Bülent Ecevit – Bu Düzen Değişmelidir

Bu Düzen Değişmelidir adlı kitabımın ikinci baskısı söz konusu olduğunda ilkin duraksadım. Bu Düzen Değişmelidir, 1968’de Millet Meclisi’nde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yaptığım uzun bütçe konuşmasına dayanarak hazırlanmış bir kitaptı. Şimdi yıl, 1973… Üstünden beş yıl geçtikten sonra böyle bir kitabın güncelliğini yitirmiş olması gerekir diye düşündüm. Fakat kitabı bir kez daha gözden geçirdiğimde hiç de öyle olmadığını üzülerek gördüm. Geçen beş yılda gerçi Türkiye’nin ekonomisi büyümüştü. Ulusal geliri de, bütçesi de büyümüştü. Toplumun eğitim ve bilinçlenme düzeyi yükselmişti; hareketliliği de artmıştı. Üstelik bu beş yıllık dönemin ikinci yarısında büyüyen, gelişen toplumumuz için artık büsbütün eski ve yetersiz kalan bir düzeni biraz olsun yenileştirmek ve yeterli kılmak üzere Anayasa gereği reformlar yapılmasını isteyen bir “Muhtıra” da verilmiş ve bir “müdahale” rejimi altında bu “Muhtıra”nın gerçekleştirilmesi beklenmişti. Bütün bunlara rağmen düzen gene eski düzendi ülkemizde. “Muhtıra”dan sonra birtakım “reform”larla bu düzende yapılır gibi görünen bazı değişikliklerse göz boyamadan, aldatmacadan, hatta bazı alanlarda düzenin adaletsizliğini ve bozukluğunu daha da arttırmaktan başka bir sonuç vermemişti. Örneğin, beş yıl önce yazılmış bu kitapta, eğitim düzenindeki adaletsizlikten yakınılıyordu. Beş yıl sonra şu önsöz yazıldığı sırada tbmm’den geçmek üzere bulunan bir “reform” tasarısı ise yüksek öğrenimi paralı yaparak adaletsizliği büsbütün arttırmaktadır. Beş yıl önce yazılan bu kitapta “yeraltı kaynaklarına yönelen tehlike”den söz edilmişti. 12 Mart 1971 sonrası dönemde hazırlanan bazı “reform” tasarılarıyla, hele bu tasarılara tbmm’den verilen biçimle ise yeraltı kaynaklarımıza yönelen tehlike büsbütün artmıştır. Bor Üzerine Yeni Oyunlar diye bir başlık vardı kitapta… Beş yıl sonra “yeni oyunlar”a yeni oyunlar eklenmiştir.


Kitapta zorunluluğu belirtilen toprak reformu bakımından beş yılda tek ilerleme ise “toprak reformu” sözünün –başına bir de “tarım ve” eklenmek şartıyla– “tabu”luktan çıkmış ve reform zorunluluğunun tbmm çoğunluğunca –gönülsüz olarak– kabul edilmiş olmasıdır. Beş yıl sonra –bu önsöz yazıldığı sırada– “Toprak ve Tarım Reformu” adı altında tbmm’den çıkarılmak üzere olan yasa ise aslında, gerçek bir toprak reformuna giden yola yeni yokuşlar eklemektedir. Beş yıl önce yazılan kitapta değinilen aracılık, tefecilik düzeni, beş yıl sonra da olduğu gibi sürüp gidiyor ülkemizde… Ürünler gene üretici köylünün elinden yok pahasına çıkıp tüketici halka ateş pahasına ulaşıyor. Balıkçılıktaki düzen çoğu yerde gene eskisi gibi… Şu önsözü yazmadan birkaç hafta önce Isparta’nın Senirkent ilçesinin “Garip” Köyü’ne düşmüştü yolum. Eğridir Gölü’nün balığını, ıstakozunu değerlendirmek üzere bu köylülerin kurdukları kooperatifin nasıl oyuna getirildiğini ve köylünün “garip”liğinin, yalnızlığının, yoksulluğunun nasıl sürüp gittiğini köylülerden dinledim. Bu beş yıl içinde bir personel reformu yapılmıştı. Ama iki yılda yüzde 50’yi bulan fiyat artışları, memurlardan çoğunu birkaç yıl önceki geçim düzeylerini özler duruma düşürmüştür. Toplu sözleşme ve grev hakkına rağmen işçi ücretlerindeki artış, fiyat artışlarının en az bir yıl gerisinden gelmektedir. Üstelik grevler azalıp etkisizleşirken, lokavtlar dünyada duyulmadık ölçüde artmıştır. Beş yıl önceki kitapta, işçilerin ortaklaşa yatırımlar yapmalarını sağlayacak kanun önerisinden söz edilmişti. Beş yıl sonra bu öneri, komisyon dosyalarında hâlâ uyumaktadır. Kısacası, bu beş yılda Türkiye biraz daha gelişmişti, bütçeler büyümüştü, bazı sayılar, veriler değişmişti; Anayasa değişmişti; bir ölçüde rejim değişmişti; ama Türkiye’nin beş yılda daha çok eskiyen düzeni değişmemişti hâlâ… Beş yıl önceki bütçe dolayısıyla yapılmış bir konuşmaya dayanarak hazırlanmış bir kitap, o yüzden, beş yıl sonra bile geçerliğini, güncelliğini yitirmemiş oluyordu. Türkiye bakımından üzülünecek bir durumdu bu…

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

1 Yorum

Yorum Ekle