Firdevsi – Şehname 2

Gökten bir damla yağmur bile düşmüyor, herkes ekmeği ağırlığınca altına alıyordu. * Böyle bir durum içinde, iki ordu tam beş ay karşı karşıya beklediler. * Her gün aralarında birçok çetin savaşlar yapıyorlardı. Bugünler, kahramanların ve ünlü pehlivanların güçlerini gösterip sınayacakları günlerdi… * Nihayet kıtlık o kerteye geldi ki, her iki taraf da ne yapacaklarını şaşırdılar. Ordular perişan bir haldeydiler. 1105. ‘”‘ Erierin arasında: “Gökyüzünün bizden bereketini kesmesi, hep bizim kötülüğümüzdendir!” şeklinde dedikodular başlayıp * Her iki ordunun erierinden de şikayet sesleri yükselince, Efrasiyab’ dan bir elçi gelip Zev’in huzuruna çıktı ve * Ona : “Bizim şu iğreti dünyadan nasibimiz, hiç, dertten ve zahmetten başka bir şey olmayacak mı ? … * “Gel, şu yeryüzününü aramızda payiaşarak barışalım ve birbirimizi kutlayayım!” dedi. 14 ŞEHNAME • Bunun üzerine, hanşıklık oldu ve kahramaniann kafalanndan savaş düşüncesi silindi… 5010. * Kıtlığın karşısında, savaş yapmak için� fazla düşünrneğe vakit yoktu. Artık, eski düşmanlığı yüreklerden atmağa, * Yeryüzünü aralannda adalete uygun bir şekilde paylaşınağa ve geçmişi unutınağa karar verdiler. * Bu karara göre, dünyanın, Ceyhun’dan Tur sınırianna ve * Buradan da Çin ve Hoten’e kadar uzayıp giden kısmındaki uzak, yakın bütün yerleri Turan milletine verdiler … * Zal’ın hüküm süreceği yerler de, çadırlann kurulu bulunduğu sınırda bitiyordu . 5015. “‘ Türklerin buradan ileriye geçrneğe haklan yoktu. Padişahlığı işte böylece paylaştıktan sonra, * Zev, ordusunu kaldınp Fars tarafına.


getirdi. Kendisi ihtiyardı ama, dünyayı gençleştirdi… * Zal-i zer de, Zabilistan’a doğru yola. çıktı. Orada kendisini herkes sevgi ile kucakladı. SEHNAME (1) ıs • Derken, dağlar gök gürültüleriyle çınlamağa başladı. Yağan yağınurlann sayesinde yeryüzü çiçekler, renkler, kokular ve tazelikle doldu … * Her yandan sular akıyor ve kaynaklar fışkınyordu. Bağlar yeşillendi, bir gelin gibi süslendi… * Ee, elbette, insanlar bir kaplan huyuna bürünerek birbirlerini yemeğe kalkışmazlarsa, yeryüzü de onlann başianna ne dar olur, ne de zindan … * Bundan sonra Zev, memleketin ilerigelenlerini toplayıp bir kurultay kurdu ve orada, adaletli Tann’yı övüp, O’na şükürler etti… • İnsanlara, o darlık ve kıtlıktan sonra, bu genişlik yolunu Tann açmıştı . “‘ İnsanlar da, her yanda eğlence meclisleri kurup, birbirlerine karşı duyduklan kin ve düşmanlık duygulannı yüreklerinden sildiler. • Böylece aradan beş yıl geçti… İnsanlar, bu müddet sırasında, en ufak bir zahmet bile çekmediler. (1) Nüsha: • Türk ordusu da, kinden ve savaştan sıyrılmış olarak, geldi�i yere dönüp gitti. • İki ordunun böylece birbirinden ayrılması üzerine, ayı ve güneşi yaratan Tanrı’nın buyruğu ile, 16 SEHNAME * Nihayet zaman, adalete yine doydu: insanlar yine azdılar ve bir aslanın pençesine düşmek istediler. * Güneş gibi aydın olan o padişah, yaşı seksen altıyı bulunca, saranp solmağa ve çökmeğe başladı. * Derken, İranlıların talihi yine düşkünlüğe uğradı: adaleti yeryüzüne yayan Zev de öldü … GÜRŞASB Padişahlığı dokuz yıldır * Zev’in, Gürşasb adında, gönlünün dileğince yetiştirdiği bir oğlu vard.ı. * Babasının ölümünden sonra yerine ge-­ çerek tahtına oturdu. Başına Keyfmiyfm tacını giydi.

5030. * Böylece, babasının bıraktığı tahta oturan Gürşasb, büyüklüğü sayesinde, yeryüzünü_ çok güzel idare etti. * Beri taraftan Zev’in öldüğü ve padişah-­ lık tahtının artık boş kaldığı haberi Türklere de geldi, erişti. * Efrasiyab, bu haberi duyunca, telaşa düştü ve hemen nehri n üzerindeki gemilerden 1 birine atlayarak Rey yakınındaki Har iline geldi. ŞE H NAME 17 • Fakat, kimse ona karşı çıkmadı. Çünkü, her zaman başı kinle ve yüreği de savaş duygulanyla dolu olan Peşeng’in * Gönlü, bu sefer, oğlu Ağrires ‘in kederiyle perişandı. O kadar ki, taht ve tacından bile usanmıştı. �035. • Matemin karanlığıyle pasianmış olan o parlak kılıcın yüzünü, Efrasiyab hiç göremedi. * Zaten aylar ve yıllardır hiç dışarı çık· mıyor, hep sarayında oturuyordu. * Yine aylar ve yıllar geçtiği ve Efrasiyab da hep yanına gittiği halde, Peşeng ona yüzünü göstermedi. * Nihayet, bir gün ona şunları söyledi: “Padişahlık tahtına muhakkak bir padişah ge· rekse, o da ancak Ağrires gibi bir adam olabilir. �· “Halbuki sen, kardeş kanı döken ve kuş tarafından büyütülüp yetiştirilmiş bir adamdan korkup kaçan birisin! .5040. * “Ben, seni düşmanla savaşınağa yolluyorum; sen, tutup kardeşinin hayatına kıyıyorsun! * “Senin gibi adamla benim kıyamete ka· dar hiçbir işim yok! Sen, benim yanıma gelrneğe ve beni görrneğe izinli değilsin!”

.

.

PDF Kitap İndir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir