Ünlü yazar Aziz Nesin, bir süredir mizah hikayelerinde olduğu kadar oyunlarında da masal motiflerini, anlatım tekniğini kullanıyor. Çok yazmak zorunda oluşu, onu, sürekli olarak yeni temalara götürünce, elbette eski halk masallarının ve hikayelerinin gür kaynağını da yoklamadan edemeyecekti. Kendi mizah ölçüleri ile dil anlayışı kadar “toplumcu öğreti” amaçları da onu “masal ve halk hikayeleri”ndeki uygun […]
Aziz Nesin – Gerçeğin Masalı
Bir yokmuş, iki yokmuş, üç yokmuş… Eski günlerde yeryüzünün bir ülkesinde hiç bir şey yokmuş. Hiç bir şeyi olmayan bir ülkenin bir padişahı varmış. Bu padişahın da bir hazinesi varmış. Bu hazinede o ulusun en değerli bir emaneti korunurmuş. Atalardan kalan bu emanetle o ulus övünürmüş. “Hiçbir şeyimiz yoksa da, atalarımızdan bize böyle bir emanet […]
Aziz Nesin – Damda Deli Var
Bütün mahalle ayağa kalktı: — Damda deli var! Sokak, bir baştan bir başa, deliyi seyre gelenlerle dolmuştu. Önce karakoldan, sonra Müdüriyetten araba ile polisler geldi. Arkadan itfaiye yetişti. Delinin annesi, — Yavrum, oğlum, in aşağı!… Hadi çocuğum!… diye yalvarıyordu. Deli, — Muhtar yapmazsanız, kendimi aşağı atarım! diyordu. itfaiye erleri, deli aşağı atlarsa tutabilmek için branda […]
Aziz Nesin – Borçlu Olduklarımız
Canım çocuklarım! Bu kitapta sizlere, yakın geçmişimizden sekiz olayı anlatıyorum. Burda anlattıklarım bitakım kurgusal olaylar değildir. Hepsi de yaşanmıştır, gerçektir. Bu sekiz olayı, yerleriyle, zamanlarıyla, yaşayan kişileriyle, adlı adınca yazdım. Üstelik, bu olaylardaki kişilerin salt olumlu yanlarını göstermekle yetinmedim, olumsuz yanlarını da belirtmeye çalıştım. Çünkü, çocuksunuz diye, aldatılmanızı, herşeyin yalnız iyi yanlarını görmenizi istemiyorum. Daha […]
Aziz Nesin – Bay Düdük
Sürte sürte bir oldum. Kısmetim bağlanmış demek. Kimse bana is vermiyor, hiçbir yerde iş bulamıyorum. insan darda kaldı mı, en olmayacak şeyleri bile düşünüyor. Maçka’dan Dolmabahçe’ye doğru, iste böyle en olmayacak şeyleri düşüne düşüne gidiyordum. Stadyumun önüne geldim, bir ana baba günü. öyle kalabalık, caddeden geçmenin imkânı yok. Bu adamlar stadyuma nasıl giriyorlar? insan anaforunun […]
Albert Camus – Yabancı
XX. yüzyıl Fransa’sının, dahası, dünyasının düşüne yaşamına damgasını vurmuş sayılı birkaç aydınından biridir Albert Camus. [1] Düşünce dünyasının, dünyamızın, Bertrand Russell, Einstein, Sartre gibi yüceleri yanında, romanları, tiyatro yapıtları, politika yazılarıyla, tutumu, davranışı, özel genel yaşamıyla, çıkarsız bir aydın örneğini vermiş bir insan olarak özel bir yeri var Albert Camus’nün, yüzyılımızda. Albert Camus’nün dünya görüşü, […]
Albert Camus – Yabancı (Varlık Yayınları)
Yabancı, çağdaş Fransız yazarlarının en ünlülerinden biri olan Camus’nün adı dünyayı tutmuş bir yapıtıdır. Nobel ödülünü aldıktan ve öldükten sonra büsbütün genişleyen ünü, onu çağımız dünya edebiyatının başköşesine oturtmuştur. Ne yapmak istemiştir bu yapıtında Camus? Kendi felsefesi olan, dünyanın ve yaşamın anlamsızlığı açısından bir olay anlatır bize. Dostoyevski’nin iradesiz insanlarını anımsatan bir kişidir kahramanı. Ne […]
Albert Camus – Veba
Kentimizde daha özgün olan burada ölmenin güçlüğüdür. Aslında güçlük doğru sözcük değil, rahatsızlık demek daha doğru olacak. Hasta olmak hoş bir şey değildir, ancak size hastalıkta destek olan kentler ve ülkeler vardır ve buralarda bir bakıma insan kendini bırakabilir. Bir hastanın şefkate gereksinimi vardır, bir şeye yaslanmaktan hoşlanır, çok doğaldır bu. Ancak Oran’da iklimin aşırılıkları, […]
Albert Camus – Veba (Orjinal)
Bir hapsedilmişliği başka bir hapsedilmişlikle göstermek, gerçekte var olan herhangi bir şeyler göstermek kadar mantığa uygundur. DANIEL DEFOE Bu güncenin konusunu oluşturan ilginç olaylar 194…’ te Oran’da meydana geldi. Genel düşünceye göre biraz sıra dışı olduğundan bu olayların geçebileceği yer burası değildi. İlk bakışta Oran gerçekten de sıradan bir kent, Cezayir’in bir Fransız ilinden başka […]
Albert Camus – Tersi ve Yüzü
“Şu saatte, tüm ülkem bu dünya. Bu güneş ve bu gölgeler, bu sıcak ve havanın derinliklerinden gelen bu soğuk: her şey gökyüzünün tüm doluluğunu acıma duyguma doğru boşalttığı bu pencerede yazılı olduğuna göre, ölen bir şey var mı, yok mu, insanlar acı çekiyorlar mı, çekmiyorlar mı diye düşünmem gerekir mi? Şunu söyleyebilirim, az sonra da […]
Albert Camus – Sürgün ve Krallık
Camların kapatılmış olmasına karşın, otobüste bir süredir cılız bir sinek dolaşıyordu. Tuhaf mı tuhaf, bitkin bir uçuşla gidip gelmekteydi. Janine onu gözden kaybetti, sonra kocasının kımıltısız eline iniş yaptığını gördü. Hava soğuktu. Camlara çarpıp vızıldayan kumlu yelin her yükselişinde sinek titriyordu. Kış sabahının zayıf ışığında, zorlu bir sac ve dingil gürültüsü içinde araç gidiyor, sallanıyor, […]
Albert Camus – Sisyphos Söyleni
Bu çevirinin başından sonuna kadar sık sık karşılaşacakları “uyumsuz” sözcüğü okurlara biraz bulanık gelebileceği için küçük bir açıklama yapmak yerinde olacak. Bu sözcük, sözlük anlamı “akla, mantığa uymayan, abes, saçma, boş, anlamsız” olan “absürde” sözcüğünün karşılığı olarak kullanılmıştır. Ama Sisyphos Söyleni’nde “absurde” sözcüğü bu anlamı aşar, insan ya da düşünce sözcüklerinin sıfatı olduğu zaman, insan […]
Albert Camus – Sıkı Yönetim
Albert Camus, 1913 yılında Cezayir’de doğdu, babası işçiydi, annesinin okuma-yazması yoktu. Cezayir’de 1934 yılında evlendi. İki yıl sonra boşandı. Komünist parti üyesi oldu, ama 1937’de atıldı. İlk romanı Mutlu Ölüm, ancak ölümünden sonra yayımlandı. İlk gençlik yıllarında yakalandığı tüberküloz hiç peşini bırakmadı. Yayımlanan ilk romanı Tersi ve Yüzü’dür (1937). Arkadan peş peşe öteki romanları geldi. […]
Albert Camus – Sanatçı ve Çağı
«Sanatın amacı kanunlaştırmak ya da hükmetmek değil her şeyden Odžnce , anlamaktır. Anlamak için hükmettiği olur bazen. Ama hiçbir dehâ eseri, küçümseme ve kin üzerine kurulmamistir.» Altı ay önce, dün bile, «Ne yapacak?» diye soruluyordu. Saygı duymak gereken karşıtlıklarla yaralanmış bir halde, geçici bir süre için sessizliği seçmişti. Ama, ağır ağır seçen ve seçtiğine bağlı […]
Albert Camus – Mutlu Ölüm
Mutlu Ölüm, 1930’ların sonuna doğru yazılan, ama ancak 1971 yılında yayımlanan bir roman. Albert Camus (1913-1960) için daha sevimli görünen Yabancı, daha önce yazdığı Mutlu Ölüm ‘ün yayımlanmasını erteletmiş olabilir. Çünkü roman sanatı, 40’lı, 50’li yıllarda daha çok romanın yapısal özelliklerine ağırlık veriyordu. Bir sanat yapıtının yaratıldığı dönemde kusur sayılabilecek kimi özellikleri, daha sonra erdeme […]
Albert Camus – Ecinniler
Albert Camus, Dostoyevski’nin 1870/71 yıllarında yazdığı ünlüEcinniler romanını 1959’da oyunlaştırarak, ‘Théâtre Antoine’da kendisi sahnelemiştir. Bu yapıt, bir Dostoyevski uyarlaması olmakla birlikte, Camus’nün sanatsal-felseϐi yaratımları arasında önemli ve özgün bir yere sahiptir. Ancak, nasıl Camus bu yapıtını Dostoyevski’den almışsa, Dostoyevski de yapıtım kendi döneminin gerçek yaşamından almıştır. Bu nedenle, yapıtın dayandığı yaşamsal olgulara dönerek, gerek Dostoyevski’nin, […]














