Nadir Nadi – İki Sovyet Rusya ve Polonya

«Bütün Rusya’ların imparatoru» ortadan kalkalı on sekiz seneyi geçti. O zamandanberi Sovyetler Birliği rejimine dair her dilde, doğru yanlış yüzlerce kitab basıldı, binlerce makale yazıldı, konferanslar verildi. Böyle olduğu halde «Rusya» kelimesini duyduğumuzda hâlâ içimizi sonsuz bir merak sarıyor; geniş ufuklu Steplerin ardındaki yeni dünyayı görmek anlamak hırsiyle rahatımızı kaçırıyoruz. Gruzia vapuru yirmi dört saattenberi […]

N. Ahmet Özalp – Binbir Gece Masalları

Binbir Gece Masalları, son biçimini İslâm kültürü içinde alsa da, eski Çin’den Hint’e, Mısır’dan İran’a uzanan ve her kültür çevresi içinde biraz daha zenginleşen bir anlatı geleneğinden, bir birikimden oluşmuştur. bütün bir Doğu kültürünün ortak ürünüdür. Eşsiz görkemi de buradan gelmektedir. Bu görkemi nedeniyledir ki, Binbir Gece Masalları, bütün dünyada, en çok okunan, en çok […]

N. H. Kleinbaum – Ölü Ozanlar Derneği

Vermont’un uzak tepeleri üzerine kurulmuş bir özel okul olan Welton Akademisi’nin taş kilisesinde, üzerlerinde akademi ceketleriyle üç yüzden fazla genç, çevreleri kendilerine gururla bakan anne babalarıyla kuşatılmış bir halde, uzun koridorun iki yanına dizilmiş, bekleşiyordu. Kısa boylu, yaşlıca bir adam uçuşan giysisiyle bir mum yakıp, sancak taşıyan öğrencilerden, cübbeli öğretmenlerden ve mezunlardan oluşan alayın önünde […]

Mykle Hansen – Çivisi Çıkmış Boklu Dünyanın Azgın Pompacıları

Hayat kısa, acımasız ve bilinmezliklerle dolu; fakat şundan eminim: Daha uzun, daha kalın, daha büyük ve daha tatminkâr bir penisim olmalı, HEM DE HEMEN! CİNSEL SORUNLARIM var. Mesela daimi SORUNlarımdan birisi hiç seks yapamamak. Ancak şimdi şimdi anlıyorum ki baki kalan bakirliğim yalnızca bir semptom, asıl SORUN ise başka bir yerde gizli. Bütün bunların sebebini […]

Mürvet Sarıyıldız – İki Cami Arasında Aşk

Aşk çaresiz bir derdin içinde kaybolmak mıydı, kaybolduğunu sandığı çaresizliğin içinde bir çare bularak yarayı sarmak mı? Yokluğunun elemi içinde varlığıyla teselli bulduğu sevgili sabah saatlerinden bu yana yeryüzünü endamıyla hoş etmiyor. Kuşlar onu gördüğü için selamlamıyor, rüzgâr gül teninde dolaşmıyor. Ay, onun güzelliğini kıskanmak için salınmıyor gökyüzünde, sakin asude bir şekilde kayboluyor gözden. Arkasından […]

Muzaffer Ramazanoğlu – Gılgamış Destanı

Nipur’da Assurbanipal’ın kitaplığında ve Etilerin başkenti Boğazköy’de ele geçen Gılgamış destanı, eski doğu dünyasında yüzyıllarca tanınmış, her yerde yankılar uyandırmış, insanlığın ilk yazın örneklerinden biridir. Eski Doğu dünyasının kültür dillerine çevrilmiş olan bu yapıt, bulunduğu andan bu yana, Avrupa bilginleri arasında büyük bir ilgi uyandırmış, Almanca, İngilizce ve Fransızca’ya çevrilmiştir. Bu üç dilde çeşitli çevirileri […]

Muzaffer İzgü – Zıkkımın Kökü

Bando mızıkayla dünyaya geldim; gerçekten bando mızıkayla! Yıl 1933, aylardan ekim, günlerden 29; yani Onuncu Yıl … On yılda on milyon genç yarattık her yaştan diye marşların söylendiği cumhuriyetin onuncu yıl dönümü… İşte o gece annem tutturmuş da tutturmuş, Fener alayını izleyeceğim diye. Babam, Yahu avrat, ayın günün, sancın mancın tutar, hem bu karınla, demiş. […]

Muzaffer İzgü – Dayak Birincisi

Oldu bitti karakollardan korkarım, önünden geçerken bile içim titrer, ayaklarım birbirine dolaşır. Hele karakolun bahçesinde bir komiser, bir polis varsa yolumu bile değiştiririm. Olur ya, adam yürüyüşümü beğenmez, kaşımı beğenmez, gözümü beğenmez, alır beni içeri, neren ister neren istemez… İşte geçen gün karakoldan bekçi kanalıyla bir çağrı alınca, öyle korktum ki, öğle yemeği değil, akşam […]

Muzaffer İzgü – Çanak Çömlek Patladı

MERHABALAR EFENDİM Daha önceleri onunla karşılaşıyor muydum, yoksa karşılaşmıyor muydum bilmiyorum. Şöyle tıknazca bir adam, kaşları kalkık, burnu al, sanki her gün nezle gibi. Yürüyüşü de bir tuhaf, devrilir gibi yürüyor, adımlarını böyle yan yan atıyor. Hangi evden çıkar, hangi sokaklardan geçer, hangi köşeleri döner, bu sokağa gelir, hiç bilmem. Her gün bu saatte hangi […]

Mutlu Dinçer – Pedalımda 5 Ülke

Bisiklet turu, yapanın anlatamadığı, yapmayanın tam olarak anlayamadığı bir şeydir. Gezi tecrübeleriyle ilgili yeni ve özgün bir şey söylemek ne kadar zor. Avcı toplayıcı ilk insandan, konar göçer atalarımıza, İbni Batuta’ya, Marco Polo’ya, Evliya Çelebi’den modern gezginlere kadar binlerce seyahatname yazarı, içlerindeki coşkuyu, yolda olmalarının nedenini ve yaşadıkları olağanüstü anları ne derece kelimelere dökebilmiştir ki! […]

Mustafa Armağan – Ufukların Sultanı – Fatih Sultan Mehmed

“Bu millet ölmeyecekse bu Fatih dirilecektir.” Necip Fazıl Kısakürek “Fatih, idealleriyle büyüklerden de büyüktü.” M. Fethullah Gülen “Osmanlı’nın en önemli özelliklerinden biri şudur: Osmanlı, zamanının en ileri tekniklerini hiçbir taassuba kapılmadan almıştır. Çağa uyum çok önemli. Ve ben bunu bugün de görüyorum. Örneğin Moğolistan’da Türk liselerini gördüm. Moğol çocukları bize Türkçe istiklal Marşı’nı okudular, gözlerimiz […]

Mustafa Ziyalan – Alengirli Filmler

Kafaya tak(ıl)an filmler Takıntılı (obsesif) filmlerle büyüdüm diyebilirim. Hele bir dönem, Türkiye’de üretilen filmlerin önemli bir bölümünün takıntı (obsesyon) eksenli olduğunu söyleyebilirim. Bu filmlerde öfke, nefret, aşk gibi hep uçlara kayıveren duygular ya baştan bir takıntı olarak ifade edilir ya da bir takıntıya dönüşürdü. Örneğin aşk, kökleri Leyla ile Mecnun’a uzanan bir biçimde, çoğunlukla ya […]

Mustafa Sönmez – Teğet’in Yıkımı – Dünyada ve Türkiye’de Küresel Krizin 2009 Enkazı ve Gelecek

Dünya sermayesinin sözcüleri ve IMF, Dünya Bankası gibi bekçi kuruluşları; yaşanan krizi finans sektörünün denetimi ve düzenlenmesinde oluşan zaaflara bağlamayı tercih ediyorlar. ABD, İngiltere ve diğer gelişmiş ülkelerde yüzyıllık bankaların battığı, çokuluslu dev şirketlerin de devlet yardım etmediği takdirde iflas edeceklerini ilan ettikleri kriz, bir “yönetim” sorununa indirgenmeye çalışıldı. Oysa dünya ekonomisinin içine girdiği kriz, […]

Mustafa Sönmez – Medya, Kültür, Para ve İstanbul İktidarı

Gazete ve dergi üretimiyle başlayan ve 1990’lara değin “basın”, (eski dilde matbuat) olarak adlandırılan alan, bugün “medya” olarak tanımlanıyor, dahası “medya ve kültür endüstrisi” olarak sektörel bir özellik taşıyor. Böyle olmakla beraber, istatistiki sınıflamalarda, tıpkı turizm gibi, tıpkı enerji gibi, medya-kültür endüstrisi de net bir tanıma ulaşamamış durumda. Bunun yerine bu alanın çeşitli bileşenleri var. […]

Mustafa Sabri Küçükaşçı – Abbasilerden Osmanlılara Mekke-Medine Tarihi

Türkiye’de sosyal tarihin en önemli türlerinden birisi olan şehir tarihi üzerine yapılan çalışmalar son yıllarda artmasına rağmen henüz yeterli bir zenginliğe ulaşmamıştır. Özellikle Ortaçağ dönemiyle ilgili Türkçe şehir tarihi çalışmalarının sayısı yok denecek kadar azdır. Buna Arap yarımadasının en önemli bölgesi Hicaz da dâhildir. Oysa Mekke ve Medine şehir tarihi çalışmaları bakımından çok zengin bir […]

Mustafa Kemal Atatürk – Zabit ve Kumandan ile Hasbihal

Atatürk, 1893’te (Selanik) girdiği askeri mektebi 1905’te (İstanbul) kurmay-yüzbaşı rütbesini alarak bitirmişti. M. Kemal’in öğretim durumunu, Selanik’teki askeri ortaokul, manastırda lise (1899) İstanbul’da harp okulu (1902) ve harp akademisi olarak sıralamak mümkündür. O, bu suretle askeri bilgiler için, zamanının bütün normal öğretim kademelerini başarı ile atlamıştır. Kurmay (erkânıharp) sınıflarındaki okuma devresi kendisine yükseköğretimin en ileri […]