Anton Pavloviç Çehov – Doktor Çehov’dan Öyküler

“Tıp, nikâhlı karım benim, edebiyat ise metresim. Birine kızarsam geceyi öbürüyle geçiriyorum. Bu davranışımı belki biraz uygunsuz bulabilirsin ama en azından sıkıcı değil. Hem zaten, benim bu ikiyüzlülüğümden ikisinin de bir şey kaybettiği yok.” Anton Çehov (1860-1904), 1888 yılında, bu “aşk üçgeni reçetesi”ni, yakın dostu ve yayıncısı Aleksey Suvorin’e açıkladığında, yalnızca yirmi sekiz yaşında bir […]

Anton Pavloviç Çehov – Büyük Oyunlar

Birinci Perde İvanov yurtluğunun bahçesi. Solda evin teraslı ön yüzeyi. Pencerelerden biri açıktır. Terasın karşısındaki geniş, yarım daire biçimindeki alandan bahçenin daha uzak yerlerine, ortadan ve sağdan ağaçlı yollar uzanıyor. Sağda bahçe sıraları ve masaları. Masalardan birinde bir lamba yanmaktadır. Hava kararmakta. Perde açılırken, evden bir piyano-viyolonsel ikilisi işitilir… ivanov, borkin (İvanov masalardan birinde kitap […]

Anton Pavloviç Çehov – Besleme

Geceyarısı. On üç yaşındaki besleme Varka, beşiği sallarken bir yandan da uykulu bir ninni tutturmuş, mırıldanıyordu: Uyusun da büyüsün, ninnii, Tıpış tıpış yürüsün, ninnii… Meryem Ana tasvirinin önünde küçük, yeşil bir lâmba yanıyor. Odanın bir başından öteki başına gerili ipte, kurumaları için kundak bezleri, iri, kara pantolonlar asılı. Lâmbanın ışığı, tavanda geniş, yeşil bir yuvarlak […]

Anton Pavloviç Çehov – Ayı

Hümanizma ruhunun ilk anlayış ve duyuş merhalesi, insan varlığının en müşahhas şekilde ifadesi olan sanat eserlerinin benimsenmesiyle başlar. Sanat şubeleri içinde edebiyat, bu ifadenin zihin unsurları en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir milletin, diğer milletler edebiyatını kendi dilinde, daha doğrusu kendi idrakinde tekrar etmesi; zekâ ve anlama kudretini o eserler nispetinde artırması, canlandırması ve […]

Anton Pavloviç Çehov – 6. Koğuş

Hastahanenin avlusunda, avret otlarının, ısırganları» ve yabani kenevirlerin teşkil ettiği koca bir ormanla çevrili küçük bir pavyon vardır. Çatısı paslanmış, bacası yarı yarıya yıkılmış, antresinin çürümüş basamaklarında otlar fışkırmış ve sıvalarından ancak izler kalmıştır. Pavyonun ön cephesi hastahaneye bakar; arka cephesi ise – hastahanenin, üzerine çiviler çakılmış kurşunî renkli tahta perde-sile ayrılan – tarlaya nazırdır. […]

Agatha Christie – Hercule Poirot – Styles’teki Esrarengiz Vaka

«Styles Olayı» olarak halk arasında isimlendirilen konu, şimdi biraz unutulmuş bulunuyor. Maamafih dostum Poirot ve Styles ailesi taraf ından olayı yazmakla görevlendirildiğim için memnunum. Bilhassa Styles ailesinin beni bu işle görevlendirmesinde amacı, dönen dedikoduların önünü almaktır. Yaralı olduğum için, geri hizmete alınmıştım. Birkaç ay hastanede geçirdikten sonra dört hafta istirahatle çıktım. Samimi bir dost ve […]

Agatha Christie – Hercule Poirot – Sonuncu Kurban

Poirot’nun Elindeki İpuçları: • Kolayca bulunan bir ceset… • Kolayca bulunmayan bir ceset… • Eski bir çardak… • Yeni bir pavyon… • Bir Çinli şapkası… • Bir yol çantası… • Lüks bir yat… • İnce bir kordon… • Üç anahtar… Poirot’nun Kendi Kendine Sorduğu Sorular: • Miss Brewis pasta hakkında yalan mı söylemişti? • Hattie, […]

J. Jose Millas – Sakın Yatağın Altına Bakma

Bİ Savcı Elena Rincon ile görevli adli tabip, Lopez de Hoyos’da bir cesetle ilgilenmişer, resmi arabayla nöbetçi mahkemeye dönüyorlardı. Şför şşın suratlı, gencecik bir delikanlıydı; yanındaki koltukta uyuklayan zabıt kâtibinin baş ikide birde önüne düşyor, kucağndaki bond çantaya çarpıyordu. Saat sabahın üçüydü, açıklanması mümkün olmayan bir ilgiyle ıssız kaldırımları incelermişgibi görünen savcının zihninde, yüzü onun […]

Milan Kundera – Yavaşlık

Akşamdan gidip geceyi bir şatoda geçirme tutkusuna kapıldık. Fransa’da çoğunu otele dönüştürdüler şatoların: yeşilliğin kökünün kazındığı çirkin bir alanda yitmiş el kadar yeşillik parçası; uçsuz bucaksız bir yol ağının ortasında bir sığınak, hıyabanlar, ağaçlar ve kuşlar sığınağı. Arabayı ben kullanıyorum, arkamdan gelen arabayı dikiz aynasında izliyorum. Soldaki küçük ışık göz kırpıp duruyor ve arabada sabırsızlık […]

Milan Kundera – Yaşam Başka Yerde

YA DA Şair dünyaya geliyor 1 Şaire nerede gebe kaldığını düşündüğünde annenin aklına üç olasılık geliyordu: bir gece park kanapesinde, bir öğleden sonra şairin babasının bir arkadaşının evinde ya da bir sabah Prag dolaylarındaki romantik bir köşede. Aynı şeyi baba düşündüğünde, şairin, arkadaşının evinde ana rahmine düştüğü sonucuna varıyordu, çür»kü o gün her şey ters […]

Milan Kundera – Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

1950 sonrasının Doğu Avrupa romanını ilkin “sosyalist gerçekçi” eserlerden tanımıştık. Formüllere göre yazılan bütün edebiyatlar gibi, belirli bir klişeleşme, standartlaşma, bir “ortalamalık” vardı bu romanlarda. Anti-Nazi direniş, yeni toplumsal düzenin kuruluşu vb. ortak değer yargıları, ortak yaklaşım, ortak üslupla anlatılıyordu. Bu “gerçekçi”liğin, sözkonusu ülkelerdeki “gerçek”liğe pek uymadığı da seziliyordu. Daha sonraları, Sovyetler Birliği de dahil […]

Milan Kundera – Gülüşün ve Unutuşun Kitabı

1948 yılı şubatında, Komünist Partisi Başkanı Klement Gottwald, Prag’da, eski kentin en büyük alanında toplanan yüz binlerce hemşerisine söylev vermek üzere, barok stili bir sarayın balkonuna çıktığı zaman, bu olay, Bohemya tarihinde, eşine ancak bin yılda birkaç kez rastlanabilen türden ve ülkenin kaderini etkileyen büyük bir dönüm noktası oluyordu. Gottwald’ın çevresini arkadaşları sarmıştı ve yanında, […]

Milan Kundera – Gülünesi Aşklar

Milan Kundera, bütün yapıtları arasında en çok Gülünesi Aşklar’ı büyük keyifle, zevkle yazmış olduğunu söyler. Yedi öyküden oluşan bu kitapta, yazarın daha sonraki romanlarında geliştireceği aşk, yalan, yanılsama gibi temaların özünü, özgün ve yenilikçi anlatım tekniklerini bulmak mümkün. Hayatı, yanılsamalar üzerine kurulu bir parodi olarak sunduğu Gülünesi Aşklar’daki öyküler, 1958 ile 1968 arasında yazılmış. Milan […]

Milan Kundera – Bilmemek

– Burada ne işin var? Sesi ters değildi, ama nazik de sayılmazdı, Syivie kızmıştı. – Ya nerede olacaktım, diye sordu lreııa. – Evinde! – Yani, burası artık besim evim değil, onu mu demek istiyorsun? Elbette Syivie onu Fransa’dan kovmak, ona istenmeyen bir yabancı olduğunu düşündürmek istemiyordu: “Ne demek istediğimi biliyorsun!” – Evet, biliyorum, ama acaba […]

Milan Kundera – Ayrılık Valsi

Sonbahar başlıyor ve ağaçlar sarıya, kırmızıya, kahverengine dönüşüyor; güzelim vadiciğin ortasındaki küçük kaplıca kenti, bir yangınla çevrelenmiş gibi. Kemerli avluda, kadınlar gidip geliyorlar, kaynaklara doğru eğiliyorlar. Çocuk doğuramayan kadınlar bunlar, kaplıcanın sularında, doğurganlık bulmayı umuyorlar. Buraya gelenler arasında erkek çok daha az, ama yine de birkaç kişi görülüyor, çünkü söylendiğine göre sular, doğurganlık sağlayan erdemlerinin […]

Mikhail Bakhtin – Karnavaldan Romana

Mikhail Bakhtin yazarlığının en erken döneminde, yani 1920’lerin başlarında yazdığı “Estetik Etkinlikte Yazar ve Kahraman” 1 başlıklı incelemede, insanın başkalarına nasıl göründüğünü görmek için aynaya bakmasının ne denli boş, hatta sahtekarca bir çaba olduğundan söz eder. Hiç kimseye aynada kendimize göründüğümüz gibi görünemeyiz çünkü aynadaki imge bir başkasına bakmayan, bir başkasının bakışını öngörmek ve yanıtlamak […]