Alaeddin Şenel – Irk ve Irkçılık Düşüncesi

Irkçılık, insanların etik eşitliğine inanmayan, toplumları ve insanları sıradüzeni içinde gören eşitsizlikçi dünya görüşünün bir parçasıdır. Kendini çeşitli zamanlarda ve çeşitli toplumlarda farklı biçimlerde ortaya koyan bu dünya görüşünün zaman zaman o ya da bu toplumda ortaya çıkan görünümüdür. Eşitsizlikçi dünya görüşüne sahip olan sınıfların ve yönetimlerin, ortamını yakaladıklarında başvurdukları ideolojik silahıdır. Bugün için dünyada ve ülkemizde ırkçılığın üzeri küllenmiş görünüyor. Ama bu onun elverişli koşulları oluştuğunda yeniden alevlenmeyeceği anlamına gelmez. Günümüzde ufak tefek örneklerini gördüğümüz gibi, bir uluslararası çatışmada, bir iç savaşta, bir etnik kapışmada küllerinin üflenerek ırkçılığın yeniden tutuşturulması olasılığı var. Ulusçuluğun dozu biraz kaçırıldımı ırkçılık karşınızdadır. Ulusal birliği pekiştirmek gibi bir tasayla girişilen ulusçu bir ilk ve orta öğretimin, ileride bugünden düşünülemeyecek bazı koşulların doğmasıyla, ırkçı filizler vermeyeceği yolunda kimse güvence veremez. Genellikle ideolojik malzemeler, özellikle de gerici ideolojik malzemeler. bir bedene girdikten sonra, yenilseler de tümüyle yok edilemeyen “uyuyan mikroplar” gibidirler. Tek tük de olsa, düşünürlerin kafalarında, politikacıların olağanüstü durumlar için hazırladıkları yedek programlarında, kitle kültürünün mahzenlerinde varlıklarını sürdürürler. Kendilerine gereksinim duyulup gün ışığına çıkarılacakları, dönemin koşullarına göre öteki ideolojik malzemelerle çeşitli biçimlerde eklemlendirilerek ideologlar ve politikacılar tarafından savaşa sokulacakları günü beklerler.1 Kaldı ki, UNESCO’nun 1950, 1951, 1964 ve 1967 yıllarında ırkçılık konusunda görüşlerini almak üzere çağırdığı konuyla ilgili çeşitli doğa bilimleri ve toplum bilimleri dallarında ünlü uzmanların ve bilginlerin toplantılarından 1967 yılında yapılan sonuncusunda dünya kamuoyuna sunulan raporda belirtildiği gibi, günümüzde de “ırkçılık dünyada avını sürdürmektedir.”2 Öte yandan kendileri bir zamanlar ırkçılığın kurbanı olmuş bazı halkların bugün avcı rolünü üstlenebilmeleri sorunun önemini ve güncelliğini göstermektedir.


Irkçılığın yanıt verilmeye değmeyecek kadar ilkel, bilim dışı, güçsüz bir öğreti olduğunu düşünenlere de verilecek yanıtlar var. Temelde insanların ve toplumların etik (değerce) eşitsizliği inancına dayanan dünya görüşü, hemen her dünya görüşü gibi, kendini çağın egemen düşünüş biçimine dayandırma çabası gösterir. Ortaçağın egemen düşünüş biçimi dinsel düşünüş idi. Irkçılık kendini ona pek dayandıramadı. Çağımızın egemen düşünüş biçimi bilimsel düşünüştür. Dolayısıyla eşitsizlikçi dünya görüşünün bilimsel giysiler içinde ortaya çıktığında tutunma, yayılma şansı daha yüksektir. Bu bakımdan, sahte bilimsel temellere de dayansa ırkçılık. bilimsel bir söylem biçiminde ortaya konulduğu için, eşitsizlikçi dünya görüşünün çağdaş görünümlerinden biridir; bu nedenle hafife alınacak bir şey değildir.3 Amerikalı bir bilim adamının, Edward O. Wilson’un, Sociobiology: The New Synthesis (1975) [Sosyobiyoloji: Yeni Bireşim] adlı yapıtında, biyoloji alanındaki gelişmelere dayanılarak, toplumsal davranışların daha çok biyolojik düzeyde belirlendiği öne sürülmektedir. Kendisini izleyen araştırmacıların sayısına bakılırsa, bu yolda bir akım yaratmayı başarmış görünüyor. Öte yandan genetik bilimindeki ve “genetik mühendisliği”ndeki gelişmelere dayanılarak, ırkçılık öğretisinin yeni kaynaklardan beslenmesi, bambaşka biçimler içinde yeniden ısıtılıp sunulması da beklenebilir.4 Nazi Almanya’sı II. Dünya Savaşı’ndan askeri alanda yenik çıkmasaydı, ırkçı düşünüşün ideolojik alanda hiç de yenilmiş olmadığı anlaşılacaktı. Dün ırkçılığı savunan birçok yerli ve yabancı düşünürün, bugün geçmişlerini unutturmaya çalışırcasına ırkçılığa karşı çıkışları gibi, bugün ırkçılığın bilimsel temellere dayanmadığını kanıtlamaya çalışan bilginlerin bir bölümü, ırkçılığa değerli [!] bilimsel katkılarda bulunuyor olabileceklerdi. Bu incelemede, I.

bölümde ırk kuramları. II. bölümde tarihte etnosantrizm ve ırkçılık, III. bölümde çağdaş ırkçılık öğretilerinin gelişmesi üzerinde durulacak; bilimin ırkçı düşüncelerin geçerliliğini çürüttüğü düşüncesiyle, bir de ırkçılığa karşı çıkan düşünürlerin düşünceleri üzerinde durulmayacak; IV. bölümde ırkçılığı açıklayan kuramlara, “Sonuç”ta ırkçı düşüncelerin etkilerine değinilecek.

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir