Abraham Moles – Belirsizin Bilimleri – İnsan Bilimleri İçin Yeni Bir Epistemoloji

Abraham Moles, zengin, derin, enerji dolu, üretken, çok yönlü ve şaşırtıcı kişiliğiyle çeşitli öğrenci ve araştırmacı kuşaklarını etkilemiş bir bilim adamı ve düşünürdür. O’nu, prototipini Leonardo de Vinci’nin veya Leibnitz’in oluşturduğu “savant universalis” kategorisine sokabileceğimiz ve bugün artık bilim ve düşünce dünyasında nesli tükenen insanlardan biri olarak nitelemek abartılı bir tavır sayılmamalıdır. “Dehaların yerine yeteneklerin” ikame edildiği tüketim toplumu bağlamında, teori ile pratik, doğa bilimleri ile sosyal bilimler, Fransız düşüncesi ile önce Alman, ardından Anglo-Sakson düşüncesi arasında sürekli yeni patikalar arayan ve bu özellikleriyle resmi onurlardan uzakta marjinal bir konumda, ama hep önde giden bir insan olmuştur. 1971’den itibaren, onun yaşamının en verimli yıllarında önce doktora öğrencisi, ardından araştırma asistanı ve sonra da kurduğu ve başında bulunduğu Uluslararası İletişim ve Mikro Psikoloji Derneği’nin bir üyesi ve hatta aile dostu olarak ilişkide bulunduğum Moles, Mayıs 1992’de, bu kitabın çevirisini üstlendiğim günlerde vefat etmiştir. Moles, 1920’de Fransa’da doğmuştur. II. Dünya Savaşı’nm iicılı yıllarında Grenoble, Paris ve Aix-en-Provence kentlerinde sürdürdüğü lisans öğretimi sırasında doğa bilimleri ve lıukuk gibi alanlarda formasyon kazanmış ve 1942’de elektrik mühendisi diplomasını almıştır. 1952’de Sorbonne’da, o zamanki kurallara göre fizik alanında iki ayrı tez sunarak Docteur d’Etat es Sciences titrini ve 1956’da yine Sorbonne’da biri felsefe, 12 Belirsizin Bilimleri diğeri psikoloji/iletişim alanlarında olmak ü zere iki tez daha sunarak Docteur d’Etat es Lettres titrini kazanmıştır. Fizik formasyonunda Berger, Husserl, Merleau-Ponty ve Bachelard’dan, sosyal bilim formasyonunda Moreno, Piaget ve De Jouvenel gibi bilim adamları ve düşünürlerden etkilenmiştir. Mesleki yaşamına C.N.R.S/te (Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezi) akustik, titreşim ve mekanik laboratuvarlarında araştırmacı olarak başlayan Moles, ABD’de M.I.T.


ve Columbia Üniversitesi’nde bulunmuş, Fransız Radyo-Televizyonunda çalışmış ve 1957’de Rockefeller Vakfı’nın bursuyla tekrar ABD’ye gitmiştir. Bundan sonra araştırma ve inceleme etkinliklerinde bir çeşitlilik içine girerek Kister Yayınları’nda (Cenevre), Atom Çağı Ansiklopedisinde, Scherchen Elektronik Müzik Laboratuvarmda bilimsel direktörlük yapmış, C.N.O.F/de (Fransız Ulusal Organizasyon Komitesi) Metodolojik Araştırma ve İnceleme Merkezi’nin kurucuları arasında yer almıştır; 1959-1965 yılları arasında Ecole d’Organisation du Travail’da (İş Organizasyonu Okulu) ve 1961-1968 yılları arasında Hochschule für Gestaltung (Almanya-Ulm)da ve 1961/den itibaren de Henri Lefebvre ve George Gusdorf’un davetiyle Strasbourg Üniversitesi’nde çalışmaya başlayan Moles, burada Institut de Psychologie Sociale des Communications’u kurmuştur. Moles’un emekli oluncaya kadar direktörlüğünü yaptığı bu enstitü, dünyanın çok çeşitli ülkelerinden öğrenci, araştırmacı ve uzmanların bir süre çalışarak gelip geçtiği gerçek bir bilim merkezi olmuştur. Moles, sosyal psikoloji, kitle iletişim araçları, iletişim bilimleri, çevre psikolojisi, eylemler teorisi, estetik ve mikro-psikoloji alanlarındaki çalışmalarını burada gerçekleştirmiştir. Bu arada Brezilya, Canada, ABD (Kaliforniya ve Kolombiya) ve Meksika gibi ülkelerde misafir hocalık ve televizyon danışmanlığı yapmıştır. 1986’da emekliye ayrılan Moles, 1987’de Üniversite de Louis Pasteur-Strasbourg’da emeritus profesör olmuştur. Moles evini tüm öğrencilerine açmakla birlikte özel yaşantısında konuşmayı sevmeyen bir insandı, özel yaşamının kim­ Önsöz 13 siyi ilgilendirmediğini, “insanların oldukları vasıtasıyla değil, yaptıkları vasıtasıyla varolduğunu” öne sürerdi. Müthiş bir çalışma azmi ve temposuyla evinde duvarlar ve odalar dolusu kitaplar içinde yaşayan Moles’un kitaplığında 6000 civarında kitabı vardı. Dialog esnasında adı geçen/istenen herhangi bir kitabı inanılmaz bir şekilde gidip bulurdu. Şöyle derdi “Bir kitaplığın değeri, kolayca ulaşılmasına bağlıdır. Kitaplarım yatay ve dikey olarak iki eksen etrafında düzenlenmiştir ve hiçbir maddi katalogu yoktur, katalog kafamdadır. Bu, enformasyona hâkim olmanın tek yoludur.

Eğer aradığınız bir bilginin hangi kitabın, hangi bölümünde veya hangi yerinde bulunduğunu bilmezseniz, büyük bir kitaplığa sahip olmanın anlamı yoktur.” Sağlam bir mantığı ve aynı zamanda çelişki ve paradokslara açık bir yanı olan Moles’un öğrencileri arasında dilden dile dolaşan sembolleşmiş sözleri vardı; “bir kitabı okuduktan sonra satm alırım” gibi. Seyahati severdi ve bundan çok şey öğrendiğini anlatırdı. Ona göre “seyahatler, bir tür alan çalışması” niteliğinde görülebilirdi. Moles’un emekliye ayrılmasının ardından, aralarında Edgar Morin, Julien Freund, Michel Maffesoli, Francis Balle, Elihu Katz, Andre de Palma, Yona Friedmann gibi ünlü kişilerin de bulunduğu bir grup tarafından O’na ithaf edilen ve La Physiqııe de s Sciences de î’Homme (İnsan Bilimlerinin Fiziği) adlı eserde derlenmiş oldukça tam bir yayın listesi bulunmaktadır. Buna göre Moles’un bazıları çok çeşitli dillere çevrilmiş (Örneğin; Socio-dynamicjue de lıı Culture / Kültürün Toplumsal Dinamiği, Türkçe dahil 13 dile çevrilmiştir) 30’u aşkın kitabı, 350 civarında yayınlanmış makalesi vardır. Makalelerinin kaba bir gruplanması yapıldığında yaklaşık sayılarla, fizik ve akustik alanında 40, müzikoloji ve müzikal akustik alanında 35; fonetik ve lengüistik alanında 25, sanat ve estetik alanında 50, çevre psikolojisi alanında 30, mikropsikoloji ve eylem teorisi alanında 15, sistemler teorisi ve yapısalcılık alanında 25, iletişim bilimleri alanında 60 civarında makalesinin bulunduğu görülmektedir. Moles, Leibnitz’e bağlı olduğunu söylemekten hoşlanmakla birlikte, strüktüralizmin, Freudizmin ve Marksizmin insan­ 1 4 Belirsizin Bilimleri ların kariyerlerini ve yayınlarını yönlendirdiği bir dönemde hiçbir ekole, klik ve klana bağlanmaksızın, bazen başkaldıran provakatör, bazen bir kenarda yapayalnız ve kendine yönelttiği ironik bir tavır içinde yaşamıştır. O’nun “filim izi olmayan bir üstad” olduğu söylenmiştir. O’nun karmaşıklık anlayışının büyüklüğü (Morin), bilim adamı kim liğini sanatçı ruhuyla birlikte taşıdığını (Laulan), felsefenin ve bilim in katkılarını nadir bir ustalıkla bütünleştirdiğini (Jack Lang), yetiştirdiği genç araştırmacılarla bir tür suç ortaklığı (complicite) ilişkisi sürdürdüğünü (Fischer), yarının sorunlarıyla ilgili bir ön-bilim sahibi olduğunu (Mouchot), bilimin avangardı olduğunu (Estivals), araştırmanın sanat ve şiir, sanatın da araştırma olduğu görüşünü taşıdığım, spekülatörlerin gizli kasaları dışındaki popüler, programlanabilir, psiko-sosyal olarak canlı ve günlük yaşamın estetiğini yansıtan bir sanatla ilgilendiğini (Pages) vurgulayanlar olmuştur. Belirsizin Bilimleri Moles’un incelediği ve araştırmaları sonucunda ulaştığı bulguları ve düşüncelerini özetleyen bir kitap değildir; ama O’nun ilgi alanlarının çeşitliliğini ve yaklaşımındaki derinliği, çok yönlülüğünü ve disiplinlerarası bakışını yansıtmaktadır. Bu kitapta, yazar, bilim hakkındaki yaygın önyargılarımızı, etrafımızda bulup fazla düşünmeden benimsediğimiz kalıp düşüncelerimizi sorgulamaktadır. Bu çerçevede çeşitli sorulara cevap aramaktadır; “kesin” denilen bilimler ile kesin olmadıkları söylenen bilim ­ ler arasındaki fark, gerçekte sanıldığı kadar büyük mü? Yöntem bakımından biri diğerinden daha ileri mi? Belirli bir disipline bilim olma statüsünü veren şey nedir? Muğlak veya belirsiz olgular bilim sel araştırma konusu olma statüsüne sahip midir ve eğer böyle ise nasıl ele alınıp incelenebilirler? Değişik bilim dallarında belirsizin yeri nedir? Moles bu ve benzeri sorulara, doğa bilimlerinden sosyal bilimlere uzanan geniş bir yelpazeden örnekler alarak cevap aramaktadır. Kitap hangi alandan olursa olsun, araştırmacılara ve uzmanlara, kendi kendilerini ve alanlarını daha geniş bir perspektiften görme im kânı sağlayacak bir nitelik taşımaktadır. Kendi payıma, Moles’a karşı bir vefa borcu duyarak üstlendiğim bu kitabın çevirisiyle ilgili bazı noktalara işaret Önsöz 15 i’lıni’k isterim.

Çeviride yazarın yazma stiline, Türkçe sentaksın i /in verdiği ölçüde sadık kalmaya çalıştım. Çeviride anlam I»dinsizliği tehlikesi bulunmadıkça uzun cümleler bölünmemi lir. Bazı u zun cümlelerde bir özne veya bir başka türden •.özcük zam ir olarak birkaç kez tekrarlandığında, FransızcadaI- ııtin aksine, Türkçede zamirlerin erkek veya dişi olma özelli)1, i bulunmadığından, cümleye sadık kalmak zorlaşmaktadır. Ilıı nedenle çeviride bu tür cümlelerin bölünmesi yoluna gidilmiş veya nadiren de olsa, Türkçe sentaksa pek uygun görünmeyebilecek bir uygulamayla zarf veya tümleçlerin cümledeki yelleriyle oynanarak anlam açıklığı sağlanmaya çalışılmıştır. Çeviride teknik terimlerin yer yer parantez içinde Fransızca karşılıkları verilm iştir. Bazı hallerde, terimlerin Türkçe karşılıkları için iki seçenek önerilerek aralarına (/) işareti konmuş ı ki sözcük kullanılm ıştır. Önemli bir nokta daha var. Toplumumuzda hızlı bir sosyal «leğişme yaşandığını ve dolayısıyla dilin bundan etkilenerek değiştiğini hepim iz biliyoruz. Kendi payıma böyle bir bağlamda, dille fazla oynamanın doğru olmadığını, bazı sözcükleri salt eski veya yeni oldukları için büyülü bir haleye büründürıneye ve zorlamayla birini tercih etmeye ya da yeğlemeye gerek olmadığını düşünüyorum. “Dilin öz dehası”nı bozmamak şarI ıyla/koşuluyla yazarların serbest bir dil kullanma hakkına sahip olduklarına ve kendini doğru bir şekilde anlatmanın ve doğru bir şekilde anlaşılmanın esas olduğuna inanıyorum. Bu nedenle, kuşkusuz özel bir gayret sarf etmeksizin, yaşayan dilde mevcut bazı eş anlamlı sözcükleri (örneğin; analiz-çözümleme, faktör-etmen, fonksiyon-işlev vb.), uygun düştüğü ve gerektiği takdirde, aynı metin içinde kullanmanın sakıncalı olmadığı, hatta dilin zenginliğini korumak bakımından yararlı olduğu görüşündeyim. Okuyucu, yazarın, yoğun benzetmeler ve sembolik ifadeler içeren karm aşık (karışık değil) bir yazma stili olduğunu ve didaktik olm ayan serbest bir dil kullandığım fark edecektir. Kitap, az çok birikim li ve “haberdar” bir okuyucuya hitap etmektedir.

D ilin karmaşıklığının yanı sıra, yazarın doğa bilim lerinden insan bilimlerine ve felsefeye uzanan zengin 1 6 Belirsizin Bilimleri bir formasyona sahip olması ve bunun sonucu çok çeşitli alanlara ait bir vokabüler kullanılması, kitabın benzer bir formasyona sahip olmayan biri tarafından çevrilm esini güçleştirmektedir. Bunlar, esasta, bir yabancı dilin bilinip bilinmem esine bağlı olmayan güçlüklerdir. Bu tür nedenlerden kaynaklanabilecek bazı çeviri yetersizliklerine, kendimden kaynaklanabilecek başka eksiklikleri, kusurları veya anlam kayıplarını eklememiş olmayı ümit ediyorum. Yararlı olması dileğiyle.

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir