Karl Marx – Kapital, Cilt 3

BİRİNCİ Kitapta, biz, bizatihi kapitalist üretim sürecini oluşturan görüngüleri, dış koşulların yaratabilecekleri her türden ikincil etkileri hiç dikkate almaksızın, dolaysız üretici süreç olarak incelemiştik. Ne var ki, bu dolaysız üretim süreci, sermayenin yaşam süresini sona erdirmiş olmaz. Bu süreç, gerçek dünyada, İkinci Kitabın konusu olan dolaşım süreci ile tamamlanır. İkinci Kitapta, yani dolaşım sürecinin, toplumsal yenidenüretim sürecinin aracısı olarak ele a1ındığı Üçüncü Kısımda, kapitalist üretim sürecinin, bütünüyle ele a1ındığında, üretim ve dolaşım süreçlerinin bir sentezini temsil ettiği ortaya çıkmıştı. Bu üçüncü kitabın ele aldığı konular düşünülürse, bu sentez üzerine bazı genel düşüncelerle yetinilmesi olanaksızdır. Tersine, bir bütün olarak sermaye hareketlerinden doğan somut biçimlerin saptanması ve tanımlanması gerekir. Sermayeler fiili hareketleri sırasında birbirlerinin karşısına öyle somut şekillerde çıkar ki, sermayenin dolaysız üretim sürecindeki biçimi, tıpkı dolaşım sürecindeki biçimi gibi, yalnızca özel durumlar olarak ortaya çıkar. Bu kitapta geliştirildiği gibi, sermayenin çeşitli biçimleri, böylece, farklı sermayelerin birbirleri üzerindeki etkileri içersinde, rekabet içersinde, ve bizzat üretim öğelerinin olağan bilinçleri içersinde, adım adım, (sayfa 31) toplum yüzeyinde bürünecekleri biçime yaklaşırlar. Kapitalist yolda üretilen her metaın değeri, şu formül ile temsil edilir: S = s + d + a. Eğer ürünün bu değerinden, biz, artı-değerleri çıkartırsak, ortada yalnızca üretim öğelerine harcanmış sermaye değeri, s + d’ye karşılık, bir eşdeğer ya da mal olarak onun yerini alan bir değer kalır. Örneğin, belli bir nesnenin üretimi, eğer 20 sterlini üretim aletlerinin aşınmasını ve yıpranmasını, 380 sterlini üretim maddelerini ve 100 sterlini emek-gücünü karşılayan 500 sterlinlik bir sermaye yatırımını gerektiriyorsa ve artı-değer oranı %100 ise, ürünün değeri = 400s + 100d + 100a = 600 sterlin olur. 100 sterlinlik artı-değer düşüldükten sonra, geriye ya1nızca, harcanan 500 sterlinlik sermayeyi yerine koyan 500 sterlinlik meta-değer kalır. Metaın değerinin tüketilen üretim araçları ile emek-gücünün fiyatını yerine koyan bu kısmı, ancak, metaın kapitalistin kendisine maliyetini yerine koymuş olur. Bu nedenle de onun [yani kapitalist -ç.] için, metaın maliyet fiyatını temsil eder.


Metaın kapitaliste maliyeti ile gerçek üretim maliyeti, birbirinden tamamen farklı iki büyüklüktür. Meta-değerin, artı-değerden meydana gelen kısmı, bu kısım, emekçiye, karşılığı ödenmemiş emeğe malolduğu için, kapitaliste herhangi bir şeye malolmamıştır. Ne var ki, kapitalist üretim esasına göre, işçi, üretim sürecine girdikten sonra, o, kapitaliste ait bulunan ve işlev yapan üretken sermayenin tamamlayıcı bir öğesini oluşturur. Bu nedenle metaın asıl üreticisi kapitalisttir. İşte bu yüzden, metaın maliyet fiyatı, kapitaliste, zorunlu olarak, metaın gerçek maliyeti olarak görünür. Biz, eğer maliyet fiyatına, rn dersek, S = s + d + a formülü, S = m + a şeklini, yani, meta-değer = maliyet fiyatı + artı- değer şeklini alır. Bir metaın yalnız üretimi sırasında harcanan sermayenin değerini yerine koyan çeşitli değer kısımlarının, maliyet fiyatı başlığı altında toplanması, bir yandan, kapitalist üretimin özgül niteliğini ifade eder. Metaın kapitalist maliyeti sermaye harcanması ile, oysa metaın gerçek maliyeti emek harcanması ile ölçülür. Böylece, bir metaın kapitalist maliyet fiyatı, nicelik olarak değerinden ya da onun gerçek maliyet fiyatından farklıdır. Bu fiyat metaın değerinden küçüktür, çünkü, S = m + a eşitliğinde, m = S – a olduğu açıktır. Öte yandan, bir metaın maliyet fiyatı, hiç bir zaman yalnız kapitalist muhasebede bulunan bir kategoriden ibaret değildir. Değerin bu kısmının tek başına ayrılması, pratikte, metaın fiili üretiminde, sürekli olarak kendini gösterir, çünkü dolaşım süreci yoluyla durmadan kendi meta biçiminden üretken sermaye biçimine tekrar çevrilmek zorunda olup, böylece metaın maliyet fiyatı, daima, yapımında tüketilen üretim öğelerini tekrar satın almak durumundadır. (sayfa 32) Maliyet fiyatı kategorisinin, öte yandan, meta-değerin oluşmasıyla ya da, sermayenin kendisini genişletmesi süreciyle hiç bir ilişkisi yoktur. 600 sterlinlik bir metaın değerinin, altıda-beşinin, yani 500 sterlinin, onun üretiminde tüketilen 500 sterlinlik sermayenin bir eşdeğerinden fazla bir şeyi temsil etmediğini ve bu nedenle ancak bu sermayenin maddi öğelerini tekrar satın almaya yetebileceğini biliyorsam, henüz daha, ne metaın değerinin onun maliyet fiyatını temsil eden altıda-beşlik kısmının ve ne de metadaki artı-değeri oluşturan son altıda-birlik kısmının ne şekilde üretildiği hakkında bir şey biliyorum demektir. Bununla birlikte, araştırmalarımız, kapitalist iktisatta, maliyet fiyatının, değer üretiminin kendisinin sahte bir kategorisi görüntüsüne büründüğünü ortaya koyacaktır.

Tekrar örneğimize dönelim. Bir işçi tarafından ortalama toplumsal bir işgününde üretilen değerin 6 şilin = 6P ile temsil edildiğini varsayalım. Bu durumda yatırılan 500 sterlinlik sermaye = 400s + 100d ,on saatlik 1.666 2/3 işgününde üretilen bir değeri temsil eder ve bunun 1.333 1/3 işgünü 400s ’ye eşit üretim araçlarının değerinde ve 333 1/3 işgünü 100d ’ye eşit emek-gücünün değerinde kristalleşmiştir. %100’lük bir artı-değer oranı varsayıldığında, yeni elde edilecek olan metaın üretiminin gerektireceği emek harcaması = 100s + 100d = 666 2/3 on saatlik işgünüdür. Biz biliyoruz ki (bkz: Buch l, Kap. VII, s. 101-193) 600 sterlinlik yeni yaratılan ürünün değeri, 1) üretim araçları için harcanan 400 sterlinlik değişmeyen sermayenin yeniden ortaya çıkan değeri, ve 2) 200 sterlinlik yeni üretilen bir değerden oluşmuştur. Metaın maliyet fiyatı = 500 sterlin, yeniden ortaya çıkan 400s ile, yeni üretilen 200 sterlinlik (=l00d) değerin yarısını, yani kökenleri tamamen farklı iki meta-değer öğesini kapsar. 666 2/3 on saatlik işgünü boyunca harcanmış bulunan emeğin bir amaca yönelmiş niteliği sonucu, tüketilen 400 sterlin tutarındaki üretim araçlarının değeri, bu üretim araçlarından ürüne aktarılmıştır. Daha önceden varolan bu değer, böylece, ürünün değerini oluşturan bir kısım olarak yeniden ortaya çıkmıştır, ama bu metaın üretim sürecinde yaratılmamıştır. Metaın değerinin bir kısmı olarak varolmasının tek nedeni, yatırılan sermayenin bir öğesi şeklinde daha önce varolmasıdır. Harcanmış bulunan değişmeyen sermaye, bu nedenle, metaın değerinin, bu sermayenin bizzat o değere eklediği kısmı tarafından yerine konmuştur. Maliyet fiyatının bu öğesi, demek ki, çifte bir anlam taşımaktadır.

