Andre Comte-Sponville – Kapitalizm Ahlaki Midir – Zamanımızın Kimi Gülünçlükleri ve Zorbalıkları Üzerine

Öncelikle bu konferansımı bir şekilde dinleyip soruları ve itirazlarıyla konuşmamı beslemiş olanlara teşekkür ediyorum. Aynı zamanda, kitabın ilk halini okuyarak bana izlenimlerini aktaran arkadaşlarıma teşekkür ediyorum: Laurent Bove, Monique Canto-Sperber, Richard Ducousset, Jean-Pierre Dupuy, Jacqueline Lalouette, Jean Prieur, Patrick Renou, Jean-Louis Servan-Schreiber, Jean-Louis Syren, Isabelle Vervey ve Sylvie Thybert. Bu kitap onlara çok şey borçlu. Ama elbette kitapta ileri sürülen tezleri ve kitabın kusurlarını onlara yükleyemeyiz. Bunların tek sorumlusu benim. Ön s ö z Herkes bir karmaşıklıktan bahsedip duruyor. Haklılar: Modernliğin özelliklerinden biri, ister entelektüel (karmaşıklık teorileri), ister ekonomik, isterse de siyasi (küreselleşme) olsun, karmaşıklıktır. Ama bu durum kafamızı karıştırmamalı. Tam tersine, karmaşıklığın arttığı yerde açıklığa ve ayırt etmeye duyulan ihtiyaç da artıyor. Bu kitap da bu nedenle yazıldı. Kitabın amacı bireyin, görüşünü netleştirmesi, kararlannı vermesi, kısacası bugünün dünyasının dayattığı çeşitli güçlüklere karşı profesyonel, ahlaki ve siyasi sorumluluklarım üstlenmesi gibi konularda yardım etmek. Bu açıdan kitap geleceğe bakıyor. Ama bir de geçmişi var. Bu kitap, (Nantes’ta, Reims’de, Havre’da, Orleans’da, vb.) ticaret ve işletme okulu öğrencileri ve öğretmenlerine, (Progres du Management Derneği başta olmak üzere) bazı dernek üyelerine, kimi şirket yöneticilerine ve başka pek çok kesime hitaben verdiğim çok sayıda konferansın ürünü.


Benden sık sık, anlattıklarımı bir metinde toplamam istendi. Elinizdeki, bu metnin gerektiği gibi üzerinden geçilmiş ve hassasiyetle geliştirilmiş hali. Kimi kısıtlamalar nedeniyle sözlü an­ latım gibi olmadıysa da, başka bazı sebeplerle daha olumlu yanlarının da olduğu bir sonuç çıktı ortaya. Montaigne derdi ki: “En faydalı ve doğal beyin alıştırması keyfimce verdiğim konferanslardır”.1 19. yüzyılda “konferans” sözcüğü daha çok, halka hitaben yapılan konuşma ve tartışma anlamında kullanılıyordu. Bu alıştırmayı ciddiye almamda bu anlamın da etkisi oldu. Kitapta tartışma da eksik değil: İkinci Bölüm’de bu buluşmalarda gerçekleşen soru-cevapların bir kısmını göreceğiz. Mükemmel olmayan tüm yönleriyle, bu kitap, günümüzün tartışmalarına alçakgönüllü bir katkıda bulunmayı amaçlıyor. Geçirmekte olduğumuz dönemin zorluğunu düşününce, bu gerekçe bana yeterli göründü. Bu konferansın konusunu oluşturan “Kapitalizm ahlaki midir?” sorusu çevresinde ekonomi ve ahlak arasındaki ilişkiler üzerine düşünmeyi öneriyorum. Bu konuyu neden seçtiğimi açıklamak için girişi uzun tutmaya gerek yok. Çünkü “Ne yapmalıyım?” sorusu, ister hissedar ister şirket sahibi, mesleği ne olursa olsun herkes için geçerli. Herkes için geçerli olan bir diğer soru da, ekonomiyle ilgili ( “Neye sahip olabilirim?”). Kapitalizmden ya da ahlaktan ne en fakirimiz kaçabilir ne de en zenginimiz.

Çalışmak, para biriktirmek ve para harcamak, yapılması gereken ve istesek de istemesek de sisteme dahil olmamıza sebep olan şeyler. Bu, sistemin ahlakiliğini sorgulamamızı haklı kılıyor. Ayrıca pek çok farklı alanı ilgilendirebilecek bu ahlak sorusu ekonomiyle, özellikle de özel girişim -yani iş- dünyasıyla ilgili sorulduğu zaman daha keskin bir hal alıyor. Bu “iş” sözcüğü son zamanlarda korkunç bir ikili anlam kazandı. Ahlaki anlamdaki “iyi” [bien] ve ekonomik anlamdaki “ürün” [biens] de her zaman iyi geçinmezler. Bu da bu konuda düşünmek için fazladan bir sebep. Üçüncü ve son sebep ise bu ahlaki sorgulamanın birkaç yıldır güncellik kazanması. Bu artan güncelliğin ardında bir yandan az önce belirttiğim işler var. Öte yandan bu sorgulama bir zihniyet değişimine işaret ediyor ki burada zihniyeti “zamanın ruhu” ya da kuşağın ruhu olarak da düşünebiliriz. “Ahlaka geri dönüş” son zamanlarda medyada çok konuşulan bir konu. Hatta hatırlarım, Laurent Joffrin Liberation gazetesinde yayımladığı bir yazıda, bugünün gençliğini, yani 1980-2000 arası gençliğini tanımlamak için “ahlaki kuşak” kavramını geliştirmişti. Bunu da onları hemen önceki 60’lar ve 70’lerin gençliğinden farklılaştırarak, hatta onlarla karşıtlaştırarak yapıyordu. Bu arada ben de konuyu aynı gazetede 1986’da ele almıştım. 1986’nm sonbaharında lise ve üniversite öğrencilerinin (Devaquet Yasası’na* karşı) ayaklanmasının ilham kaynağı, bundan on sekiz yıl önce çok daha ihtişamlı bir şekilde, ama belki de bir o kadar da safça, sokaklara dökülmemize sebep olandan çok farklıydı. Ütopya bizim ahlakımız olmuştu, oysa bu yeni gençlik için ahlak ütopyanın yerini alıyordu.

1 Ahlakın siyaseti de yerinden etmekle tehdit ettiğini ve bunun ne kadar büyük bir tehlike içerdiğini hemen anlamamıştım. Buna birazdan değineceğim. Şimdilik basitçe, ahlakın 80’lerin akışı içinde tartışmaların merkezine yerleştiğini söylemekle yetineyim. Fakat 90’larm ortasında yazdığım Petit traite des grandes vertus’nün (Büyük Erdemler Risalesi) başarısını, alışık olmadığım biçimde, basıldığı döneme borçlu olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Bu tarz bir başarı, kitabın nihai niteliği ne olursa olsun, ya­ zarla toplumun, kuşkusuz beklenmedik ama kesinlikle tesadüfi de olmayan bir şekilde örtüşmelerini gerektirir. Kısaca, 80’lerden itibaren ahlak güncel bir olay haline geldi. Garip bir şekilde moda bir konu oldu. Moda işin içine girdi mi, hemen her zaman, peşinden birtakım kafa karışıklıklarını da sürüklüyor. Bu konuşmada, her şeyden önce, işte bu kafa karışıklığı tehlikesine karşı konuya açıklık getirmek niyetindeyim. Bunu dört aşamada yapacağın! Birinci aşamada, “ahlakın bu geri dönüşü”nün nedenini anlamaya çalışacağım. Birbirini tamamlayan, fakat bir tarihçinin üç farklı “süreç” diye ayırabileceği, üç farklı ölçekten kaynaklanan üç farklı açıklama getireceğim. İkinci aşamada, “düzeylerin ayrımı ve sınırlar sorunu” adını verdiğim konuyu ele alacağım. Bu da beni üçüncü aşamaya getirecek. Bu bölümde başlığı oluşturan “Kapitalizm ahlaki midir?” sorusuna cevap vermeye çalışacağım. Son olarak da, Blaise Pascal’m günümüze uyarlanmış şekilleriyle “gülünçlük” ve “zorbalık” kavramlarının etrafında, “düzeylerin karışmasına” değineceğim.

.

PDF Kitap İndir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.