Kategori: Hikaye-Öykü

P’u Sung Ling – Konuk Kaplan

Her büyük yazar işe iyi bir okur olmakla başlar ve yıllar geçtikçe, tercih ettiği ya da dışladığı okumalarıyla kişisel bir kitaplık yaratır. Buenos Aires’teki Ulusal Kitaplık’ın (ki burada dünyanın başka yörelerinde bulunmayan kitapların olduğu söylenir) yöneticisi, obur okur Jorge Luis Borges bu kitap bolluğundan yararlanmasını bildi: Zaten büyülenmiş okurlarına, derin bilgi ve neşesiyle, şaşırtıcı derecede […]

Peride Celal – Mektup

BÖCEK “Belki karanlık indiğinde, belki karabasanlarla boğuştuğunuzda, fırtına yaklaştığında ve gökyüzünde bulutlar birbiri üstüne yuvarlandığında, belki pencerenin ardında rüzgâr uluduğunda, belirsiz görüntüler perde arkalarında kımıldadıklarında, belki kepenkler gıcırdadığında… İşte o zaman biri konuşmaya başlarsa aydınlıklar açılır birdenbire.” CATHERINE DAVID Hastabakıcı kapıyı aralayarak haber verdi: “Beş randevusu.” “Daha kaç kişi var?” dedi doktor. “İki.” Her birine […]

Pelin Buzluk – Deli Bal

“Arkada, göremediğiniz bir başka düşman var. Bir günebakan çiçeğinin beni izlediğini ve b Burada her şey öyle yeni ve inanılmaz geliyor ki bana… Peki sen inanabiliyor musun pazaryerinde dolaşabildiğime? Bedenimi sanki dışarıdan izliyorum. Bedenimde olmaktan ölesiye korkuyorum çünkü. Bir hançer daha var Emir, bu hançerin yıllarca özlediği kın, benim etim. Bu hançer yıllarca bana doğru […]

Gary Small & Gigi Vorgan – Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

İNSAN NASIL ANSIZIN KONUŞMA KABİLİYETİNİ yitirecek kadar sinirlenir? Kel kalana dek saçını yolar? Ya da sırf bayılan birini gördü diye bayılır? Bu tür sorular daima merakımı uyandırmıştır. Bu yüzden de tıp fakültesinde uzmanlık dalı olarak psikiyatriyi seçmem kimseyi şaşırtmadı ve ben de bu tercihimden hiçbir zaman pişmanlık duymadım. 30 yıllık psikiyatri mesleğim boyunca tuhaf davranışlarıyla […]

Gabriel García Márquez – Mavi Köpeğin Gözleri

Gürültü işte yine başlamıştı. Gayet iyi tanıdığı bu soğuk, keskin, dikine dikine gelen ses, şimdi acı veren bir tizlikle çınlıyordu; delikanlı bunun nasıl bir gürültü olduğunu bir günde unutuvermişti sanki. Ses, içi oyulup boşaltılmış gibi bomboş kalmış kafatasının içinde yankılanıyordu. Kafatasının iç çeperleri birden peteklerle kaplanmıştı sanki. Gürültü, bitmek bilmez sarmallar halinde büyüyor ve kafasını […]

Paul Auster – Kırmızı Defter

1972 yılında, yakın bir kız arkadaşımın yasalarla başı derde girdi. O yıl İrlanda’da, Sligo kenti yakınlarındaki küçük bir köyde yaşıyordu. Onu ziyarete gittiğim bir gün sade giyimli bir dedektif, arkadaşımın oturduğu küçük eve arabayla gelip bir mahkeme celbi getirdi. Konu, arkadaşımın bir avukata başvurmasını gerektirecek kadar ciddiydi. Sağa sola akıl danışan arkadaşıma birisi önerildi ve […]

Gabriel Garcia Marquez – Albaya Mektup Yazan Kimse Yok

Albay kahve tenekesinin tepesini kaldırdı ve yalnızca bir küçük kaşık kahve kalmış olduğunu gördü. Kabı ateşten indirip suyun yarısını toprak zemine döktü ve çekilmiş kahvenin son zerreleri de pas kırıntılarıyla karışıp kaba dökülene kadar tenekenin içini bir bıçakla kazıdı. Masum ve inançlı bir tavırla taş ocağın yanında oturup kahvenin kaynamasını beklerken, bağırsaklarında mantar ve zehirli […]

Ahmet Şerif İzgören – Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı

Bazı kitaplar vardır sizinle konuşur. Okumaya başlayınca fark edersiniz. Arkadaşınız olurlar. Ara sıra, evde dolaşırken karşılaşır, sayfalarını koklar, karıştırırsınız. Ya çok iyi kitaptır; içten, sakin ve bilgedir ya da hayatınızın en zor, en ihtiyaç duyduğunuz döneminde karşınıza çıkmıştır. Elinize aldınız mı, gülümsersiniz. Herkese anlatırsınız. Kitap onlarca yıl yaşasın diye. Çünkü kitapların da ömrü var, insanlar […]

Ahmet Şerif İzgören – Hıdır Kişisel Gelişiyor

Hava biraz kapalıydı, neredeyse yağmak üzereydi. Hıdır Azgören, 42 yaşında bir devlet memuruydu. Bakanlığa baktığınızda onun kadar düzenli, disiplinli, işini mevzuatına göre yapan başka bir memur göremezdiniz. Beş takım elbisesi her zaman jilet gibi ütülüydü. Hafta içi her gün birisini giyerdi; günleri de belliydi. Dördü koyu renk lacivert ve siyaha yakın renkteyken, tek kahverengi takımını […]

Ahmet Şerif İzgören – 40’ının da Kulpu Kırık 40 Türk

Farklıyız biz bu adamlardan. Niye mi? Kiralık ev ararken deseler ki “Bu evde zombi varmış” ya da “Kurt adam yaşıyormuş civarda”, hiç korkmaz bizim millet. “Hadi len” deyip geçer. “Vampir varmış civarda” falan de, bunu da sallamaz. Ama “Abi apartmanın altında ‘yatır’ varmış” dersen evi kimseye kiralayamazsın, rengi çekilir adamın. Yatırdan korkar bizim millet, Drakula’dan […]

Ahmet Sarı & Cemile A. Ercan – Masalların Psikanalizi

“Masalların Psikanalizi” adlı çalışmamız, taşıdığı başlık bakımından her ne kadar çok iddialı gözükse de, Türkiye’de sözlü ve yazılı geleneğin bin yılı aşkın bir süreyle çok eskilere dayandığı düşünülecek olursa, bir medeniyet oluşturma bilinciyle sözlü-yazılı kültürü inşa etme bakımından çok hızlı davranmış bir toplum olarak vardığımız noktada Türk masallarının toplu halde bütüncül bir çalışmayla hala ortaya […]

Patrick Süskind – Üç Buçuk Öykü

DERİNLİK BASKISI Güzel resim yapan Stuttgart’lı bir genç hanım, ilk sergisini açtığında kötü bir niyeti olmayan bir eleştirmen, genç kadına yararı olacağını düşünerek şöyle söyledi: “Yaptıklarınız yeteneğinizi gösteriyor, hoşa da gidiyor, ancak henüz yeterli derinliği yok.” Genç kadın, eleştirmenin ne demek istediğini anlamadı, zaten çok geçmeden de unuttu bu sözleri. Ne var ki iki gün […]

Patrick Süskind – Güvercin

Bir gün içinde hayatını allak bullak eden o güvercin işi başına geldiğinde Jonathan Noel ellisini aşmış bulunuyordu, yetkin bir olaysızlık içinde geçen rahat yirmi yıllık bir süreyi gerisinde bırakmıştı ve daha karşısına, günün birinde gelecek olan ölümden başka, temel nitelikte herhangi bir şey çıkabileceği aklının ucundan bile geçmezdi. Bundan da çok hoşnuttu. Çünkü olayları sevmezdi, […]

Patrick McGrath – Hayalet Şehir

Şehirdeyim, huzursuzluk verici bir tecrübe, çünkü New York ölümden çok ölüm dehşetinin kol gezdiği bir yer haline geldi. Birçok ev terk edilmiş durumda ve terk edilmemiş olanlardan da, hâlâ içinde yaşamaya devam edenleri korumaya yönelik hazırlıkların dumanı yükseliyor. Sokaklar sessiz; bir tek, kayıpları yeni olanların hafif iniltileri var, bir de yüklerini Potter’s Field’e sürükleyen kederli […]

Özge Calafato – Su Eleştirmenleri

Su Eleştirmenleri, Özge Calafato’nun var olanın kılçıklarından büyük hikâyeler çıkardığı yepyeni bir kitap. Calafato etli butlu anlatımlardan, büyük laflardan ve karmaşık olay örgüsünden uzak durarak dilin olanaklarını dupduru, süssüz ama derin anlatımıyla zorluyor öykülerinde. Neredeyse her öykünün kendine ait bir jargonu, okurken göze batmayan, tam isabet yeni deyişleri var. Sadece dilde hapsolmuş bir yaratıcılıktan bahsetmek […]

Özge Calafato – Çekilir Dert Değil

Özge Calafato’nun Çekilir Dert Değil isimli öykü kitabı, zamane karakterlerin bir araya geldiği bir geçit töreni sanki. Calafato alışkanlıklarla, zorunluluklarla ve takıntılarla örülü günlük hayatlarımızdan alınmış anlık fotoğrafların hikâyelerini anlatıyor. Karakterler içimizde bir yerlerde ya da yakınlarımızda yaşıyorlar ve çevremizdeki görünmez duvarları örüyorlar. Calafato bir yanıyla da arşivci gibi çalışarak zamanın kişilik envanterini oluşturuyor. Çekilir […]