SAN FRANSİSCO, turistler için oldukça büyük ve ilginç bir kenttir. Bu kente sert bir kasım gecesi, saat on sularında eşyasız ve habersiz olarak, çok uzaklardan bir yolcu gelmişti. Ortalıkta sisli havanın sessizliği ve rüzgârın Embarkadero boyunca yayılan rıhtım süprüntüleri arasından gelen hafif uğultusu vardı. Sisin kararttığı sulara baktı; römorkör seslerini ve Hunter’s Point’ten, Farallans’a kadar […]
Emil Michel Cioran – Tarih ve Ütopya
ONCA YILLIK sessizlikten sonra, bir zamanlar bizim olan ve artık hiç kimsenin olmayan o ülkeden, size uğraşlarımı, oturma ve gezme şansına sahip olduğumu söylediğiniz bu “harika” dünyayı ayrıntılı bir şekilde nakletmem için sıkıştırıyorsunuz beni. Size, uğraşsız bir insan olduğumu ve bu dünyanın hiç de harika olmadığını söyleyebilirim. Ancak bu kadar kısa ve özlü bir cevap, […]
Emil Michel Cioran – Çürümenin Kitabı
Aslında her fikir yansızdır, ya da öyle olmalıdır; ama insan onu canlandırır, alevlerini ve cinnetlerini yansıtır ona; saflığını yitirmiş, inanca dönüştürülmüş fikir, zaman içindeki yerini alır, bir olay çehresine bürünür; Mantıktan sara hastalığına geçiş tamamlanmış olur… İdeolojiler, doktrinler ve kanlı şakalar böyle doğar. İçgüdüsel olarak putlara taptığımızdan, düşlerimizin ve çıkarlarımızın nesnelerini kayıtsız şartsız şeyler haline […]
Emil Michel Cioran – Burukluk
Kararsızlar okulunda yetişip parça ile ize tapan bizler, yalnızca vakaların önem taşıdığı klinik bir zamana aidiz. Bir yazarın sustuklarının, söylemiş olabileceklerinin, dilsiz derinliklerinin üzerine eğiliriz. Bir eser bırakırsa, kendini izah ederse, tarafımızdan unutulmayı teminat altına almış olur. Gerçekleşmemiş sanatçının sihri… hayal kırıklıklarının dinmesine ses çıkarmayan, onlara meyva verdirmeyi bilmeyen bir mağlubun… Heyecan kaynaklarımız olan ve […]
Elvin Azar Süzer – Ana Tanrıça Şeytan
Araştırmacı yazarlık, zeki bir katil tarafından işlenmiş bir cinayeti inceleyerek, suçluyu bulmaya benzer. Kişiler ve olaylar önünüzde saf saf durmaktadırlar; görüntüde her şey normal, herkes suçsuzdur. Oysa ortada bir ceset olduğuna göre kişilerden biri yalan söylüyor, kendini suçsuz olarak göstermeyi başarıyordur. Sizin göreviniz ise elinizdeki ipuçlarını değerlendirerek onu deşifre etmek ve cinayet işleyerek elde ettiği […]
Elmalılı Meali – Kuran-ı Kerim
Ellery Queen – Y’nin Esrarı
SOĞUK BİR ŞUBAT GÜNÜ küçük bir balıkçı gemisi kurşuni dalgalarla boğuşa boğuşa New York limanına giriyordu. Ambarda pek az balık vardı. Pis güverte karmakarışıktı. Bir şişe elden ele dolaşıyor, ıslak muşambaları içinde titriyen balıkçılar kaptana, denize ve karanlık semaya küfredip duruyorlardı. Küpeşteye dayanmış olan iriyarı bir gemici somurtkan bir tavırla köpüklü dalgaları seyrederken birdenbire irkildi. […]
Ellen Meiksins Wood – Sınıftan Kaçış Yeni ‘Hakiki’ Sosyalizm
Bir yazar, on yılı aşkın bir süre önce yayınlanmış bir kitaba, özellikle de belirli bir siyasal konjonktürde ve çok belirli, kısa ömürlü bir entelektüel akıma yanıt olarak yazılmış olan bir kitaba geriye dönüp baktığında mutlaka belli bir huzursuzluk hisseder. Şu ya da bu belirlemeyle ya da yargıyla ilgili kaçınılmaz pişmanlıklar söz konusudur. O zamanlar önemli […]
Ellen Alpsten – Çariçe Katerina
