Aynaya yüzümü sıkıntıyla buruşturarak baktım. Bir türlü söz dinlemeyen lanet olası saçlarım ve hastalanıp beni bu angaryaya mecbur eden lanet olası Katherine Kanavagh. Gelecek haftaki final sınavlarım için çalışıyor olmam gerekirken, burada durmuş, saçlarıma fırçayla söz geçirmeye çalışıyordum. Islak saçla uyumamalıyım. Islak saçla uyumamalıyım. Bu mantrayı arka arkaya tekrarlarken, saçlarımı fırçayla kontrol altına sokmayı bir […]
Miyuki Miyabe – Gölge Aile
Başlık: Şoktayım Sınavlar açıklandı. Tam bir rezalet! Gerçekten o kadar çok çalışmıştım ki notlarımı gördüğümde gözlerime inanamadım. Hocayla bir konuşma yapmam lazım. Bu büyük haksızlık. Bazıları gibi kaytardığım falan da yoktu. Çoğu kaytarıyordu, ama notları felaket olan bir ben varım. Babam, elimden geleni yaparsam karşılığını mutlaka alacağımı söylemişti. Koca bir yalan değil mi şimdi bu? […]
Mithat Bahari Beytur & Recep Kibar – Mesnevi – Mevlana
Daha önce değişik formatlarda bastığımız Tahirü’l-Mevlevî’nin Mesnevî çevirisinin yeni baskısını yepyeni bir yüzle Mesnevî dostları ile buluşturduğumuz için büyük bir mutluluk içindeyiz. Yenikapı Mevlevîhanesi’nin son Mesnevîhanı Tahirü’l-Mevlevî’nin hayatının büyük bir bölümünü adadığı Mesnevî derslerinden meydana gelen, daha önce Mesnevî Şerhi olarak yayınlanan kıymetli eserinden imbikle süzerek hazırladığımız elinizdeki Mesnevî tercümesini yayınlarken tek gayemiz okuyucuyu Mesnevî […]
Erik Orsenna – Dokuz Gitarda Dünya Tarihi
Nerede? Dokuzlarla dolu hüzünlü aralık ayında, 1 bu küçük sözcük, sayısız gitarseverin kafasını kurcalayıp duruyordu: Sarılar, Siyahlar, Beyazlar ya da dünyanın dört bir yanından çıkagelmiş melezler; Rio, Chicago, Berlin, Yokohama gibi güzel kent merkezlerinde ya da en çileli varoşlarda oturan, kulakları gümüş küpeli gençler, kravatlı ihtiyarlar… Bu yüzyıl ve binyıl sonunda, tanrılar yorgun düşmüşlerdi ve […]
Erik Jan Zürcher – Savaş, Devrim ve Uluslaşma – Türkiye Tarihinde Geçiş Dönemi (1908-1928)
Atatürk’ün Nutuk’u Üzerine; 927 yılının Ekim ayında, Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhuriyet Halk Partisi kurultayında verdiği söylev, toplam 35 saat 33 dakika sürmüş ve altı güne yayılmıştır. Bu makalede, modern Türkiye tarihi ve tarihyazımında Nutuk’un oynadığı rolü incelemek istiyorum. Bu konu şahsım için özellikle büyük bir önem taşımaktadır, zira araştırmalarım süresince, gerek 1978-1984 arasında, İttihad ve […]
Erik Jan Zürcher – İmparatorluktan Cumhuriyete Türkiye’de Etnik Çatışma
Türkiye toplumu yakın tarihini ilgilendiren birçok önemli konuda bilgilenmeden fikir sahibi olma alışkanlığını giderek terk ediyor. Resmî ve tek bir tarih anlatısının egemen olmadığı, tarihin farklı yorumlarının herkesin bilgisine açık olduğu bir toplum olma yolunda ilerliyor. Bir toplumun demokratikleşmesi, aynı zamanda kendi tarihiyle hem olaylar hem de bunların farklı yorumları olarak yüzleşmesiyle mümkündür. Kendi tarihi […]
Erich Scheurmann – Göğü Delen Adam
Bu konuşmayı 1 Avrupa’da yayımlamak ya da bastırmak gibi bir niyeti kesinlikle yoktu Tuiavii’nin. Bunlar sadece kendi Polinezyalı halkı için düşünülmüştü. Ben onun bilgisi dışında ve kuşkusuz ona rağmen bu yerlinin konuşmalarını Avrupa’nın okur çevresine yine de aktarıyorsam bunun elbette bir nedeni var: Doğayla henüz iç içe bir insanın bizim kültürümüze hangi gözlerle baktığını öğrenmek […]
Erich Maria Remarque – Zafer Abidesi
Kadın, hızlı ve sendeleyen adımlarla yürüyordu. Bununla beraber Ravic, kendisiyle bir hizaya gelinceye kadar onu görememişti. Solgun rengi, çıkık elmacık kemikleri birbirinden ayrık gözlerle, çehresi âdeta, yere düşse paramparça olabilecek sert bir maskeyi andırıyor ve sokak lâmbasından vuran ışık gözlerine donuk, boş bir ifade veriyordu. Kadın o kadar yakınından geçmişti ki, az daha kendisine çarpacaktı. […]
Erich Maria Remarque – Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı
Afrika’dakinden başka türlü kokuyordu Rusya’daki ölüm. Afrika’da da ölüler ağır İngiliz ateşi altında cepheler arasında çoğu kez uzun süre gömülmeden kalmıştı, ama güneş çabuk tutmuştu elini. Geceleri esen rüzgâr, o iç bayıltıcı, leş gibi ve ağır kokuyu da birlikte taşımıştı hep. İçleri gaz dolan ölüler sessiz, tüm umutlarını yitirmiş ve her biri kendi başının çaresine […]
Erich Maria Remarque – Tanrı’nın Gözdesi Yok
Clerfayt arabasını bir benzin istasyonunda durdurdu, kornaya bastı; istasyonun önündeki kar temizlenmişti. Kargalar telefon direklerinin çevresinde çirkin sesler çıkarıyorlardı, arka taraftaki küçük atölyeden çekiç sesleri geliyordu. Ses kesildi, on altı yaşlarında bir çocuk dışarı çıktı, kırmızı bir kazak giymişti, metal çerçeveli gözlüğü vardı. Clerfayt, “Depoyu doldur, ” dedi ve arabadan indi. “Süper mi? ” “Evet. […]
Erich Maria Remarque – Ölesiye Yaşamak
“Şöyle bir kez eski günlerden söz edecek olursam kınamayın beni. Dünya yeniden kıyamet gününün donuk ışığı içine düştü; yeniden kan kokusu duyuluyor. Oysa son yıkımın daha tozları bile uçup gitmiş değil. Laboratuarlar ve fabrikalar bütün dünyayı bir anda havaya uçurabilecek silahları ortaya çıkarmak için yeniden var güçleriyle çalışmaya koyulmuş bulunuyorlar. Bunu da barışı sağlamak için […]
Erich Maria Remarque – Hayat Kıvılcımı
Bir iskeletten farksız 509 numara, kafasını yavaş yavaş kaldırdı ve gözlerini açtı. Bir baygınlık mı geçirdiğini, yoksa uyuya mı kalmış olduğunu kestiremiyordu. Zaten bu iki hal arasında pek fazla fark var denilemezdi; epeydir süren açlık ve yorgunluk onu bu hale sokmuştu. Her iki hal de, yosunlu derinliklere doğru ve suyun üzerine bir daha çıkmak ümidi […]
Erich Maria Remarque – Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok
Bu kitap; ne bir şikayettir, ne de bir itiraf. Harbin yumruğunu yemiş, mermilerinden kurtulmuş olsa bile, tahriplerinden kurtulamamış bir nesli anlatmak isteyen bir deneme, sadece. Cepheden dokuz kilometre gerideyiz. Bizi dün değiştirdiler; şimdi karnımız kuru fasulye ve sığır eti dolu; tok ve memnunuz. Hepimizin aş kablarımızda akşam yemeği de hazır; üstelik çift porsiyon sucuğumuz, ekmeğimiz […]
Erich Fromm – Umut Devrimi
Bu kitap, yazarın, Amerika’nın 1968 yılında içinde bulunduğu duruma tepkisini dile getirmektedir. Kitaptaki görüşler, bir yol ayrımında bulunduğumuz kanısından doğmuştur: Yollardan biri — termonükleer savaşla yok edilmemişsek eğer — insanı, çaresiz bir dişlisi haline getiren tümüyle makineleşmiş bir topluma ulaşmakta, di-ğeriyse, insanlığın ve umudun yeniden doğmasına — tekniği insanın hizmetine sokan bir topluma açılmaktadır. Kitap, […]
Erich Fromm – Psikanaliz ve Din
Bu kitap, ahlak psikolojisi üzerine bir inceleme olan Man for Himself’te (Kendini Savunan İnsan) belirtilen düşüncelerin bir uzantısı olarak görülebilir. Ahlak ile din birbiriyle yakından ilişkilidir ve bu nedenle de bir miktar örtüşür. Man for Himself’te vurgu tümüyle ahlak üzerinedir, oysa bu kitapta din sorunu üzerine odaklanmaya gayret gösterdim. Bu kitapta yer alan görüşler hiçbir […]
Erich Fromm – Kendini Savunan İnsan
Bu kitap, pek çok bakımlardan, içinde çağdaş insanın kendinden ve özgürlüğünden kaçışını çözümlemeye çalıştığım özgürlükten Kaçış (Escape from Freedom) adlı kitabımın bir devamıdır. Bu kitapta insanın kendini ve yeteneklerini gerçekleştirmesine yol açan ahlak felsefesi (etik) sorununu, kurallan ve değerleri ele alıyorum. Özgürlükten Kaçış’ta dile getirmiş olduğum belli düşünlerin bu kitapta yinelenmelerini engelleyemediğini gibi, bu yinelemelere […]















