Kategori: Hikaye-Öykü

Celâl Hosrovşahi – Furuğ’un Öyküsü

Çağdaş İran edebiyatının seçkin öykü yazarı Celâl Hosrovşahi ile, çok yıllar önce, Deryabenderi’nin ‘Hacer’in Kısa Bacaklı Tavuğu’ adlı öyküsünü Türkçeye çevirirken bir soru aklımı kurcalamaya başlamıştı. Bu soruyu daha sonraki yıllarda başka İran öykülerini, romanlarını okurken sık sık sormaya devam ettim. Bu öykü ve romanların hemen hepsinde yer alan o olağanüstü hayal gücü ve ‘fantastik’ […]

Caroline Paul – Kayıp Kedi

Bu gerçek bir hikayedir. O sırada diyalogları ve olayların sırasını tam olarak kaydetmedik, ama bu kitapta hayatlarımızın o dönemini ölümlü yeteneklerimiz izin verdiğince canlandırdık. Ancak lütfen şunları unutmayın: 1. Ağrı kesiciler, 2. Aradan geçen zaman, 3. Bizim yaşımızdaki insanlar için normal olan kafa karışıklıkları. Kullandığım uçak, yelken bezi ve alüminyum borulardan ve bir de çim […]

Üstün Akmen – Bay Kuş – Öyküsel Denemeler

Çeşme, İzmir’in batısına doğru uzanan yarımadanın ucunda, İzmir’e yaklaşık doksan kilometre uzaklıkta bir yerleşim bölgesi. Çeşme’nin adı, antik devirlerde “Sissus” olarak geçmekte. Uzun ve kurak bir yazdan, dolayısıyla suya olan istek ve özlemden dolayı bu bölgedeki çeşmeler çok önem kazanmış ve zamanla bölge bu nedenle “Çeşme” olarak anılmaya başlanmış. Yazları iki ya da üç ay […]

Ursula K. Le Guin – İçdeniz Balıkçısı

Masalda, yaşadığı ada ile anakara arasındaki sakin denizde her gün tek başına balığa çıkan Uraşima adındaki fakir bir balıkçı anlatılır. Ura şima uzun siyah saçları olan genç ve yakışıklı bir adammış. Bir gün denizler kralının kızı yukarı bakıp da geniş gökyüzü dairesinden yüzerek geçen bir karaltıyı seyrederken, kayığının kenarından eğilen Uraşima’yı görmüş. Dalgaların içinden çıkarak, […]

Uğur Yücel – Yağmur Kesiği

Bazı ihtiyarlar ölümün ta kendisidir. Bütün gün çanlar çaldı köyde. Uzun sessizlik oldu ardından. İhtiyarların buruşuk bedenleri kıpırdadı sonra. Akşam, şehirde olanlardan habersiz indi köyün üstüne. Kuzey rüzgârları esmeye başladı. “Lodostan sonra karayel her zaman kar getirir, ” dedi uzun boyunlu, uzun kollu, yaşlı bir Yahudi avluya bakan yüksek balkonda. Elinde koca bir püro vardı. […]

Can Çeker – Otuz Bir (+18)

Son gelişimden bu yana Atlantik’in uzamış olabileceğini düşündürten, bir türlü bitmek bilmeyen bir yolculuğun ardından, havaalanından şirketin şoförü tarafından alındım. O komik tabelada, adımın ilk kez doğru yazılmış olması, şaşırtıcıydı. “Dairenize geçmeden, götürmemi istediğiniz bir yer var mı?” diye sordu, nazik olabilmek adına epey çaba sarf ettiği belli olan, bu sevimsiz adam. “Kanyon’a gidelim lütfen!” […]

Burhan Arpad – Direklerarası

Sehiirler in, semtlerin ve sokakların da hikâyeleri  vardır. Bir olaylar zincirini, belirli bir dönemi, hattâ bütün bir çağı anlatırlar. İstanbul’un bir çok köşeleri ve semtleri böyledir. Beti bunlardan Direklerarası’nı seçtim. Geçen yüzyıl sonlarında parıltısı azalan, yirminci yüz yıl başlarında kararan, 1930’larda büsbütün sö­ nen Direklerarası, Beyazıt – Vezneciler – Şehzadebaşı – Saraçhane tramvay yolu ortadan […]

Buket Uzuner – Güneş Yiyen Çingene

“Tıpkı babaannemle annemin bir karışımısın sen!” (Eh,herhalde hiçbir kadının kocasından duymak istemeyeceği sözün daha kötüsü bu olmalı! Annesine benzemekten daha kötüsü… Neyse ki, kocam değil!) Polis kapıyı kıracak, açmam için bağırıyor. Korkuyorum. Erkekler korkmaz diyorlar ama babaannem, “Erkekler de bal gibi korkar oğlum, ancak akıllılar korkmaz,” diyor. Bal gibi korkuyorum. Polis kapıyı yumrukluyor, içerde olduğumu […]

Jean-Pierre Vernant – Torunuma Yunan Mitleri

Bir varmış bir yokmuş… Bu kitaba ilk başta bu adı vermek istiyordum. Sonunda daha farklı, daha açık bir başlık seçtim. Ancak kitaba başlarken hem bu ilk başlığın çağrıştırdığı hem de metinlerin temelini oluşturan anıyı açıklamam gerekiyor. Yirmi beş yıl önce torunum henüz küçük bir çocukken tatillerini bizim yanımızda, eşimle benim yanımda geçirirdi; torunumla bir kural […]

Jean-Paul Sartre – Duvar

Bizi büyük beyaz bir odaya soktular, gözlerim kırpışmaya başladı, ışık gözlerimi rahatsız ediyordu. Sonra bir masa ve masanın arkasında dört herif gördüm, sivildiler, kâğıtlara bakıyorlardı. Öteki tutukluları dibe yığmışlardı; onların yanına kadar gidebilmemiz için bütün odayı baştan başa geçmemiz gerekiyordu. Aralarında pek çoğunu tanıyordum; ötekiler yabancı olmalıydılar. Önümde duran ikisi yuvarlak kafalı, sarışındılar. Birbirlerine benziyorlardı. […]

James Joyce – Dublinliler

Bu sefer hiç umut kalmamıştı: üçüncü krizdi. Udžst üste birkaç gece evinin önünden geçmiş (tatildeydik o sıra), pencerenin aydınlık dikdörtgenini gözlemiştim: her seferinde aynı şekilde aydınlandığını görüyordum, haϐif ve dengeli bir ışıkla. Odžlmüş olsa, diye düşünüyordum, kararık perdenin üzerinde mumların yansımasını görmem gerekirdi, çünküölülerin başucuna iki mum dikildiğini biliyordum. Kendisi de sık sık sözünü ediyordu, […]

J. R. R. Tolkien – Tehlikeli Diyardan Öyküler

Küçük Krallık’ın tarihini anlatan pek az malzeme var; ama şans eseri, kökenine ilişkin bir anlatım sağlam kaldı; belki anlatımdan çok, bir efsane demek daha doğru olur, çünkü ağırbaşlı yıllıklar yerine mucizelerle dolu, yazarının sık sık atıfta bulunduğu popüler türkülere dayandırılmış, sonradan derlenen bir eser olduğu açık. Yani, anlattığı olaylar çok geçmişte kalmış olmasına rağmen yazar […]

J. R. R. Tolkien – Peri Masalları Üzerine

Peri masalı nedir? Bu sözcüğü bulmak için Oxford İngilizce Sözlüğü’ne boş yere başvurursunuz. Bu sözlükte, peri masalı bileşimine dair hiçbir bilgi bulunmaz ve periler konusunda da genel olarak işe yaramaz. Oxford’un Eki’nde peri masalının ilk olarak 1750’de kaydedildiği ve başlıca anlamının (a) periler hakkında bir masal veya genel olarak bir peri efsanesi, açılan anlamlarıyla, (b) […]

J. R. R. Tolkien – Masallar

Bir zamanlar ne eski anılan ne de uzun bacakları olanlara uzak gelecek bir köy vardı. Ona Küçük Wootton’dan büyük olduğu için Büyük Wootton derlerdi, ormanın birkaç kilometre derinliklerindeydi. Çok büyük olmasa da o dönemde bolluk içindeydi ve her yerde olduğu gibi orada da türlü türlü insan yaşardı; iyisi, kötüsü, biraz iyisi biraz kötüsü. Ülkede, çeşitli […]

J. K. Rowling – Ozan Beedle’in Hikayeleri

Bir zamanlar iyi kalpli bir ihtiyar büyücü varmış, sihrini komşularına yardım etmek için hiç esirgemeden ve akıllıca kullanırmış. Gücünün gerçek kaynağını açığa vurmak yerine de sanki bütün o iksirler, tılsımlar ve panzehirler “şans getiren kazanım” dediği küçük kazandan kullanıma hazır halde çıkıyormuş gibi yaparmış. Kilometrelerce uzaktan insanlar dertlerine şifa bulsun diye gelir, büyücü de memnuniyetle […]

Lev Nikolayeviç Tolstoy – İnsan Neyle Yaşar

Vaktiyle karısı ve çocuklarıyla bir mujik kulübesinde yaşayan bir ayakkabıcı vardı. Ne ev kendinindi, ne toprağı vardı; ailesini de sadece ayakkabıcılıkla geçindirirdi. Ekmek pahalı, emek ucuzdu; kazandığını yiyeceğe yatırırdı. Ayakkabıcının karısıyla paylaştığı bir gocuğu vardı ama giye giye üstlerinde paralanmıştı; iki yıldır bir koyun postu alıp yeni bir gocuk dikmek için para biriktiriyordu ayakkabıcı. Sonbahara […]