Sevgili kocam, bütün Rusların kudretli Çar’ı, öldü; üstelik de tam zamanında. Bir an için orada, kışlık sarayın üst katındaki yatak odasında, zaman donakaldı. Yüksek tavanda asılı avizelerdeki mumların alevi huzursuzca titreşiyor ve odaya puslu, kararsız bir aydınlık veriyordu. Işıklar duvarlardaki yüksek aynalarda dans ediyordu; karanlık köşelerde gölgelerin titreşmesine neden oluyor, Flaman işi goblene nakşedilmiş figürlere […]
Elizabeth Moon – Karanlığın Hızı
Sorular, sürekli sorular. Üstelik soruların cevaplarını almak için beklemediler bile. Üst üste sorular sorarak, her anı sorularla doldurarak, algılan engelleyip soruların dikenlerini batırarak hep acele ettiler. Ve yöntemler. Eğer, “Lou, bu nedir?” olmazsa, “Bana bunun ne olduğunu söyle,” olurdu. Bir kase. Her zamanki kase. Bu bir kase ve çirkin bir kase, sıkıcı bir kase, hiçbir […]
Elizabeth Gaskell – Eşler ve Kızlar
Çocukluğun eski, sıkıcı işleriyle başlayalım. Ülkenin birinde bir eyalet vardı ve o eyalette bir şehir vardı ve o şehirde bir ev vardı ve o evde bir oda vardı ve o odada bir yatak vardı ve o yatakta küçük bir kız yatıyordu; tamamen uyanıktı ve kalkmaya can atıyordu ama yan odadaki görünmeyen güçtenbir saat gibi kendi […]
Elisabeth M. Dodge – Gümüş Patenler
Çok zaman önce Hollanda’da soğuk bir eylül sabahı, yoksul giyimli iki çocuk donmuş bir kanalın kıyısına çömelmişlerdi. Güneş henüz doğmamıştı. Ama ufuktaki kurşuni duman yavaş yavaş aralanıyor, doğan günün aleviyle giderek aydınlanıyordu. Çalışkan Hollandalılar sevinçle yeni doğan güne kendilerini hazırlıyorlardı. Dolu sepetlerini başlarının üzerinde taşıyan köylü kadınları kanalın ayna gibi parıldayan yüzeyinden hafif adımlarla, kayarcasına […]
Elio Vittorini – Sicilya Konuşmaları
O kış, öfke nöbetlerinin pençesine yakalanmıştım. Burada onları anlatmaya kalkışacak değilim, çünkü asıl anlatmak istediğim şey bunlar değil. Ama bu nöbetlerin pek öyle kahramanca bir yanı olmayan, soyut, gerçeklikleri bile tartışılabilir duygular olduğunu söylemem gerek. Yok olup gitmekte olan insanlıkla ilgili bir çeşit öfkelenmeydi bu. Uzun süredir bu nöbetler yakamı bırakmıyordu, bu yüzden umutsuzluk içindeydim. […]
Elias Lönnrot – Kalevala (Fin Destanı) Cilt 2
Kalevala, Fin Halkı’nın Destanıdır. Yüz yıldan daha önceki zaman içinde — Destanın ilk yayınlanma tarihi 1835 dir — bir köy terzisinin oğlu ve mesleği doktorluk olan Elias Lönnrot, tesbit ettiği notlarına dayanarak, büyük değer taşıyan bir yurt hizmetini yerine getirdi. Asıl görevi doktorluğunu bir kenara bırakıp, yıllarca bir köyden bir başka köye faşındı ve oralarda, […]
Elias Lönnrot – Kalevala (Fin Destanı) Cilt 1
Elinizdeki Kalevala, Finlandiya Edebiyat Cemiyeti’nin 1940 tarihinde, yirminci baskı olarak, yayınladığı ve Elias Lönnrot’un bir önsözünü ihtiva eden Fince aslından çevrilmiştir. Kalevala, bir Destan olduğuna göre, tercemesinde, mümkün olduğu kadar, metne sadakat gerektiği göz önünde tutulmuştur. Kalevala’nın yabancı dillere çevrilmesinde, çoğunlukla (nesir) yolu tercih edilmekte ve özetlemeye gidilmektedir; Finlandiya okullarında yapılan olağan öğretimde de bu […]
Elias Canetti – Kurtarılmış Dil, Bir Gençliğin Öyküsü
En eski anım, kırmızıya bulanmıştır. Bir hizmetçinin kollarında bir kapıdan çıkıyorum, önümdeki döşeme ^kırmızı; solda, aşağı inen merdiven var, o da kırmızı. Karşımızda, aynı yükseklikte, bir kapı açılıyor ve gülümseyen bir adam çıkıyor, dostça bir tavır içinde bana doğru yürüyor. Doğru yanıma geliyor, duruyor ve diyor ki: “Dilini göster bakayım.” Dilimi çıkarıyorum. Cebine uzanıyor, bir […]















