Platon – Devlet

Okuyucu, önsöz okumazsın sen, biliyoruz, kendimizden biliyoruz bunu. Haksız da değilsin hani, önsözlerin çoğu anlayışına sınır koyar; bir gözlük takar gözüne. Öyle bir gözlük ki ne kadar güzel de gösterse, görülmüş bir dünyayı gösterir sana. Önsözü eserin sahibi de yazmış olsa, sana dilediğini göstermeye hakkı yoktur o eserde. Hakkı olsa da çokluk bir şey kazanmaz bundan. Kendi hakkını korurken eserinin hakkını yer; çünkü eserle serbestçe kaynaşmana, onun kaşını gözünü değil de topuğunu ya da saçlarını sevmene engel olur.

Oysa kendisi bile asıl senin oralarını sevmene sevinir. Böylesine karışık bir iştir bu. Kendi eserine önsöz yazan için söylüyoruz bunu. Bir de eseri bir başka dile çevirenin önsözünü düşün. Eseri çevirmekle zaten seninle eserin ve yazarın arasına girmiş, bir de tutup yeni bir gözlük daha vermeye çalışıyor sana; sanki eserden ne anladığını, onu senin de nasıl anlamanı istediğini çevirideki dili ve deyişiyle belli etmemiş gibi!

Çeviri ister istemez bir eserin anlamını sınırlandırmadır. Çeviren ne kadar titiz de olsa sana eserin kendincesini, bir süzgeçten geçmişini verir: Traduttore tradittore. Çevirene güven olmaz, der İtalyanlar. Ne var ki bir kitabı gerçekten, atlamadan, dalga geçmeden okuyanlar da yalnız çevirenlerdir.

Okuyucunun anlar gibi olup geçtiği, dünya görüşüne ve gündelik kaygılarına göre çiğnemeden yuttuğu ya da bir kenara attığını evirip çevirmek, şu veya bu türlü açıklamak ve kendi anlayışının sorumluluğunu yüklenmek zorundadır; hele çevrilen kitap Platon’un Devlet’i gibi binbir süzgeçten geçip binbir kalıba girmiş, iki bin dört yüz yıldır hallaç pamuğu gibi atılmış bir kitap olursa! Sana sunduğumuz Türkçe Devlet elbette bize göre bir Devlet olacak; ama bu bize göreliği bile bile yapmış, Platon’u zorla kendi zevkimiz ve anlayışımızdan yana çekmiş değiliz.

Tersine, elimizden geldiği kadar Platon’un havasına girmeye, deyişine ermeye, Platonca konuşmaya çalıştık. Senin anlayacağın, Platon’un yüzyıllardır çevresine dolan kerliferli, cüppeli, uzun sakallı, çatık kaşlı bir sürü değerli değersiz bilginleri ite kaka yanına sokulmak, kendisiyle senli benli olmak istedik. Sırtımızda ne filozofların, ne de filologların yumurta küfeleri vardı; onun için de Devlet’i çevirirken kılı kırk yarmaktan çok, anladığımız kadarını en rahat Türkçeyle söylemek yolunu tuttuk.

Bu işi güle söyleye, Platon’u kendi hocamızmış gibi kâh hayranlıkla, kâh şüphe ve gülümsemeyle, kâh ürke ürke dinleyerek yaptık. Ama bundan, işimizi ve kendimizi küçümsedik, ciddiye almadık anlamını çıkarma; çünkü bir yandan Platon’la senli benli olma, bir yandan da şimdiye kadar ağdalı, lügatli bir dille söylenmeye alışılmış sözleri halkın Türkçesiyle söyleme çabalarımızla, hem insanca, hem de Türkçe düşünmenin gelişmesine az çok yardım ettiğimize inanıyoruz.

Çevirimizdeki türlü eksiklikler, aykırılıklar ortaya çıkınca da bu inancımız sarsılmayacak; sağ kalırsak onları seve seve düzelteceğiz, kalmazsak bizim yerimize düzeltecek Türklere şimdiden merhaba! Bu düşünceyle işin kolayına kaçtığımızı, kendimizi hem Platon’a hem de sana karşı sorumlu saymadığımızı da sanma; sana verdiğimiz, bizim yapabileceğimizin en iyisidir.

Dilimizin çok daha arık, terimlerimizin hem daha Türkçe hem de daha kesin, daha kaçamaksız olmasını isterdik. Ne var ki, Yunanca bilmediğimiz, hem de Devlet’in rahat okunmasını istediğimiz için, yeni terimleri burada dilediğimiz kadar kullanamadık. Ortalama bir yolu bu çeviri için uygun gördük. Faydalandığımız değişik çeviriler bilimsel değerine, Yunancadan çevrilmiş olmalarına rağmen, çok yerde Platon’a pek ağır cüppeler giydirmiş; bütün eserlerinde gündelik konuşma dilini kullanmış, felsefeyi halkın, hatta çocuğun senli benli, gülümser dünyasına indirmiş olan bu adamı ağdalı, çetrefil bir yazı diliyle konuşturmuşlar.

Akdenizin suları gibi duru bir düşünceyi kimi zaman dibi görünmez karanlık kuyulara çevirmişler; metinden uzaklaşmayalım derken insandan uzaklaşmışlar. Felsefeyi ayağa düşürmek korkusuyla halkın ulaşamayacağı raflara koymuşlar. Ama haksızlık etmeyelim: İngiliz Jewed hiç de öyle değil. Bizden çok önce o da Platon’un kolay okunup anlaşılmasını, yani Platon’un kendi dilinde yaptığını İngilizcede yapmak istemiş.

PDF Kitap İndir

Abone ol
Bildir
guest
Yazmasanız da olur ama yazarsanız size verilen cevaplar için bildirim alırsınız.
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments