Yucez Erey – The Profesyonel

Bu sabah hayatında en sık rastlanan şey yine oldu ve sen yine zerre kadar şaşırmadın. İstisnasız her gün yaşanan, alışageldiğin bir olay bu. Sarı bir nokta, görebildiğin en uzak mesafeden kendini gösterdi ve uçsuz bucaksız alana rengini vermeye başladı. Bu dünyada yaşayan herkesin gördüğü tek ortak manzara: güneş doğuyor. Güneş, sayamadığın kadar uzun zamandır doğuyor toprağın üzerine. Ufuktan ince bir çizginin harelenmesi ve etrafını bembeyaz bir ışığa boyaması o kadar sıradan bir olay ki, çoğu zaman bunun tam vaktini bile bilmiyorsun. Binlerce yıldan beri kaydedilen bu olayın bugün bazılarımız için tek farkı, güneşin doğduğu toprakların aynı olmaması: artık güneş alelade toprakların değil camlı gökdelenlerin yani plazaların üzerine doğuyor… Camlı binalar ekosisteminde yaşayan insanın da, tıpkı toprağın yani zeminin Plaza haline gelmesi gibi ayrı bir adı var. Profesyonel, yaşadığı plaza ekosisteminin sınırlarını aşan bir hayat tarzının kurallarıyla oturup kalkıyor, besleniyor, yaşıyor, geziyor, seviyor ve nefret ediyor; dolayısıyla Profesyonel’in habitatı plaza sınırlarını fazlasıyla aşıyor. Profesyonel’in hayatı bir alışkanlıklar bütünü olarak güneşin doğup battığı tüm topraklar ve coğrafyalar boyunca akıp gidiyor; bu akışkan gerçeklik para kazanmak ve hayatı devam ettirmek gibi temel ve sıradan bir faaliyetin ötesinde bir kimlik kazanarak bağımsızlığını ilan ediyor. “Güneşin batmadığı imparatorluk” ise yalnızca isim değiştiriyor, güneşin üzerine doğduğu her coğrafyaya uzanan devasa bir habitatın asil üyeleri olan Profesyonel’ler din, dil, ırk, cinsiyet veya herhangi bir mensubiyetin kabullerine takılmaksızın yeni bir ulus meydana getiriyor. Bu habitatın üyeleri coğrafi sınırları olmayan Multinational bir ülkenin vatandaşları olarak güneşin doğduğu tüm topraklara dikilen plaza ekosistemleri içinde, kendilerini fiziken besleyen Starbucks gibi mekânlardan, bir profesyonel olarak yaşayakalmalarını sağlayan BlackBerry benzeri araç gerecin eşliğinde üyesi oldukları kimliğin hükümranlığına güç katıyorlar. Bu mobilizasyon, dünyanın her noktasında aynı konfor alanını ve iletişim dilini de beraberinde getiriyor. 21. yüzyılın en geçerli hareket tarzı olan geçişkenlik (diffusibility) yeteneği Profesyonel’in tüm davranış ve alışkanlıkları için bir rehber oluyor. Dünyanı avucunun içine almak, sınır tanımamak ve masanın hep kazanan tarafında olmak ise bazı bedelleri beraberinde getiriyor.


Plaza ekosistemlerinin tüm dünya coğrafyasını kuşatarak oluşan habitatında yaşayaduran Profesyonel, duygularını ve ilişkilerini de bu formda yaşıyor, bir anlamda asla bu üstkimliğin dışında yaşayamaz hale geliyor. Geleneksel ulus devletlerin vatandaşları nasıl aynı tarihi ve yaşama alışkanlıklarını topluluklar olarak taşıyorlarsa, Plaza Hayatı’nın Profesyonelleri de bu davranış kalıbının zamanın ruhuna uygun, hızlı, akışkan ve tabii ki daha mekanik bir uyarlamasını yaşıyorlar. Bu, yaşanan büyük olayın sahip olduğu formu yakalamak için çizebileceğimiz bir resim, bir anlamda büyük resim. Bir de, elimize mikroskop alıp detaylara inmeye ihtiyaç var. Bir anlamda, Profesyonel’in üzerine güneşin nasıl doğduğuna ve nasıl battığına, yani bu iki olay arasında geçen tüm detayları bilmeye ihtiyaç var. Bu ihtiyaç, insanın kendini bilmesi, sonrasında da yaşadığı habitatı tanıması ve tepkilerini ortaya koyması için gereken ilk şey, belki bir kıvılcım… Profesyonel kabilesinin üyelerinin bu kitabı okurken, daha önce okumuş oldukları diğer bazı kitaplarda olduğu gibi kendilerini bir karakterin yerine koymalarına gerek yok. Sadece gözlerini kapatıp her sabah gözlerinden kaçan