Philippe Beneton – Muhafazakarlık

Muhafazakârlıktan neyi anlamak gerek? ‘Terim bir bakıma açıklıktan uzaktır ve tanımı tartıŞ™^ kaynağıdır. Hangi anlamını akılda tutmalıyı?:? Bu soru, yalnızca basit bir sözcük dağarcığı sorur^u değildir, temel sorunları kapsar. Sözcükten ve önce siyasal sözcük dağarcığırtm ya da dağarcıklarının içindeki tarihinden hareket edelim. Muhafazakâr terimi, siyasal anlamı ile önce Fransızcada ortaya çıktı. Restorasyon’da doğdii ve ilk ifadelerini 1818’de Chateaubriand tarafından kurulan uçtaki bir gazeteye, Muhafazakâra borçludur. İngiltere’de Conservative Party -bu adlandırma, ilk kez J.W. Croker’in Ocak 1830*daki bir makalesinde görülür- 1830’lu yıllarda Tory partisinin yerine geçti. Terim, aynı sıralarda Almanya’daki siyasetin günlük sözcük dağarcığına girdi ve l?irkaç yıl sonra Batı Almanya’nm bütününe yerleşen bir terim haline geldi: O zamandan beri, birçok paşka sözcüğün başına geldiği gibi az ya da çok hareketli kamusal bir hayat yaşadı. Bu hayat onu ülK^lere göre farklı gündemlerin içine sürükledi ve ona anlam belirsizlikleri ve yananlamlar yükledi. İngiltere’de conservative (ya da conservati^^) – [muhafazakâr ya da muhafazakârlık] saygınlık taşıyan önemli bir sözcüktür; bu terim, ya ifetidar partisi ya da iktidar partisinin rakibi olmay# sürdürmüş olan bir parti ile ilişkili olduğu için, bir buçuk yüzyıldan beri siyasal yaşamın temel te^nılerinden biridir. Fakat süren bu ”başan”nın bir DedeH oldu: Bayan Thatcher “muhafazakârlığı”, Burke’ün ya da Disraeli’nin muhafazakârlığı ile aynı şey değildir. Öyleyse sözcük aldatıcı değil midir? Terim, Fransa’da aynı ölçüde talihli olmadı. Chateaubriand’m Muhafazakârdı çok kısa ömürlü oldu ve o zamandan beri de sözcük bir siyasal kimliği ifade etmeye hizmet etmedi. Yeni doğan III.


Cumhuriyetsin kendisini “muhafazakâr” göstermek istediği dönemden sonra, sözcük genel olarak aşağılayıcı bir yananlam yüklendi (muhafazakârlık, genel çizgileri ile gerici bir tavra ve/veya ayncalıklann savunulmasına.bağlandı) ve siyasal tartışmalarda özellikle bir retorik silahı olmaya hizmet etti. Bundan çıkan sonuç, sözcüğün kesinlik taşımadığı ve doktriner bir içeriğe sahip olmadığıdır. Amerika Birleşik Devleti eri’nde durum daha da farkhdır. Terim 19. yüzyılda farklı gruplarca ve siyasal hareketlerce bazı vesilelerde anlamı belirlenmeden kullanıldı. Bir sonraki yüzyılda ve Özellikle çağdaş dönemde gördüğü ilgi ve yaygınlığı arttı, fakat bu yolla anlamından yitirdi. Terimin evrimi, bir bakıma liberal sözcüğünün evriminin sekişinin ürünüdür. Amerikan siyasal sözcükler dağarcığı liberalizmm anlamını bir bakıma baştan çıkardı (kabaca Amerikan liberali’ Avrupalı bir sosyal-demokrata yakındır); bunun sonucu olarak, liberaller (terimin Avrupalı anlamında) bir bakıma “muhafazakârlık” bayrağı altına girmişlerdi. Günümüzde “muhafazakâr” adını taşıyanlar, erkinlik yanlılarıyla “çoğunluk ahlâkı”nın temsilcilerinin barış içinde bir arada yaşadıkları, heterojen hatta karmakarışık bir kategori oluştururlar. Amerikan terimi karışımı uygular, terim yapmacık bir sözcükten başka bir şey değildir. Akademik sözcük, siyasi sözcüğe göre kuşkusuz daha az karışıktır, fakat kusursuzca belirlenmiş ol8 maktan uzaktır. Sözcük, değişkeleri ve günlük kullanımın belirsizliklerini olduğu kadar fikirler tarihinin yarattığı güçlükleri de devralmıştır. Sözcük genellikle, Batı tarihinde, “muhafazakâr” bir hareket, ya da fikri ve siyasal bir akımın saptanabileceği şeklinde anlaşılmıştır. Fakat tanım, bir incelemeden ötekine aynı anlama gelmemekte, hareket her zaman aynı kökene ve de özellikle aynı temsilcilere sahip olmamaktadır.

