Kategori: Fantastik

Gena Showalter – Kördüğüm

Gerçek insanlara: Victoria, Riley, Haden, Seth, Chloe, Nathan, Meagan, Parks, Lauren, Stephanie, Brianna ve Britanny. Hepinizi çok seviyorum. Karakterlerinizden her an kuyruk ve boynuz uzayabileceğini sakın unutmayın… Jill Monroe’ya. Sana kömür yolladım sen de elmasları keşfettin. Bu kitap sen olmasan gerçeğe dönüşmezdi. Aynısı benim için de geçerli. O yüzden söylüyorum işte: Seni seviyorum. Ve evet […]

Philip Pullman – Karanlık Cevher #3 – Kehribar Dürbün

… derin mağaralardan gelen yaratıklar, uyuyan kıza baktılar… •William Blake• Ormangülü fundalıklarının gölgelediği bir vadide, karın başladığı yerin yakınında, erimiş kar sularının süt beyazı çalkalandığı ve devasa çamların arasında kumruların, ketenkuşlarının uçuştuğu yerde, yukarıda sarp kayalıklar ve aşağıda kıpırtısız, ağır yapraklarca yarı gizlenmiş bir mağara vardı. Orman seslerle doluydu: kayaların arasında akan dere, çam dallarındaki […]

Philip Pullman – Karanlık Cevher #2 – Keskin Bıçak

Kedi ve Gürgen Ağacı Will annesinin elini çekiştirip, “Hadi gel, hadi…” dedi. Ama annesi geride durdu. Hâlâ korkuyordu. Will, akşam ışığında dar sokağın bir altına, bir üstüne, evlerden oluşan taraçaya baktı; evlerin her biri minik birer bahçe ve dikdörtgen bir çitle çevrilmişti ve pencerelerinin bir yanı güneşli, öbür yanın gölgeliydi. Fazla vakit yoktu. İnsanlar şu […]

Philip Pullman – Karanlık Cevher #1 – Kuzey Işıkları

Bu vahşi çukura, Tabiatın rahmine ve belki mezarına, Denizin değil, ne de kıyının, havanın, ateşin, Ama yüklü illetlerinde birbirine girmiştir Bütün bunlar ve bu yüzden savaşmak zorundadırlar hep, Kadir yaratıcı düzenlemedikçe onları Bu karanlık cevherini’ başka dünyalar yaratmak için, İşte bu vahşi çukura ifrit sakınarak Cehennemin kıyısında durup bir baktı, Geldiği yolu tartarak… John Milton: […]

Philip K. Dick – Android ve İnsan

Çevresine canlılık kazandırmak ilkel insanın eğilimidir. Modern derinlik psikolojisi, yıllardır bizden bu antropomorfik 1 bağdaştırmaları hareketsiz gerçeklikten çekip çıkarmamızı ve bizi çevreleyen durağan nesnelerin üzerine tüm cahilliğimizle yönelerek kendimizden uzaklaştırdığımız yaşam kalitesini içe yansıtmamızı –bir karara varmamızı– ister. Böyle bir içe yansıtmanın bireyin gerçek olgunluğa eriştiğinin göstergesi olduğu söylenir ve bu aynı zamanda sosyal kültürün […]

Peter V. Brett – İblis Döngüsü #1 – Dövmeli Adam

Büyük borunun sesi duyuldu. Arlen yaptığı işe ara verdi, gün doğumunda eflatuna boyanmış gökyüzüne baktı. Sabah sisi hâlâ havaya tutunuyor, nemiyle birlikte bir hayli tanıdık olan keskin bir tat getiriyordu. Sabahın durgunluğunda bunun sadece kendi hayal gücünün bir ürünü olduğunu umar ve beklerken, içinde ketum bir korku birikti. On bir yaşındaydı. Boru bir kez daha […]

Paul B. Thompson, Tonya R. Carter – Ejderha Mızrağı – Başlangıçlar #1 – Karanlık ve Işık

E-Kitabı Düzenleyenin Notu; Kitabın çevirisi çok kötü bir durumdaydı ve önceki Ejderha Mızrağı kitaplarının çevirisi göz önüne alınmadan üstünkörü bir şekilde yapılmıştı. Öyle ki çevirmen çoğu kelimenin anlamını sözlükteki ilk anlamını direkt olarak alarak kullanmış, cümlede nasıl geçtiğini hiç önemsememişti bile. Amerikan ölçü birimleri de aynen kullanılmış, bize aşina olan ölçü birimlerine çevrilmemişti. Ejderha Mızrağı […]

Paul Auster – Son şeyler ülkesinde

Bunlar son şeyler, diye yazıyordu. Bir gün ortadan kaybolacaklar ve bir daha asla geri gelmeyecekler. Görmüş olduğum, arƨk olmayan şeyleri sana anlatabilirim, ama buna zaman bulacağımı sanmıyorum. Şimdi her şey öyle hızlı olup bitiyor ki ayak uyduramıyorum. Senin anlamanı beklemiyorum. Sen bunları görmedin, istesen de düşleyemezsin. Son şeyler bunlar. Bir gün bir ev görüyorsun, ertesi […]

Gabriel García Márquez – Yüzyıllık Yalnızlık

Albay Aureliano Buendia, yıllar sonra idam mangasının karşısına dikildiğinde, babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü o çok uzaklarda kalmış ikindi vaktini anımsayacaktı. O zamanlar Macondo, tarihöncesi kuşların yumurtaları kadar ak ve kocaman, parlak çakıllarla örtülü yatağı boyunca dupduru akan bir ırmağın kıyısında kurulmuş, yirmi hanelik bir kerpiç köydü. Dünya öylesine çiçeği burnundaydı ki, pek çok şeyin […]

Gabriel García Márquez – Kolera Günlerinde Aşk

Kaçınılmaz bir şeydi: Acıbadem kokusu ona mutsuz aşkların yazgısını anımsatırdı hep. Doktor Juvenal Urbino, yıllardır kendisi için önemini yitirmiş bir olayla ilgilenmek üzere koşup geldiği, hâlâ alaca ışığa gömülü odaya girdiği an ayrımına vardı bunun. Antilli göçmen, harp malulü, çocuk fotoğrafçısı, satrançta en yufka yürekli rakibi, bir altın siyanürüyle belleğin işkencelerinden kurtarmıştı kendini. Ölüyü, her […]

Gabriel Garcia Marquez – Başkan Babamızın Sonbaharı

Hafta sonunda akbabalar, balkon pencerelerindeki kepenkleri gagalayarak başkanlık sarayına girdiler, kanat çırpışları, içerdeki durağan zamanı dalgalandırdı ve pazartesi günü tan ağarırken, kent, büyük bir ölü ve çürüyen bir görkemin ılık esintisiyle, yüzyılların uyuşukluğunu üstünden attı. Ancak o zaman, kimilerimizin Önerdiği üzere ana kapıyı menteşelerinden sökmek için koçbaşı kullanmadan ve daha gözü pek olanlarımızın sözlerine uyarak, […]

Gabriel Garcia Marquez – Aşk ve Öbür Cinler

26 Ekim 1949, önemli haberlerle dolu bir gün değildi. Muhabir olarak ilk yazılarımı yazdığım günlük gazetenin yazı işleri müdürü olan Üstat elemente Manuel Zabala, o sabahki toplantıyı, alışıldık birkaç öneriyle kapatmış, redaktörlerden hiçbirine belirli bir iş vermemişti. Birkaç dakika sonra, telefondan, eski Santa Clara manastırının mahzenindeki mezarların boşaltıldığı haberini alınca, fazla bir umuda kapılmadan şu […]

Patrick Süskind – Koku

On sekizinci yüzyılda Fransa’da, dâhi ve iğrenç kişiler yönünden hiç de yoksul olmayan, bu dönemin en dâhi ve en iğrenç kişilerinden biri sayılması gereken bir adam yaşadı. Burada onun hikâyesi anlatılacak. Adı Jean Baptiste Grenouille. Eğer bu ad, de Sade, SaintJust, Bonaparte vb. mendebur dâhi adlarının tersine bugün unutulmuşsa, bu kesinlikle Grenouille’un, kendini beğenmişlik, insan […]

Patrick Rothfuss – Kralkatili Güncesi 2 – Bilge Adamın Korkusu

Şafak yaklaşıyordu. Yoltaşı Hanı sessizlik içindeydi ve bu üç kısımlı bir sessizlikti. En belirgin kısım etraf Birinci Bölüm Elma ve Mürver Uzun maun bara yaslanan Bast’ın canı sıkılıyordu. Boş odaya bakınarak iç geçirdi ve temiz bir keten bez bulana dek etrafı karıştırdı. Sonra da bezgin bir halde barın bir bölümünü parlatmaya koyuldu. Çok geçmeden Bast […]

Patrick Rothfuss – Kralkatili Güncesi 2.50 – Sessizliğin Müziği

YAZARIN ÖNSÖZÜ Bu kitabı satın almak istemeyebilirsiniz. Biliyorum, bu bir yazarın söyleyeceği türde bir söz değil. Satış departmanmdakiler bundan hoşlanmayacaklar. Editörüm küplere binecek. Ama henüz yolun başındayken size karşı dürüst olmayı yeğlerim. Öncelikle, diğer kitaplarımı okumadıysanız işe buradan başlamak istemezsiniz. İlk iki kitabım Rüzgârın Adı ve Bilge Adamın Korkusu. Yazdıklarımı merak ediyorsanız onlarla başlayın. Yarattığım […]

Patrick Rothfuss – Kralkatili Güncesi 1 – Rüzgarın Adı

Hava yine kararmıştı. Yoltaşı Hanı’nı sessizlik bürümüştü ve bu üç kısımlı bir sessizlikti. En belirgin kısım, etrafta bir şeylerin eksikliğinden kaynaklanan boş, yankılı bir sükûnetti. Eğer rüzgâr esseydi ağaçların arasında ıslık çalar, hanın tabelasını asılı durduğu kancalarda gıcırdatır ve güz yapraklarının savrulması gibi sessizliği yoldan aşağı süpürür giderdi. Eğer handa bir kalabalık, hatta bir avuç […]