Mustafa Çay – Bilincim Sana Söylüyorum, Bilinçaltım Sen Anla

Mustafa Çay’ın etkileyici ses tonuyla hazırlamış olduğu CD’lerin hayatımı olumlu yönde etkilediğini içtenlikle söyleyebilirim. Bugüne kadar yarım kalmış hayallerime ve başlamaya bile cesaret edemediğim hedeflerime ulaşmamda çok büyük etkisi oldu. Çalışmalarıyla benim ve pek çok insanın hayatını değiştiren Mustafa Çay’a sonsuz teşekkür ederim. Nurdan Özkan Hayatımda birçok şeyi değiştirebileceğimin farkına vardım. Hiç kitap okumamama rağmen, […]

Mustafa Armağan – Abdulhamidin Kurtlarla Dansı

Konstantin teslim olmaktansa çarpışarak ölmeyi tercih etmişti. Onun kadar da mı cesaretimiz kalmadı? Bana bir tüfek verin, tek başıma düşmanla savaşmaya hazırım. Hiçbir yere gitmiyorum! Bir yere gitmiyorsun Sultanım! Buradasın ve ölümünden sonra pahan giderek yükseliyor. Bir vizyon, bir akıl, bir ruh, bir diriltici nefes üflüyorsun küresel denizlerde bocalayan sevdamıza. Bir direniş ruhu, akıl ı […]

Mustafa Akyol – Özgürlüğün İslami Yolu

Bu kitabın orijinali, bir Amerikan yayınevinde (W.W. Norton) basılmak üzere İngilizce olarak yazılmıştı. Elinizdeki baskı ise, o İngilizce metnin Türkçeye çevrilmesiyle ortaya çıktı. Bunu vurgulamaya iki açıdan gerek görüyorum. İlki, tercüme bir metnin, ne kadar iyi çevrilmiş ve “tashih” edilmiş olursa olsun, orijinalindeki duruluğa yüzde yüz ulaşmasının zorluğudur. Gerçi ben bu sorunu en aza indirgemek […]

Musa Altunbaş – Gülfidanı

Sonbahar akşamıydı. Bir kadın, ahmakıslatan altında yürüyor, yürürken de bir şeyler mırıldanıyordu. Ne söylediği tam olarak anlaşılmıyordu. Mürekkebi cansız bir dolma kalemin, kâğıt üzerinde ilerleyişinden farksızdı söyledikleri; belli belirsiz, anlamsız… Bir an için rüzgâr sustu, dalgaların dövdüğü kayalıkların çığlıkları da kesildi ve bir kelime çok net duyuldu: “VAZGEÇMEYECEĞİM!” Anlamsızlaşan hayatında tek anlam yüklü olan bu […]

Muriel Spark – Sürücü Koltuğu

“Sonra bu kumaş leke de tutmaz,” diyor tezgâhtar kız. “Leke tutmaz mı?” Tezgâhtar kız, “Yeni tip bir kumaş,” diyor. “Özel işlem görmüş. Lekelenmiyor. Diyelim birazcık dondurma bulaştırdınız üzerinize ya da bir yudum kahve falan döktünüz, bu elbisede leke kalmaz.” Genç bir kadın olan müşteri birden elbisenin fermuarını, yakasındaki kopçayı yırtarcasına çekelemeye başlıyor. “Çıkartın şu şeyi […]

Murathan Mungan – Yaz Geçer

ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim Ben sende bütün aşklarımı Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. Sanırım lirik […]

Murathan Mungan – Üç Kırık Oda

Naim Dilmener için Bu hikayede bahsi geçen şahıs ve hadiselerin hakikatle hiçbir alakası yoktur. Benzerliklerse sadece birer tesadüften ibarettir. Ve bütün tesadüfler gibi kaçınılmazdır. DOĞMA BÜYÜME TEXASLI ALICE STAR, PUSLU BİR SONBAHAR sabahı evinden kaçıp bu boğucu taşra kasabasını büyük kentlere bağlayan anayollardan birine çıktığında, bütün yaz sıcaklarının, bütün sinek ve vantilatör vızıltılarının geri dönmemecesine […]

Murathan Mungan – Çador

Birbirine umutsuzca benzeyen uzaktaki çıplak dağlar, birbirinden renksiz alçak tepeler, rüzgârın birbirine yakın boyda yığdığı dalgalı kum tepeleri ve bugüne kadar gördüğü her yeri aynı kayıtsızlıkla kavuran tozlu güneşe karşın, ülkesine yaklaştığını, sınıra pek az kaldığını duyumsuyor Akhbar; bunu yolun tanıdık işaretlerinden değil, kalbinin, anısı kendinden bile uzaklaşmış kuytu derinliklerinden biliyor. Sıcak her ikisini de […]

Farhad Daftary – Alamut Efsâneleri

Nizarì İsmâilîlerini, gizemli Dağın Şeyhi tarafından yönetilen şeytani Haşaşiler örgütü olarak gösteren bu resim, Ortaçağ Avrupa’sına ait az bilinen bir efsane tasviridir. Avrupalıların, İsmâilî Müslümanları üzerine kurdukları efsaneler ve hayali kurguların kökü Haçlılar dönemine dayanmaktadır ve Dağın Şeyhi ile temsil edilen İsmâilî lideri etrafında örülmüştür. Bu hayal ürünü masallar, zamanla uyuşturucu güdümlü vahşet efsanelerine dönüşmüş […]

Falih Rıfkı Atay – Çankaya

1946, hele 1950’den beri Atatürk devri, onun içinde şöyle böyle bulunmuş olanların, veya kendilerini olduklarından başka türlü sandırmak hevesine kapılanların elinde sömürülüp durmuştur. Yayınlanan haƨraların çoğunda ölüler tanık, bir ağızla iki kulak arasında, hiç kimsenin duymadığı ķsıldaşmalar belge diye kullanılmaktadır. Tarihçi ise, gazete okuyucuları kadar kolay avlanmaz. Tarihçi, bu haƨraların doğruları ile sahteleri ve zorlanmışları […]

Fakir Baykurt – Yılanların Öcü

Bizim sanatçılarımız yıllardır, devletin ve devlet organlarının sanata, sanatçıya ilgi göstermediğinden yakınır. Son zamanlarda bakıyorum bu tutumda bir değişiklik var. Sayıları az da olsa bazı milletvekili ve senatörler komisyonlarda, Meclis ve Senato genel kurullarında, bazı roman ve oyunların sözünü ederek, bunlar üstüne tartışma açıyorlar, bu tartışmalara geniş zaman ve emek harcıyorlar. “Yılanların Öcü” romanımdan dolayı […]

Ahmet Altan – Kılıç Yarası Gibi

Bütün o eski ve unutulmuş eşyalar; kesme kristalden hokka takımı, sülüs yazıların ölmekte olan canlılar gibi üstünde kıvrandığı sararmış kâğıtlar, yer yer çatlamış deri koltuk, duvara dayalı bir teli kopuk tambur, çekmeceleri kaybolmuş ceviz masa, çatlak bir porselen tabağın içinde duran, sabundan yapılmış, boyaları dökük meyveler, ortasından geçen ince demir çubuğu paslı, bir yanı göçmüş […]

Faik Bulut – Dersim Raporları

CHP, AKP ve Dersim; Elinizdeki kitabın 5. basımında 1 bile, Dersim’e ilişkin gelişmeler durmadı. Dersim’de bir kez daha kan fışkırdı, militarizm hortlatıldı; tarih ile trajedi, birlikte siyaset sahnesinde boy gösterdiler. CHP Genel Başkan yardımcısı ve eski diplomat Onur Öymen, 10 Kasım 2009’da TBMM çatısı altında Kürt meselesinin tartışılması münasebetiyle, sorunun “müzakere ve barışçıl yollarla değil, […]

Murat Yalçın – İma Kılavuzu

— Uzakta, Lüllüz Kaya denilen yer var, oraya kadar yürüyeceğiz… — Bu yolda? — Başka yol yok! — “Lüllüz Kaya” mı dedin? — Lüllüz Kaya, öyle diyorlar… — Sen gittin mi hiç? — Bir kez… Kule gibi, epeyi yüksek… — Kaç saat sürer? — Çok mu merak ettin? — Ne bileyim… “Lüllüz Kaya” ha! — […]

Murat Uyurkulak – Tol

Devrim, vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi. Saraylara merakla bakan sivil çocuklar hatırlıyorum. Geniş caddeler arşınlayan kavruk adamlar, böğürtlen yiyen kara kadınlar, sert laflar gezdiren kuru ağızlar… Annemin ağzı fazla bozuktu. Herhalde sadece benim korkmadan bakabildiğim, baştan başa izlerle kaplı yüzünün ortasında, buruşuk bir yaraya benzeyen ağzını açar ve her seferinde aynı şeyi söylerdi: “Bizi […]

Murat Uyurkulak – Har

Yalnız Ortadoğu’da el altında satılan bir atlas Kim demiş on sekiz yaşından küçükler okuyamaz. ECE AYHAN Pınarbaşında oturdum, ahreti seyre durdum… Bursa ağıdı Kardeşimin vefatından önce, parklarda dolanırken çitlediğimiz çekirdek ailemizi muadillerinden ayıran hiçbir özellik yoktu. Bir kalıp teneke peynirine benzerdik, öyle bildik, ak, delik ve peynirin kalıbını aşan sıfatlarla sürünür giderdi cümle ailemiz: Babam, […]