o olaylar silsilesini takip etmeleri kâfi: Güneşin beyaz bir iplik gibi uzanan ilk çizgileri, görebileceğimiz en uzak mesafeden kendini gösterdi… Altunizade’den Zincirlikuyu’ya, oradan Levent’e ve sonrasında Maslak’a uzanan aksın üzerinde bir hat gibi akıyor güneşin beyazlığı. Aklında sabah yapacağı derme çatma kahvaltı, genzinde geceden kalan kahvenin acı tortusu ve tadı, herhangi bir sese değil de BlackBerry’nin alarmına uyanan gözleri, bu gözlerin ilk gördüğü şey olan kırmızı email ışığı, yıllardır kendini değil farklı birini görmek için özenle baktığı aynanın attığı yalanları ve gün içinde girmesi gereken onlarca kimliğin efendisi olan adıyla Profesyonel, bu manzarayı unutalı yıllar oldu… Şimdi, güneşin doğuşuna tekrar şahitlik etmek için harekete geçme zamanı. The Profesyonel… Bu, senin hikâyenin sadece başlangıcı… Profesyonel tiplemeler Tespit, profesyonelin hayata içinden baktığı ve onu anlamlandırdığı en değerli lensidir. Tespit lensine hâkim profesyonel; tanıdığı ve / veya tanımadığı tüm karakterlere dair, iç sesinin öncülüğünde, seri ve acımasız yorumlar yapmaktan kendini alıkoyamaz. Yılların deneyimi ve travmaları ile biriktirmiş olduğu bok atma kütüphanesinde hazır bulunan soruları sorar, yorumları yapar ve karakterleri kendinden emin argümanlarla kategorize eder. Kategorizasyon, modern profesyonel hayatın adam asmaca oyunudur. Profesyonel Pozitifler Profesyonel hayatın bünyede derin yaralar açan tüm darbelerine rağmen dimdik ayakta kalıp, “Olsun be Necla Abla, en azından fönümüzü çektiriyoruz, pilli rimelimiz ile raks ediyoruz, iki happy hour yapıyoruz, arz-ı endam edip kurtlarımızı döküyoruz. Gerisinin koy eyeliner’ına rahvan gitsin” diyen profesyonellerdir. Kariyerleri doğal sınırlarına ulaşmış, yerinden kımıldamaya üşenen ve işten ayrılıp kendi küçük çöplüğünü kurma hayalinden de bir hobi olarak asla vazgeçemeyenlerdir.

Profesyonel Mükemmeliyetçiler Profesyonel hayatın kaotik salınımlarına rağmen duruşunu bozmadan; süreçler ve kurallar tarafından yönlendirilen, başarıya ulaştıklarında kullanmış oldukları üslup ve yordam yüzünden sevgi ve onaydan yoksun kalan, işleri erteleyerek zamanında bitiremeyen, başarı veya başarısızlık korkusu ile bezenmiş hayatlarında yoğun kaygı ve stres altında yaşayan, yaşamı erteleyen, bünyelerini hedeflerine göre hep geride bırakan, hayatı ıskalayan profesyonellerdir. Profesyonel Paranoyaklar Profesyonel hayatın hata kabul etmeyen rekabetçi düzleminde; mail atarken 28 kere kontrol edip: “Doğru kimselere gönderiyor muyum? TO, CC mevzilerine doğru dağılımı gerçekleştirdim mi?, BCC’ye koyduğum adam mallık edip reply-to-all yaparsa ne halt ederiz?, ‘Konu ile ilgili ivedi aksiyonunuzu bekliyorum’söylemi çok mu nazik oldu? Herkesin bilmediği birkaç İngilizce phrase kullansam beni yetenek olarak görürler mi?” gibi sonsuz sorular soran, mail’i gönderdikten sonra tekrar okuyan ve mail dağıtım listesindeki en kıdemsiz adamı arayıp “Mail’im geldi mi?” diye soran, şirket bünyesinde herhangi bir tasarruf politikası gündeme geldiğinde hemen kendisinin kapı önüne konulacağını düşünen, şirket tuvaletine girdikten sonra bir saat temizlemekle uğraşıp “Ya amirim gelirse ve herif hayvan gibi sıçmış, bırakmış gitmiş derse” diye kaygılanan, çalışma arkadaşlarının her öğle yemeğinde bir araya gelerek kendisi hakkında olumsuz konuştuğunu ve aksiyon planı yaptığını düşünen, toplantıda ortaya yapılan her yorumu kendi üzerine alan, terfi aldığında “Kesin beni kovmak istiyorlar, bu pozisyonda patlamamı istedikleri için terfi ettirdiler. Önce besleyip sonra kesecekler” yaklaşımında olan, teorik olarak zeki ama pratikte hasta diye bilinen profesyonellerdir. Profesyonel Kötüler Profesyonel ortamdaki fitne, fesat ve tüm kötülüklerin tohumlarını itina ile eken, nakış işler gibi yeşerten ve yayılımı için ellerinden geleni ardına koymayan, ortamdaki tüm profesyonellerin zaaflarına hâkim olan ve doğru zamanda, doğru kişilere, doğru potansiyel kriz kıvılcımlarını çakan, akabinde mentollü ince sigarasını yakıp, kahvesini söyleyip kriz yayılımını, kaosu, kavgaları, küslükleri keyifle izleyen, sürecin sonunda masum bir çalışan olarak mağdurların her şeyden habersiz omuzunda ağladığı, dertleştiği, görüşüne başvurulan değerli profesyonellerdir. Hayatın cilvesi, herkes gider bunlar kalır… Alkışlarla Yaşayan Profesyoneller Profesyonel ortamın suni olarak salgıladığı alkış hormonu ile beslenen, “Aferin” ile nefes alıp veren, “Halledersin güzelim!” dendiğinde koca plazayı sırtına almaya çalışan ve bu doğrultuda ekibinin ciğerlerine su toplatan, sürekli havalı sunumlar yapan, her aktiviteye gönüllü katılan ve katıldığı her aktiviteyi yönlendiren, her etkinlikte en özgün soruları sorma çabasında olan, üst yönetimin kokusunu 22 km’den alıp hemen yanlarında biten ve 27 saniyede tüm başarılarını anlatan, herkese yalandan hal hatır soran ve herkesle selamlaşan, insanların algısında “Yaa Pelinsu ne tatlı kız, ne kadar sosyal, herkese değer veriyor, herkesin halini hatrını soruyor. Ne kadar da down to earth” imajını oluşturmak derdinde olan, herhangi bir iş veya süreçte patlaması ihtimali söz konusu olduğunda mutlaka faturanın kesileceği kişiyi aday gösterip süreçten profesyonelce sıyrılan, filmin son sahnesinde her daim alkışları toplayan ancak hayatı boyunca etrafındaki kartvizit bağımlı suni kalabalıkların arasında yalnızlığı ile yüzleşecek olan profesyonellerdir. Profesyonel Kaşarlar Profesyonel ortamın dikenli yollarında; dikensiz ve kestirme yollardan giderek tek hedefi yükselmek, cüzdan payını genişletmek, refah düzeyini korumak ve / veya arttırmak olan; bu ulvi hedef doğrultusunda stratejik ilişki geliştiren, talep yaratan ve hedefine ulaşana kadar talebi itina ile karşılayan, hayatına giren çıkan erkek / kadın sayısını bilmeyen, karşı cinsi burnunu iyice sürtene kadar, zeki taktiklerle süründüren, karşı tarafı Pavlov’un köpeği gibi güdüleyip güdüleyip bırakan, sosyal medyada paylaştığı fotoğraflarında her daim insanın sadece sevişirken veya sevişmeden önce takınabileceği bakışlar, surat ifadeleri ve alımlı vücutları ile yer alan, zorlama şuh kahkahalar atan ve her ortamda rahatlıkla cinsel deneyimlerinden bahsedebilen erkek veya kadın profesyonellerdir. Profesyonel Ergenler Profesyonel hayatın ciddi akışında yaşına rağmen ergen seviyesini koruyan, içten yanmalı motor gibi sürekli espriler, şakalar, komiklikler, fırlamalıklar yapan, yaşadığı sıra dışı deneyimleri fütursuzca mevki bağımsız herkesin ortasında paylaşan, mesai arkadaşlarına sürekli komik, cinsel içerikli fıkra, video gönderen, insanların gözünde “Ulan bizim Tonguç ne piç çocuk yaaa! Harbiden böylesini görmedim. Geçenlerde yine…” algısını oluşturmak isteyen enerjik profesyonellerdir. Bu algı bir kez yerleştikten sonra Ctrl + Z ile geri alması mümkün olmamaktadır. Profesyonel Mütevazılar Profesyonel rekabetçi ortamda, kendisine tevdi edilen görevi itina ile yapan, etkin ve kaliteli bir takım oyuncusu olan, sadece işini zamanında ve nitelikli bir şekilde yapmak ile ilgilenen, dedikoduya girmeyen, işi ve çalışma arkadaşları ile romantik bir ilişki kuran ama bunu tarif edemeyen, yaptığı işi gösteremeyen, sürekli birileri tarafından yönlendirilen, amiri “aferin” aldığı zaman mutlu olan, herkese her süreçte yardım eden, profesyonel kadrajda önplanda gözükmek yerine mutfakta ortalığı toplamaya kendini adamış mütevazı profesyonellerdir. Profesyonel Yancılar Profesyonel ortamın tartışmasız kazananlarının yanında yer alan, sürekli kazananlardan ve başarılarından bahseden, kazananların emrinden çıkmayan, sadakatinde şüpheye yer bırakmayan, “Gün gelecek biz de gelecez oralara…” motivasyonu ile kazananlar adına logaritmik cetveli ezberleyen, sifonu çeken, mail’in gönder tuşuna basan, kapısını açan, hapşırdığında mendil uzatan, rimelin akmış diyen, sürekli yancıladıkları tiplere, kıyafetlerine, makyaj ve bakımlarına methiyeler dizen profesyonellerdir. Profesyonel Muhalifler Profesyonel hayatın tartışmaya açık olmayan politika ve süreçlerine sürekli meydan okuyan, her sürece, her politikaya, her aktiviteye, her yaklaşıma profesyonel olarak muhalif duruş sergileyen, sürdürülebilir itiraz mekanizması olan, itiraz etmekten aksiyon alamayan, deveyi gütmeyen ama aynı zamanda diyarı da terk etmeyen “Beni nasılsa gönderecekler, bari duruşumu bozmayayım” düsturunu kendine şiar edinen alternatif profesyonellerdir. Profesyonel Sanal Karakterler Profesyonel hayatın renkli ve hızlı akışında renksiz ve dikkat çekmeden nefes almayı bilen, gündüzleri Mr. Anderson kimliği ile sadece işi ile ilgilenen başarılı bir profesyonel iken geceleri Neo kimliği ile iş yerindekilerin hayal bile edemediği bir dünyayı yaşayan ve bu iki dünyayı da başarılı bir şekilde aynı bünyede barındıran profesyonellerdir.

Bordrodan emekli oldukları pek görülmemiştir. Günün birinde donanma gemisinden inecekleri anı ve demirleyecekleri limanı hayal ederek yaşarlar. Profesyonel Yöneticiler Yönetim için dünyaya gelen profesyoneller Bunca yıl geçti, 30’u devirdin. Gelebildiğin yer ancak orta ayar bir “yönetici” vaziyeti, o da insan kaynaklarının icat ettiği bir parmak bal faslından, yalandan bir “müdür yapamıyoruz bununla idare et” yeri. Ulan 30’u deviren adam müdür bile olamadıysa bundan böyle kariyer planı mı olurmuş? 2 seneye kalmaz alttan gelen gençler senin el yordamıyla senelerce didinip ancak edinebildiğin müktesebatın yanından şöyle bir bakınmaya bile tenezzül etmeden rüzgâr gibi geçip gidecekler, sen de “Çoluk çocuk müdür-yönetici oluyor. Biz senelerce emek verdik, problem çözdük, dirsek çürüttük ama bilemiyoruz tabii böyle işlerin yolunu yordamını” diyerek kendine bir kelebek camı aralayacaksın ki, nefes alabilesin. Ah be canım, ah be Sabri Abi… Mail geldi abi, ekrana bak abi… Profesyonel yöneticiler; geçici bir süre için emanet etmiş oldukları egolarını, dikenli kariyer patikalarından geri alarak, bünyelerinin her hücresine itina ile yerleştirmiş; egolarının nadasa bırakıldığı dönemlerde yapılan saldırılara dair alınmış notları itina ile intikam planlarına dönüştürmüş, dünyayı yönetme yetkinliği ve motivasyonunda hazır kıta hedeflerini bekleyen profesyonellerdir. Profesyonel yöneticiler, iş hayatı ve sosyal yaşamın tüm bileşenlerinde etkin bir şekilde yönetici kimliği algısını yöneten ve bu kimliğin gereksinimlerine uygun yaşayan profesyonel bireylerdir. Profesyonel yöneticilerin yönetici kimliklerini etkin bir şekilde yönettikleri alanların göze çarpanları aşağıdaki gibidir: • İletişim Yönetimi • Ofis Ortamı Yönetimi • Çalışan İlişkileri Yönetimi • Network / İlişki Yönetimi • Kişisel Gelişim Yönetimi • Sosyal Medya Yönetimi • Seyahat Yönetimi • Özel Hayat Yönetimi İletişim Yönetimi Profesyonel bir yönetici mutlaka kısa, öz ve herkesin ilk bakışta anlaması mümkün olmayan kısaltmalar içeren “Slm, OK, Go 4 it, No, ?, ???, Yuh, Oha, Çüş, vb” gibi söylemleri içeren mail’ler atmalıdır.

.

PDF Kitap İndir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir