Ekrem Acar – Bağırıp Çağırmadan Çocuk Eğitimi

Anne ve baba olmak, yalnızca aynı evin paylaşıldığı ortak bir yaşam kurmaktan ibaret değildir. Aile olmak: Birbirini anlamak; birbirinin duygularını, düşüncelerini paylaşmak, birbirine yakın olmak ve her bir aile bireyiyle ayrı ayrı iletişim kurmak .demektir Genellikle “Ana – babalık, önceki kuşaklardan veya yaşayarak deneyimler sonucu öğrenilir” denilse de ana babalık; diğer tüm öğrendiklerimiz gibi öğrenilebilir. […]

Mihail Bulgakov – Genç Bir Doktorun Anıları

At üstünde ıssız köy yollarından hiç geçmemiş birine anlatacak bir şeyim yok; ne de olsa anlamayacak bununla ilgili anlatacaklarımı. Geçene de hatırlatmayı hiç istemem. Kısa ke yola çıktık. Güya arabayla gidiyoruz… Aman ya Rabbi! Yayan daha hızlı giderdik. Arabanın bir tekeri çukura saplanıyor, diğeri havada kalıyor, bavul ayaklarımın üstüne düştü. Küt… Önce bir yana, sonra […]

Mihail Bulgakov – Beyaz Muhafız

1918, devrimden sonraki ikinci yıl, hem harika, hem de korkunç bir yıldı. Yazı bol güneşli ve sıcak, kışı karlı mı karlıydı. Gökyüzünün en tepesinde iki yıldız dururdu: Çobanyıldızı, diğer adıyla akşam yıldızı Venüs ve titrek kırmızı Mars. Fakat kanlı günlerde olduğu gibi barış günlerinde de yıllar adeta bir ok misali uçup gidince yılbaşı ağaçlarının, Noel […]

Miguel de Unamuno – Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz

Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz! Bu kitabın kapağına Dört Örnek Öykü de yazabilirdim. Dört! Niçin? Çünkü bu Önsöz de bir öyküdür. Bir öykü, bunda anlaşalım ve bir nivola değil, bir öykü. Bu nivola sözcüğünü ilk kez uzun bir öyküm için –Ne öykü ama!–, Sis için kullanmıştım, orada açıkladım, eleştirmenlerim için bulduğum bir çıkış yolu […]

Miguel De Unamuno – Sis

Don Miguel de Unamuno, yakın dostum Augusto Pérez’in bu denli acıklı öyküsünü ve gizemli ölümünü anlattığı bu kitabına bir önsöz yazmam için diretti. Senyor Unamuno’nun istekleri benim için sözcüğün tam anlamıyla birer emir oldukları için yazmaktan başka çarem yoktu. Zavallı dostum Pérez’in işi, kendi varoluşundan kuşkulanmaya dek Hamletvari aşırı kuşkuculuğu bende olmasa bile, psikologların özgür […]

Miguel De Cervantes – Don Kişot (Antik)

Miguel de Cervantes Saavedra, baba tarafından Endülüslü, anne tarafındansa Yenikastilyalı bir ailenin çocuğudur. 1547’de, üniversite şehri Alacala de Henares’de dünyaya gelir. Çok küçük yaşlardan itibaren şiire ve oyunculuğa ilgi duyduğunu, “Parnas’a Yolculuk” adlı manzum eserinde bizzat anlatır. 1568 yılı Cervantes’in hayatında bir dönüm noktası olur. Bir düelloda karşısındaki kişiyi yaralar. Olay mahkemeye intikal eder. Bunun […]

Miguel De Unamuno – Çırpınış

Julia’nın eşsiz güzelliği, tarihî bir şehir olan Renada ve dolaylarında dillere destan olmuştu. Şehrin güzellik kıraliçesi gibiydi Julia; şehrin mimari hazineleri arasında canlı, diri bir anıttı adeta. Civar halkı: ‘Katedrali ve Julia Yanyez’i görmeye Renada’ya gidiyorum,’ derlerdi. Onu görmeye gelenler, güzel kızın gözlerinde yaklaşan bir faciayı önceden hisseden endişeli bakışlar buluyorlardı. İ bir işe yaramayan, […]

Miguel De Cervantes – Yüce Sultan

La gran sultana Osmanlı İmparatorluğunun tüm görkemini gözler önüne seren bir sahneyle, Osmanlı padişahının cuma namazını kılmak üzere, yaya ve atlı altı bin yeniçeri eşliğinde Topkapı Sarayı’ndan Ayasofya’ya gidişiyle başlar. Tiyatro sahnesinin sınırlarını aşan Cervantes’in gözleri bir sinema kamerası gibi geçit törenini izlemeye gelen düzenli kalabalığın, geçit sırasında padişaha arzuhallerini sunmak için bekleyen halkın panoramik […]

Edward W. Said – Entelektüel Sürgün, Marjinal, Yabancı

1948’de Bertrand Russell’ın başlattığı Reith Konferanslarına Robert Oppenheimer, John Kenneth Galbraith, John Searle gibi birçok Amerikalı da katılmasına rağmen Amerika’da bu konferansların bir benzeri yok. Arap dünyasında yetişen bir çocukken bunlardan bazılarını radyodan dinlemiştim. Toynbeön’de 1950’de verdiği konferansları hatırlıyorum mesela; o zamanlar BBC hayatımızın çok önemli bir parçasını oluşturuyordu; bugün bile “bu sabah Londra radyosunda…” […]

Eduardo Galeano – Ve Günler Yürümeye Başladı

Mayalar, Yahudiler, Araplar, Çinliler ve bu dünyanın diğer birçok sakini için bugün yılın ilk günü değil. Bugünün tarihi Roma tarafından, Vatikan Roma’sı tarafından, kutsanmış emperyal Roma tarafından icat edildi ve yılların bu sınır kavşağını bütün insanlığın kutladığını söylemek oldukça abartılı bir ifade. Ama şunu kabul etmek gerekiyor: zaman bize, yani gelip geçici yolcularına karşı yeterince […]

Eduardo Galeano – Gölgede ve Güneşte Futbol

Tüm Uruguaylılar gibi ben de futbolcu olmak istedim. Doğrusu çok da güzel oynuyordum, hatta harikaydım bile denebilir; ama yalnızca geceleri rüyamda. Gündüzleri, ülkemin sahalarındaki çarpık bacaklı oyunculardan en kötüsü bendim. Taraftar olarak da pek iyi sayılmazdım. Juan Alberto Schiaffino ve Julio Cesâr Abbadie, Peñarol’de oynuyorlardı, yani rakip takımda. Gerçek bir Nacional taraftarı olarak, ben onlara […]

Eduardo Galeano – Biz Hayır Diyoruz

Büyük Britanya’dan, İtalya’dan, İspanya’dan ve Almanya’dan büyük dedeler: Honduras’ta bir İsveç konsolosu çehresi. Bununla beraber her zaman Machu Picchu’nun taşları ya da ülkemin çakılları kadar Latin Amerikalı olduğumu biliyordum. Bunu biliyordum ve biliyorum, bir şey nasıl gerçekten biliniyorsa öyle: İçimde, en derinlerimden kafama doğru yolculuk ederek, tersine değil. Hâlâ kendisinden habersiz olan topraklara aitim. Kendisini […]

Edouard Chavannes – Çin Kaynaklarına Göre Batı Türkleri

Elinizdeki eser dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm tarihi metinlere bir giriş mesabesindedir ve ayrıca Batı Türk prenslerinin soy ağacı ve iktidar tarihleriyle, Türklerin yaşadıkları ülkelerin siyasi haritasını çıkarmaya yardımcı olacak iki güzergahın incelenmesini içermektedir. İkinci bölümde Sui-şu, Kiu T’ang-şu ve T’ang-şu’da Batı Türk-leriyle ilgili olarak anlatılan bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölüm, resmi tarihlerin değişik bölümlerinde ve […]

Edmond Harnilton – Mazisiz Adam

İnsanın bir şahsiyeti vardır. Değil mi ya? Her insan, hakikî bir dünyada, hakikî bir muhit içinde, malûm şahsiyetiyle hakikî bir hayat yaşar. İnsan kendi muhiti içinde müspet ve müşahhas bir varlıktır. Fakat günün birinde, daha doğrusu bir günün birkaç saati içinde insanın, etrafındaki bu muhit, hakikî olarak bildiği bu dekor, bu müspet dünya kumdan yapılmış […]

Edith Wharton – İki Kız Kardeş

New York’ta trafiğin miskin atlı arabaların hızında seyrettiği, sosyetenin Müzik Akademisinde Christine Nilsson’u alkışladığı ve Hudson Nehrindeki günbatımlarının tadını Ulusal Tasarım Akademisinin duvarlarında çıkardığı günlerde, tek bir vitrini bulunan, göze batmayan bir dükkânı da Stuyvesant Meydanı’na bitişik mahallenin kadın sakinleri beğenip tercih ediyorlardı. Çok küçük bir dükkândı burası, gözden düşmüş bir yan sokakta, berbat bir […]

Edip Cansever – Yerçekimli Karanfil (Toplu Şiirleri 1)

MASA DA MASAYMIŞ HA Adam yaşama sevinci içinde Masaya anahtarlarını koydu Bakır kâseye çiçekleri koydu Sütünü yumurtasını koydu Pencereden gelen ışığı koydu Bisiklet sesini çıkrık sesini Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu Adam masaya Aklında olup bitenleri koydu Ne yapmak istiyordu hayatta İşte onu koydu Kimi seviyordu kimi sevmiyordu Adam masaya onları da koydu Üç kere üç […]