Tarihçiler genel ilke olarak, muhafazakârlığın doğuşunu karşı-devrimci ilk büyük metinlerin yayınlanması ile başlatırlar. Fakat Morton Auerbach klasik düşünceye kadar uzanır ve muhafazakârların arasına Cicero^yu, SaintAugustin’i, Thomas More’u vb. dahil eder. (1) Muhafazakârlığın kurucusu olarak Burke gösterilir, fakat bazıları onu liberallerin arasına koyarlar. Bunun tersine, genellikle liberal olarak nitelendirilen Tocqueville, M.R. Kirk (2) ve M.R. Nispet (3) tarafından muhafazakârların arasına yerleştirilir. Avrupalı üniversite çevreleri tarafından liberal olarak kabul edilen M.F.A. Hayek, Atlantik’in ötesindeki meslekdaşlarına neden muhafazakâr olmadığını açıklamak için kaleme sarılmış (4) olsa da, ABD’de çoğunlukla muhafazakâr kampa bağlanır. Günlük kullanımın ağırlığı ve ilerde göreceğimiz gibi geleneklerin ağırlığı, muhafazakârlığın Amerikalı ve AvrupalI tahlilleri arasında, özellikle çağdaş dönemle ilgili olduklarında hissedilir bir farklılık yaratırlar. Bu koşullarda, bazılarının kavramın yararlılığını ve geçerliğini sorgulamış olmaları, hiç de şaşırtıcı değildir.

(5) • • Öyleyse muhafazakârlık diye bir şey var mıdır, varsa hangi anlamdadır? Akademik ayrılıklar fikirler tarihinin aşırı karmaşıklığını açıklarlar, ancak bundan, kavramın bir yana atılması gerektiği sonucu çıkanimamalıdır. Sınırlannı kesinlikle belirle­ mek kolay olmasa da, muhafazakârlık bir tarihi gerçekliktir. Kavram yararlı ve geçerlidir çünkü gerçeği yapay olarak kırpan bir şey olmanın ötesinde, farklı türlerine rağmen bütünlüğü ve doktriner özelliği olan fikrî (ve siyasi) bir akımı açıklar. Diğer bir deyişle, kavram esas olarak liberal ve sosyalist ailelerden açıkça farklı, yeri ve zamanı belli bir fikirler ailesini ayırd etmeyi mümkün kılmaktadır. Tabii, bu nitelendirmeler ve ayırımlar basitleştiricidir, farklılıkları ortadan kaldırır, belirsiz ya da aradaki durumları silikleştirebilirler. Fakat “muhafazakâr” olarak adlandırılacak düşünürler arasındaki akrabalık derecesinin düzeyi, bize öyle geliyor ki, bunları, aynı kategoriye yerleştirmemize engel değildir. Peki öyleyse tanım nedir? Önceki önermeler, burada, muhafazakârlığı sadece olduğu gibi muhafaza etme kaygısı ile açıklamayı engeller. Eğer bu çizgiye bağh kalınsa – statü quoya. bağlılık, değişim korkusu – Muhafazakârlık bütün zamanlara ait bir şey olurdu ve çok çeşitli biçimler alırdı. Kavram, eski Roma evrenine olduğu kadar Sovyet Rusya evrenine de uygulanabilecekti, muhafaza edilmesi söz konusu olan şeyin niteliği, kökten farkh olsa bile. Bizim perspektifimiz içinde (siyasal fikirler tarihi) böylesi bir kavram, açıktır ki, tahlile elverişli olmayacaktı.

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir