış olmaları nedeniyle, olayların üzerinde geçtiği benzer bir artalan oluştururlar. Bu İstanbul hem altın ve gümüş paralarla alışveriş […]

Alfred Elton van Vogt – Uzaylı

DÜNYA gözetleniyordu. Gecenin koyu karanlığında bile her şeyi açıkça seçebilen görünmez mercekler, Spaceport’un bir caddesi üzerinde odaklanmıştı. Bir an için gözlemcinin bütün ilgisi güzel bir ev üzerinde toplandı. Cadde boyunca sıralanmış, ilkini andıran bir dizi güzel görünümlü ev vardı. Bakışları caddenin sonuna doğru kaydı. Burada bir kavşak ve kavşağın bir köşesinde basık metal bir yapı […]

Alfred Bester – Kaplan! Kaplan!

Hollywood yapımı bir filmin hangi dönemde yapıldığını başroldeki kadın oyuncunun makyajına bakarak söyleyebilirsiniz ve eski bir bilim kurgu romanının yazıldığı zamanı da kullanılan sözcüklerden saptayabilirsiniz. Gelecek dışında hiçbir şey zamanı daha güçlü, daha hızlı ve daha tuhaf bir şekilde saptayamaz. Bu her zaman doğru değildir, ama son otuz yıl içinde (John Clute ve Peter Nicholls’ın […]

Alexei Panshin – Ergenlik Ayini

Dürüst olmak gerekirse Sınav esnasında ve öncesinde başıma neler geldiğini net olarak hatırlamıyorum sanırım; bundan dolayı da gerekli olan yerleri olasılıklarla — ya da yalanlarla diyelim isterseniz— doldurdum. Hiç şüphesiz, daha önce hiçbir şeyi burada yazdıklarımın yarısı kadar bile açık söylemedim; hiç kimse de söylememiştir. Olayların bazıları tamamen uydurma. Gerçi, önemli de değil. Buradaki her […]

Aldous Huxley – Maymun ve Oz

Gandhi’nin suikasta uğradığı gündü;1 ama Calvary’deki2 turistler tanık olmak durumunda kaldıkları, sonuçta oldukça sıradan sayılabilecek bu olayın muhtemel öneminden çok, piknik sepetlerinin içindekilerle ilgiliydiler. Gökbilimciler ne derse desin, Ptolemaios kesinlikle haklıydı: evrenin merkezi bulunduğumuz yerdedir, başka yerde değil. Gandhi ölmüş olabilir; ama Bob Briggs, ofisindeki masasının arkasında ve Stüdyo Yemekhanesi’ndeki öğle yemeği masasının başında, sadece […]

Aldous Huxley – Cesur Yeni Dünya

Kronik vicdan azabı, tüm ahlâkçıların hemfikir olduğu gibi, hiç de istenmeyen bir duygudur. Eğer kötü bir davranışta bulunduysanız, pişmanlık duyun, elinizden geldiği kadar durumu düzeltin ve bir dahaki sefere daha iyi davranmaya bakın. Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir. Sanatın da kendi ahlâk anlayışı vardır ve bu […]

Sadık Yemni – Zaman Tozları

Buzul Dünya’nın TekinsizX Atmosferi Sevgili Buzul Dünya okurları, Kendimi bildim bileli TekinsizX öykülerin, filmlerin ve hatta anıların tiryakisi oldum. Merak, araştırma, heyecan ve korku bağımlısıyım. Damarlarımda kanımın; içi siyah köpüklü korku zerrecikleriyle kıvıl kıvıl fokurdamasından zevk duyanlar taifesindenim. Terim üretmeyi seviyorum. Damarlarımızdaki korku zerrecikleri için ‘korkulobin’ terimini uydurdum örneğin. Böyle bir makale de yazdım sonradan. […]

Aldous Huxley – Ada

Aldous Huxley (1894-1963), son romanı Ada’nın (lsland) yayımlandığı 1962 yılına değin bir karşı-ütopyalar yazarı olarak bilinir daha çok. 1932 yılında yayımladığı Yeni Dünya (Brave New World), dünyaya bilimin egemen olmasıyla insan mutluluğunun kesinlikle sağlanabileceği varsayımından yola çıkar. Bu varsayımı Huxley, yirminci yüzyıl İngiliz yazınında ütopya romancılarının öncüsü olan, özgürlükçü H.G. Wells’ten (1866-1946) aktarır gibidir. Gerçekte […]

Philip K. Dick – Albemuth Özgür Radyosu

1932 yılının Nisan ayında, küçük bir çocuk annesi ve babasıyla beraber Oakland, California iskelesinde, San Fransisco feribotunu bekliyordu. Henüz dört yaşına basmış olan çocuk, elinde teneke kutu olan ak saçlı, sakallı, dev gibi, yaşlı ve kör bir dilenciyi fark etti. Çocuk babasından bozukluk istedi ve götürüp dilenciye verdi. Dilenci kendinden beklenmeyecek şekilde samimi bir sesle […]

Ronny Laws – Uzay Şeytanları

KOZMİK Güvenlik Kuvvetleri başkumandanı Yan Paterson hiç de şakacı bir adam değildi. Bunu anlamak için Başkumandanın çalışma odasına bakmak yeterdi. Bu türlü bürolarda bulunması âdet olan radar ekranlarının, dahili televizyonların, küçük bellek şeritlerinin (mikroband) ve elektronik tabloların yerlerini bir tek cihaza bıraktığı görülüyordu. Son derece basit görünüşlü kocaman bir cihaz… Ve kumandanın çalışma masasını kaplayan […]

Ronny Laws – Evrenin Ucu

Kurgu Bilim, çağımızın gittikçe büyüyen bir tutkusudur. Bilim ve teknik gelişmenin alabildiğine hızlandığı ve yoğunlaştığı günümüzde bu tutkuyu doğal karşılamak gerekir. Bilim ve teknik öylesine hızlı bir gelişmenin içindedir ki, insan dimağı arlık olup bitenleri gereğince kavrayamaz hale gelmiştir, insanoğlu, elektronik beyinlerin de katkısıyla büyük merhaleler katederken, hayallerde bunun ne boyutlara varabileceği de şekillenmeye başlamıştır. […]

Roger Zelazny – Işık Tanrısı

Denildi ki, o, serbest kalışının elli üçüncü yılında, Gökyüzü’nün savaş çağrısına bir kez daha uymak, Yaşam Nizamına ve bunu böyle buyuran tanrılara meydan okumak üzere, Altın Bulut’tan geri dönmüştü. Müritleri, duaları günah da olsa, onun dönmesi için yakarmışlardı. Hangi koşullarda gitmiş olursa olsun, Nirvana’ya erişmiş biri dualarla rahatsız edilmese gerektir. Ama safran renkli ehram kuşananlar, […]

Roger Zelazny – Amber Yıllıkları (1-10 Tek Cilt)

Bana neredeyse sonsuzluk gibi gelen bir sürenin ardından, bitiyordu artık. Ayak parmaklarımı oynatmaya çalıştım, başarılı oldum. Bir hastane yatağında boylu boyunca yatıyordum ve bacaklarım alçıdaydı, yine de hâlâ bana aittiler. Gözlerimi sımsıkı yumdum ve açtım, üç kez. Oda duruldu. Hangi cehennemdeydim? Sonra sis ağır ağır dağıldı ve adına bellek denilen şeyin bir kısmı geri döndü. […]

Roger Zelazny – Amber Yıllıkları #10 – Kaos Prensi

Bir taç giyme töreni görmüşseniz hepsini görmüş sayılırsınız. Kulağa alaycı bir ifade gibi geliyor ve muhtemelen de öyle, özellikle başrol oyuncusu en iyi dostunuz ve kraliçesi de elinizde olmadan aşığınız olmuşsa. Ama genellikle bir geçit alayında, bol bol ağır müzik, rahatsız, renkli giysiler, tütsüler, konuşmalar, dualar ve çalınan çanlar vardır. Usandırıcıdırlar, genellikle sıcak olurlar ve […]

Roger Zelazny – Amber Yıllıkları #9 – Gölgelerin Şövalyesi

Adı Julia’ydı ve her şeyin başladığı 30 Nisan’da öldüğünden adım gibi emindim. Korkunç kalıntılarını bulduktan sonra, onu öldürdüğünü düşündüğüm köpeksi yaratığı yok edişim her şeyi başlatmış gibi görünüyordu. Ve sevgiliydik, olayları asıl başlatanın bu olduğunu düşünüyorum. Uzun zaman önce. Belki ona daha fazla güvenebilirdim. Belki onu, onu benden ayıran inkarlara yol açan, karanlık yollara ve […]

Roger Zelazny – Amber Yıllıkları #8 – Kaos İmgesi

Kendimi huzursuz hissediyordum, ama neden kaynaklandığını kestiremiyordum. Arkamdaki duvar resminde manzara tuhaf bir şekilde resimden gerçekliğe, gerçeklikten resimliğe kayarken Beyaz Tavşan, Bertrand Russel’a benzeyen kısa boylu bir adam, sırıtan bir Kedi ve İrlanda balatları söyleyen eski dostum Luke Raynard’la içki içmek tuhaf gelmiyordu. Dev bir mantarın tepesinde nargile içen kocaman, mavi Tırtıl’dan çok etkilenmiştim, çünkü […]