Bir yandan, o, meta-değerin, tüketilen sermayeyi yerine koyan kısmı olduğu için, metaın maliyet fiyatına girmektedir. Öte yandan da, salt, harcanan sermayenin değeri olduğu, ya da üretim araçları şu kadara maloldukları için meta-değerin bir öğesini oluşturur. Maliyet fiyatının öteki öğesi için durum tam tersidir. Metaın (sayfa 33) üretiminde harcanan 666 2/3 işgünü, 200 sterlinlik yeni bir değer yaratmaktadır. Bu yeni değerin bir kısmı, sa1t, 100 sterlinlik yatırılan değişen sermayeyi ya da kullanılan emek-gücünün fiyatını yerine koymaktadır. Ne var ki, bu yatırılan sermaye-değer, herhangi bir şekilde, yeni değerin yaratılmasına girmemektedir. Sermaye yatırımını ilgilendirdiği kadarıyla emek-gücü, bir değer olarak sayılmaktadır. Ama, üretim sürecinde o, değer yaratıcısı olarak hareket etmektedir. Yatırılan sermaye içersinde emek- gücünün değerinin tuttuğu yeri, fiilen işlev yapan üretken sermayede, canlı, değer-yaratıcı emek-gücünün kendisi almaktadır. Meta-değerin, biraraya geldikleri zaman maliyet fiyatını oluşturan bu çeşitli öğeleri arasındaki fark, sermayenin, ya harcanmış olan değişmeyen ya da harcanmış olan değişen kısmının değerinin büyüklüğünde bir değişiklik olduğu zaman göze çarpar. Diyelim, aynı üretim araçlarının ya da sermayenin değişmeyen kısmının fiyatı 400 sterlinden 600 sterline yükselmiş ya da tersine 200 sterline düşmüş olsun. Birinci durumda, 500 sterlinden, 600s + 100d = 700 sterline yükselen yalnızca metaın maliyet fiyatı değil, 600 sterlinden, 600s + l00d + l00a = 800 sterline yükselen metaın değeridir de. İkinci durumda, 500 sterlinden 200s + l00d = 300 sterline düşen yalnızca maliyet fiyatı değil, 600 sterlinden, 200s + 100d + 100a = 400 sterline düşen metaın değeridir de. Harcanmış bulunan değişmeyen sermaye kendi değerini ürüne aktardığı için, öteki koşullar aynı kalmak üzere, ürünün değeri, bu sermaye-değerin mutlak büyüklüğü ile yükselir ya da düşer. Öte yandan, öteki koşulların değişmeden kaldığını varsayalım, aynı miktar emek-gücünün fiyatı 100 sterlinden 150 sterline yükselmiş ya da, tersine, 100 sterlinden 50 sterline düşmüş olsun.

Birinci durumda, maliyet fiyatı 500 sterlinden, 400s + 150d = 550 sterline yükselmiş, ikinci durumda 500 sterlinden, 400s + 50d = 450 sterline düşmüş olur. Ama her iki durumda da, meta-değer, değişmeden 600 sterlin o1arak kalır; bir seferinde 400s + 150d + 50a , ve öteki seferinde 400s + 50d + 150a ’dır. Yatırılmış olan değişen sermaye kendi değerini ürüne eklemez. Onun değerinin yerini, üründe daha çok, emek tarafından yaratılmış bulunan yeni bir değer almıştır. Bu nedenle, değişen sermayenin mutlak büyüklüğündeki bir değişiklik, salt emek-gücünün fiyatındaki bir değişikliği ifade ettiği sürece, meta-değerin mutlak büyüklüğünü en ufak şekilde değiştirmez, çünkü bu, canlı emek-gücü tarafından yaratılan yeni değerin mutlak büyüklüğünde hiç bir şeyi değiştirmiş olmaz. Böyle bir değişiklik, daha çok, yeni değerin, birisi artı-değeri oluşturan, öteki değişen sermayeyi yerine koyan ve bu yüzden metaın maliyet fiyatına geçen iki kısmının nispi oranları üzerinde etkili olur. Maliyet fiyatının iki öğesinin, örneğimizde 400s + 100d ’nin tek ortak yanları, her ikisinin de meta-değerin yatırılan sermayeyi yerine koyan kısımları olmasıdır. Ne var ki, bu gerçek durum, kapitalist üretim açısından zorunlu olarak ters bir biçimde görünür.

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir