Namık Kemal – Vatan Yahut Silistre

Ey vatanın hayatını koruma uğrunda canını veren mücahitler!1 Şu değersiz yapıtımın konusu, alaylannda silâh kullanmak şerefine ulaştığımız Osmanlı askerinin ünü dünyayı tutan yiğitliklerinden biridir. Sizin şanınızı ilâna çalıştım. Onun için (bu) değersiz yapıtımı, değersizliğini açıkça söylemekle birlikte, size adıyorum. Vatanın ne demek olduğunu bilen kalem sahiplerinin, onu korumak için yapabileceği şey, askerde, Allah göstermesin, (bir) felâket görürse (onlarla) birlikte ölmek, zafer görürse milletin teşekkürünü dile getirmektir. Yaşasın askerimiz! Yaşasın vatan! Kemal 1 Cihat edenler; din uğrunda savaşanlar. -21- VATAN yahut SILİSTRE Dört perde tiyatro KİŞİLER ZEKİYE HANIM HANİFE HANIM İSLÂM BEY, Gönüllü zabit* AHMED SIDKI BEY, Miralay” RÜSTEM BEY, ABDULLAH, BİR KAYMAKAM BİR BİNBAŞI BİRİNCİ ZABİT İKİNCİ ZABİT ÜÇÜNCÜ ZABİT NEFERLER*”‘ GÖNÜLLÜLER Kaymakam*” Miralayın çavuşu • Subay. ” Albay. ••• Yarbay. •••• Erler; rütbesiz askerler. PERDE I [Perde açılınca kenarı sokağa bakan bir oda görünür. Zekiye, Arnavutluğa özgü düzgün giysisiyle mindere uzanmış, elinde bir kitap, önünde bir mum. İslâm Bey de sokakta gezinir.) Birinci Meclis1 Zekiye (Kitabı yastığın üzerine bırafcarafc) — Ah! Nineciğim!2 Nineciğim! Gönlüme niçin bu kadar yumuşaklık verdin? Düşüncemi niçin bu kadar açtın? Sen de şimdi kızını görsen okuttuğuna pişman olurdun. Benim gönlüm öyle büyük büyük duygulara nasıl dayansın? Benim beynim öyle geniş geniş düşüncelere nasıl tahammül etsin? Yüreğim ne kadar çarpıyor! Sanki göğsümü yerinden koparacak da dışarı fırlıyacak… Beynim ne kadar sıkılıyor! Sanki başımı paralayacak da çevreye dağılacak… {Ellerini yüzüne kapayarak) Nineciğim! Nineciğim! Dâima babamı düşünmek için açlığın, hazırladığın düşüncede başkası geziyor! Dâima seni sevmek için terbiye ettiğin, büyüt1 Oyunda, kişilerin sahneye giriş çıkışlarıyla değişen, perdenin alt bölümlerinden her biri. 2 Oyunun yazıldığı dönemde bu sözcük “anne” anlamına kullanılırdı.


-25- tüğün gönülde başkası hükmediyor! Seni babam okutmuş, onun yoluna öldün. Beni sen okuttun, yoluna ölmek değil, öldüğüne ağlamak bile hatırıma gelmiyor! Ah! Dâima o! Gözümde o! Hayâlimde o! Aklımda o! O! O! O! Bir kere sokakta gördüm, keşke yüzüne baktığım zaman gönlüme düşen ateş gözlerimi eritey-di… Daha bir bakışta vücudumda ne kadar gücüm varsa toplayıp da gözlerimi başka yana çevirmek istedim. Eyvah! Ne vücudumda güç buldum, ne gözlerime hükmüm geçti. Sanki ömrümde gördüğüm, işittiğim, okuduğum, düşündüğüm ne kadar güzel şey varsa hepsi bir yere toplanmış da, bir insan yüzü olmuş karşıma gelmiş idi. [Bir az düşündükten sonra) Hayat ne garip hâl imiş! Bir kaç gün önce yanımda biri ağlasa, gözünün yaşı neşesinde dökülüyor sanırdım; bu gün kulağıma kahkahalar ağıt sesleri gibi geliyor! Bir kaç gün önce gamlı gamlı bulutlarda şimşek çaktıkça biri gülüyor gibi görünürdü, bu gün yeni açılmış güllerde çiğ görsem birinin gözyaşı dökülmüş sanıyorum! Bir kaç gün önce yüzüm gülüyordu; sanki her şey de benimle birlikte gülüyordu! Bu gün gönlüm ağlıyor; sanki her şey de gönlümle birlikte ağlıyor! Gene sabah oldu, gene gözüme bir dakika uyku girmedi… [Mumlan söndürerek) Zavallı mum! Acaba ben de senin gibi yana yana tükenip gidecek miyim? Beş dakikacık uyuyabilseydim, belki düşümde görürdüm de ayaklarına kapanır, gönlümün zehrini dökünceye kadar doya doya ağlardım… Allahım! O mektup ne idi? Ateşle yazılsa insanın yüreğini o kadar yak- -26- ınaz. Okudukça gözlerimden sanki yüzüme, göğsüme doğru damla damla alev parçalan nıtçıldı… Bilmem sütninem getirdiği zaman nasıl utancımdan yerlere geçmedim. İnsan sevincinden ölmüyor; ama çıldıracak! Mektup «özünü işittiğim gibi ondan geldiğini bildim. Kendi gelse belki utanırdım da o kadar çırpınarak üzerine koşmazdım. Gönülde keramet mi var1 nedir? Kimi zaman gaibi2 de biliyor! Ah! Benim o zaman başka kimi düşündüğüm vardı? Hâlâ kimi düşündüğüm var? Mektup babamdan da gelse yine ondan sanmaz mıydım? Belki dünyayı bildim bileli bir kere yüzünü görmeye özlem duyduğum babamdan geldiğine keder ederdim… Seviyorum, sevmekten bir türlü kendimi alamıyorum. O da beni seviyor, sevdiği mektubunda yazılı… Kendi yazıcıyla yazılı… elbet de gerçektir… Hayır! Elbet de gerçektir. Allah o kadar güzel bir vücudun içinde hainlik saklamaz a. [Bir az düşündükten sonra:) Kim bilir? En güzel çiçeklerin arasında yılan bulunuyor. Yârabbi! Yârabbi! İnsanın yüzü gibi gönlünü de meydanda yara-t aydın ne olurdu?

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

Yorum Ekle