Oinoandali Diyojen – Doga Uzerine Bir Epitom

“Bizim öğretimiz insanlara zarar vermez, tam tersi, yardımcı olur.” Bu sözler, yaklaşık iki bin yıl öncesinden, tam olarak MS 2. yüzyıldan. Bugün Fethiye’de Ksantos Vadisi’nin kuzeyinde, dağlık ve ıssız bir bölgede, antik zamanın görkemli kentlerinden Oinoanda’da bulunan bir yazıttan. Filozof Diyojen’in, takipçisi olduğu Epikür’ün felsefesini kazıtarak ölümsüzleştirdiği bu dev taş yazıtın, içerik ve büyüklüğü bakımından bir benzeri yok. Epikürcü doğa felsefesinin bir özetini sunan yazıt, aynı zamanda antik dünyanın en önemli tanığı. Öyle ki “epigrafinin Eldoradosu” olarak antik çağ Anadolu kentlerinde yaşayan elit tabakanın dünya görüşü ve kutlama kültürünün de önemli bir belgesi diye değerlendiriliyor. Bu anıtsal taş yazıtı yaptıran Diyojen hakkında pek bir şey bilinmiyor. Yazıtın başında kendini “Oinoandalı, Atina’nın dostu Diyojen” olarak tanımlıyor. Yaşam felsefesi olarak kabul ettiği Epikür’ün öğretilerini ve bir Epikürcü olarak insanlara öğütlerini içeren doğa felsefesini, inşa ettirdiği 65 – 80 metre genişliğinde, 3,60 metre yüksekliğinde taş duvara kazıtıyor. İstilalar ve depremlerle tahrip olan, kentin MS 9. yüzyılda tamamen terk edilmesiyle unutulan bu yazıt ilk kez 1884’te keşfedildi; o günden bu yana yazıta ait 300’e yakın parça bulundu. Ancak henüz kapsamlı bir arkeolojik kazı yapılamadığı için bulunanların asıl yazıtın sadece beşte biri olduğu belirtiliyor. Bu eşsiz yazıt, MÖ 341 – 270 yılları arasında yaşayan bir filozofun, “ölüm bizim için hiçtir” diyen Epikür’ün felsefesinin özeti. Epikür, düşünce tarihinin bilimsel ve özgür düşünceli ilk hümanistiydi ve fikirleri günümüz hümanizmasıyla bire bir örtüşiiyordu.


Onun felsefesi, bugün yaygın olarak benimsenen bir yaşam tutumunun inceden inceye düşünülmüş ilk yorumuydu. Dinsel olmayan, haz peşinde koşan, materyalist felsefenin ilk örneği: “Yok olmak kaçınılmaz yazgımız olduğuna göre elimizdeki bu tek hayattan fazlasını almalıyız; amacımız, bu dünyada iyi yaşamak, bu dünyada mutlu olmaktır” fikri, onun felsefesinin özüydü. Diyojen yazıtı, Romalı Lucretius’un şiiri dışında Epikür’ün öğretilerini aktaran temel metindir. Oinoanda antik kentinde yürütülen çalışmalar sonucunda bulunan parçalar, Martin F. Smith tarafından İngilizceye çevrilip yayımlandı. Türkçe çevirisi bugüne kadar yapılmamıştı. Magma, İngilizce çeviriyi temel alıp Diyojen’in metninin okunabilir durumdaki parçalarını Türkçeye çevirerek dergiyle birlikte bir kitapçık halinde okuyucularına hediye ediyor. Oinoanda’daki arkeolojik çalışmaların derinleştirilerek devam ettirilmesi ve yazıtın tüm parçalarının bulunup metnin tamamının insanlığa sunulmasını diliyoruz. MAGMA İKİNCİ PARÇA … Ölümden ve tanrıların çoğumuzu kıskıvrak yakalayacağından boş yere korkmayınız. Hakiki değerin keyfi ne tiyatrolardan ne hamamlardan ne de güzel kokulardan alınır ki biz bunları kitlelere bıraktık. Hakiki değerin keyfi, doğa bilimlerinden alınır. ÜÇÜNCÜ PARÇA … Hayatımın günbatımına ulaştım. Bu yüzden ölüm beni alt etmeden önce hazzın doygunluğunu kutlamak için bir şükran ilahisi yazmak istedim. Öyle ki sadece bir, iki, üç, dört, beş veya altı ya da çok yüksek bir sayı olmamak kaydıyla sizin seçeceğiniz sayıda insan kötü bir vaziyette olmuş olsaydı onlara bireysel olarak hitap ederek öğüt verirdim. Fakat şeyler hakkındaki yanlış düşünceleri nedeniyle insanların büyük çoğunluğu salgını andıran yaygın bir hastalıktan mustarip ve sayıları giderek artıyor – hastalığın kişiden kişiye bulaşması gibi.

İşte bu yüzden, insanlığa duyduğumuz sevgi bizi henüz doğmamış olsalar da sorumlu olduğumuz gelecek nesillere yardım etmeye sevk ediyor. Şimdi kurtuluşa götüren devaları herkese ilan etmek için bu kemer altına yazımı yazıyorum. Sunduğumuz devalar sınanmıştır; nitekim biz, bizi gerekçe olmaksızın sıkıştıran korkuları defetmişiz, sebepsiz acıları dindirmiş, doğal acılarınsa etkilerini azaltmışız. … DÖRDÜNCÜ PARÇA … Bazı filozoflar, özellikle de Sokratçılar, doğa bilimlerini, göksel olayları araştırmak gereksiz ve kazançsızdır deyip bu meselelerle hiç ilgilenmez. Diğerleriyse bunu böyle ifade etmekten utansa da şeylerin anlaşılmaz olduğunu iddia ederek doğa bilimleriyle ilgilenmenin yersiz olduğunu ima eder. Aristo ve Peripatetikler’e göre şeyler sürekli hareket halinde olduğundan hiçbir şey bilimsel olarak bilinebilir değildir. Bizse şeylerin hareketini kabul etmekle birlikte her bir şeyin doğasının duyualgıyla hiçbir zaman anlaşılamayacak kadar hızlı olduğunu kabul etmeyiz. Esasen yukarıdaki yerdiğimiz görüşü savunanlar beyazın ve siyahın doğasının bilgisine önceden sahip olmasaydı bir şeye bir zaman “bu beyazdır ve bu siyahtır” diyebilirken bir başka zaman “ne bu beyazdır ne o siyahtır” diyemezdi. … ALTINCI PARÇA … Her şeyin başlangıcından beri var ve yok edilemez olan ve diğer şeyleri meydana getiren, element diye de adlandırılan ilk cisimlere gelince; diğerlerinin teorilerini çürüttükten sonra bu elementlerin ne olduğunu açıklayacağız. Efesli Herakleitos ateşi; Miletli Thales suyu; Apollonialı Diyojen ve Anaksimenes havayı; Akragaslı Empedokles ateşi, havayı, suyu ve toprağı; Klazomenaili Anaksagoras her birinin benzerlerini (homoe-omeri) ve Stoacılar maddeyi ve Tanrı’yı element olarak tanımlamıştır. Abderalı Demokritos ise atomları element olarak tanımlarken doğru yapmıştır fakat bunlara ilişkin kavrayışı bazı açılardan hatalı olduğundan teorilerimizi açıklarken o da irdelenecektir. Şimdi sözü edilen şahıslar aleyhindeki görüşlerimizi dile getirelim; niyetimiz onlarla kavgaya tutuşmak değil, sadece gerçeğin korunmasını istememizdir. Sıralamamızda ilk Herakleitos geldiğinden konuya onunla başlayalım. Ateşin element ve yok edilemez olduğunu söylerken yanılıyorsun Heraklitos; çünkü yok edilebildiğini gözlemliyoruz. Üstelik ateş herhangi bir şeyi meydana getiremiyor da.

… YEDİNCİ PARÇA ……………………… bu ………. hiçbir şeydir ……. manasız ……. göre hareket etmek, …. sonsuzluk …. hiçbir şey …. sonuncu …. olamaz … çünkü o (?) biliyor. … Var olan şeyler içinde sadece atomların gerçekliği olduğunu, diğer her şeyin şeylerin bir araya gelmesiyle oluştuğunu söyleyerek Demokritos bile yanılgıya düşmüştür. Zira senin anlatımına göre Demokritos, bu durumda bizim gerçeği keşfetmeyi bırak, yaşamamız da mümkün olmazdı çünkü kendimizi ne ateşten ne kıyımdan ne de bir başka güçten koruyabilirdik. SEKİZİNCİ PARÇA … İlk cisimler, ister Tanrı ister insan olsun hiç kimse tarafından parçalanmadığından, kişi bunların katiyen yok edilemediği sonucuna varmak zorunda kalır çünkü yok edilebilselerdi tüm şeyler yok olurdu. …

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.