Joseph Campbell – Kahramanın Sonsuz Yolculuğu

Mitler üzerine yazan en tanınmış yazarlardan biri olan Joseph Campbell bu klasik yapıtında, dünyanın bütün mitolojilerinde “kahraman”ın yolculuğunun ve dönüşümünün izini sürerek tek bir arketipik kahramanın varlığını ortaya koyuyor. Ortadoğu’dan Hindistan’a, Güney Afrika’dan Sibirya’ya yayılmış insan coğrafyası üzerinde Gılgamış, Buddha, Odysseus, Thor, Cuchulainn hep aynı işlevi yerine getirir: insanı benzerleri arasında kendisi olacağı bir yolculuğa hazırlar. Psikanaliz, arketipik dönüşüm ilkesinin insan bilincinde hâlâ canlı olduğu ve çağdaş yaşamın her anında özünde mitsel olan dönüşümlerden geçtiğimizi söylemektedir. Kahramanın Sonsuz Yolculuğu günlük düşler ile mitsel öyküler arasındaki çakışmaları sergileyerek, çağdaş dünyada toplum ile birey arasındaki çatışmanın insan olmadaki özel önemini vurgulayan bir kitaptır. “Dinsel öğretilerin içerdiği gerçekler öylesine bozulmuş ve sistematik olarak tanınmaz hale getirilmiştir ki,” diye yazar Sigmund Freud, “insanl ık onları gerçek olarak kabul edemez. Bir çocuğa yeni doğan bebeklerin leylek tarafından getirildiğini söylememizle aynı şeydir bu. Burada da, bu büyük kuşun neyi belirttiğini bildiğimizden, gerçeği simgesel bir görünümle anlatırız. Fakat çocuk bunu bilmez; o ancak çarpıtmayı duyar ve kandırıldığını hisseder; ve bizler asiliğinin ve yetişkinlere olan güvensizliğinin bu izlenime sıkı sıkıya bağlı olduğunu biliriz. Biz, gerçeğin bu tür çarpıtmalarından kaçınmanın ve çocuğa olan bitenin gerçek halinin bilgisini, onun entelektüel gelişim aşamasına uygun biçimde sunmanın daha doğru olduğu sonucuna vardık. {1} Elinizdeki kitabın amacı, pek de karmaşık olmayan bir örnekler yığınını bir araya getirip kadim anlamın kendi kendini ortaya çıkarmasını sağlayarak dinsel ve mitolojik figürler altında çarpıtılmış bazı gerçekleri aydınlatmaktır. Eski ö ğretmenler ne dediklerini bilirlerdi. Hele onların simgesel dilini okumasını bir öğrendik mi, öğretilerinin anlaşılması için bir derlemecinin yeteneğinden fazlasına ihtiyacımız yoktur. Fakat ilk önce simgelerin dilbilgisini öğrenmeliyiz ve ben, bu esrara bir anahtar olarak psikanalizden daha iyi bir araç bilmiyorum. Psikanalizi konuya dair son söz olarak kabul etmesek bile, onun bir yaklaşım olarak iş görmesine izin verebiliriz. Buradan hareketle atılacak ikinci adım, dünyanın dört bir yanından bir dizi mitle halk hikâyesini bir araya getirmek ve simgelerin kendi adına konuşmalarına izin vermek olacaktır.


Benzerlikler hemen günyüzüne çıkacaktır; üstelik bunlar insanın gezegendeki binlerce yıllık ikameti boyunca yaşayageldiği temel gerçeklerin geniş ve şaşırtıcı biçimde değişmeyen bir ifadesini ortaya çıkaracaktır. Belki de çakışmaları öne çıkararak çeşitli Doğulu ve Batılı, çağdaş, antik ve ilkel gelenekler arasındaki çeşitli farklılıkları gözden kaçırdığım söylenecektir. Ne var ki, ayn ı itiraz, ırksal fizyolojik değişkenliklerin, insan fiziğinin temel anlamda kavranışı amacıyla görmezden gelindiği herhangi bir ders kitabı ya da anatomi çizelgesi için de getirilebilir. Elbette insanlığın sayısız mitoloji ve dini arasında farklılıklar vardır, fakat bu kitap benzerlikler üzerine bir kitap; ve bu benzerlikler bir kez anlaşıldığında farklılıkların, yaygın (ve politik) olarak sanıldığından çok daha az olduğu görülecektir. Umudum, bu şekildeki karşılaştırmalı bir izahatın, günümüz dünyasında birtakım dinsel ya da politik bir imparatorluk yaratmak adına değil karşılıklı bir insani anlayış doğrultusunda çalışan güçlerin, belki de çok zavallıca sayılamayacak “birleşme” amaçlarına katkıda bulunabilmesidir. Veda’larda bize söylendi ği gibi: “Gerçek birdir, fakat bilgeler ona birçok isim takmışlardır.” Önerileriyle bana çalışmanın ilk ve son aşamalarında büyük ölçüde yardımcı olan Bay Henry Morton Robinson’a, malzemelerimi okunabilir bir biçime sokmanın uzun uğraşma yardımları için, Bn. Peter Geiger, Bn. Margaret Wing’e; elyazmaları üzerinden birçok kez geçen ve paha biçilmez önerilerde bulunan Bn. Helen McMaster’a ve başından sonuna dek dinleyerek, okuyarak ve gözden geçirerek benimle birlikte çalışan eşime teşekkür etmek isterim. İster Kongo’nun gözleri kan çanağına dönmüş bir büyücü-hekiminin düşe benzer zırvalamalarını mesafeli bir keyifle dinleyelim, ister mistik Lao-Tse’nin sonelerinin düz çevirilerini hararetli bir coşkuyla okuyalım; ister Aquinas’ın argümanlarından birinin sert kabuğunu birdenbire kıralım, ister garip bir Eskimo masalının görkemli anlamını birdenbire yakalayalım: bulduğumuz şey hep şekil değiştiren fakat buna rağmen olağanüstü biçimde aynı kalan o hikâye ve daima bilinen ya da anlatılandan daha fazlasının olduğuna dair kışkırtıcı derecede ısrarlı bir histir. Yeryüzünde ikamet edilmiş her yerde, bütün çağlarda ve her koşulda, insana ait mitler türemiştir ve bu mitler insanın vücudunun ve aklının eylemleriyle ortaya çıkan ne varsa hepsinin esin kaynağıdır. Mitin, kozmosun sonu gelmez enerjilerini insanın kültürel yaratımına akıtan gizli bir yarık olduğunu söylemek çok ileri gitmek olmayacaktır. Dinler, felsefeler, sanatlar, ilkel ve tarihsel insanın sosyal biçimleri, bilim ve teknolojideki büyük buluşlar, uyku kaçıran düşler hep mitin o temel, büyülü yüzüğünden fışkırır. Küçücük bir peri masalında dahi bulunan o derin yaratıcı merkezlere dokunma ve uyandırma gücü özelliği, tıpkı okyanusun sırrının bir damla suda ya da yaşamın bütün gizeminin bir pire yumurtasında saklı olması gibi bir mucizedir.

Çünkü mitolojinin simgeleri üretilmez; talep edilemez, uydurulamaz ya da kalıcı bir şekilde bastırılamazlar. Onlar ruhun kendiliğinden oluşan ürünleridir ve her biri kaynağının tohumunu gücünü bozulmamış olarak içinde barındırır. Zamandışı rüyetin {2} sırrı nedir? Aklın hangi derinliğinden kaynaklanır? Mitoloji neden her yerde, çeşit çeşit kılığın altında aynıdır? Ve ne öğretir? Bugün birçok bilim bu bilmecenin çözümlenmesine katkıda bulunuyor. Arkeologlar Irak, Honan, Girit ve Yukatan kalıntılarını santim santim inceliyor. Etnologlar Ob nehri Ostiyaklannı, Fernando Po’nun Boobilerini sorguluyor. Bir şarkiyatçılar kuşağı yakın zamanda bize, kendi Kutsal Kitabımızın Yahudilik öncesi kaynaklarıyla birlikte, Doğunun kutsal yazılarını da anlaşılır kıldı. Ve bu arada, geçen yüzyılda halk psikolojisi alanında araştırmalar yayımlamaya başlamış bir başka uzman topluluğu dilin, mitin, dinin, sanatın gelişiminin ve ahlak kurallarının psikolojik temellerini ortaya çıkarmaya çabalıyor.

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

1 Yorum

Yorum Ekle
  1. Teşekkürler.